15 Temmuz işgal girişimi sonrası bir gece tuhaf bir rüya gördüm. Bazı şahıslar, ilginç kisveleriyle kendilerini tanıttıktan sonra kısa mesajlar verdiler. Bunları sizlerle paylaşıp paylaşmamayı çok düşündüm ama kararımı verdim: Paylaşmalıyım. Ve işte o şahıslar ve bana ilettikleri serzenişler…
Abdullah b. Übey b. Selül: "Beni Müslümanlar sevmezler, bunu biliyorum. Zaten ben de sevmem onları. Yaşadığım müddetçe kendi asıl inancımı gizleyerek onlardan gibi göründüm. Sizin yazarlarınızdan Mustafa Öztürk adında biri, Fethullah'ı benim evladım gibi sundu. Yani buna çok alındım. Ben hiç elime kılıç, ok, mızrak alıp kendi milletime, Muhammed'in ashabına saldırdım mı? Bana çok haksızlık yaptı. Ben, Fetullah'ın eline su dökemem. Evet, Müslümanların birbirine düşmesi, başarılı olmamaları için çok çalıştım ama onlar gibi yapmadım hiçbir zaman ve bu tür yakıştırmalardan şikayetçiyim. Bu kadarı da olmaz hani…"
Haşhaşi: "Kullandığımız bazı benzer yöntemlerden hareketle, Fethullah Gülen ve adamları en çok bize benzetildi. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı bunda pek haksız da sayılmaz. Ama biz tüm faaliyetlerimizdeki gizliliğimize rağmen, düşünce ve ideallerimiz açısından aşikar bir yapıdaydık. İnsanlar bizim gerçek düşüncelerimizi biliyordu. Örneğin ehli sünnet yönetimine karşı açık bir tavrımız vardı. Sadece onları yok etme mücadelemiz gizliydi. Hem biz devletin kurumlarına sızma işini bunlar gibi bir yol izleyerek yapmadık. Ayrıca bunlar tüm bu işleri haşhaş kullanmadan yaptılar. Bize haksızlık yapılıyor. Olmaz hani…"
Şakird:"Bediüzzaman Hazretleri, Risale-i Nurları okuyanlara bu ismi verdi ve bizler de şerefle kullandık. Risaleleri okumakla, iman hakikatlerini öğrenmekle, kulluğumuzun bilincine varmaya çalıştık. Fethullah Gülen'in adamları asla şakird olmadı, olamaz. Bu ismi lekelemeye hakları da yoktur. Bunun için iadei itibar istiyorum."
CIA'dan bir yetkili: "Gulenistler, bizi tam anlayamadı, aldığımız kararları tam uygulayamadı. Ne güzel devlet içerisine sızmış, dünyanın pek çok ülkesinde okullar açmasına yardımcı olmuş, yerleştirdiğimiz adamlarımız ve adamları aracılığıyla işlerimizi yürütüyorduk. Tanrı adına and içerim ki bu kalkışma emri bizim değildi. Bay Gulen acele etti, Humeyni'ye öykündü, bir an evvel O'nun gibi ülkesine dönmek istedi. Oysa biz adım adım işleri götürüyorduk. Her şeyimizi alt üst etti. Şikayetçiyim ondan…"
Adil Öksüz:"Ben kendi halinde bir ilahiyatçıydım. Beni Fetullah Gülen'e benzetenler oluyordu. Ama ben gariban bir ilahiyatçıyım. Boş zamanlarımda arsa alım satımı yaparım. En son ülkeyi satmak için Akıncılar Hava Üssüne gitmiştim. Niçin suçluyorsunuz ki? Ben alım satımcıyım, ticaret haram mı?..."
Mehdi: "Ben daha gelmedim. Bir gün geleceğim elbette. Ama yüzyıllar boyu böylesi sahtekarlar yüzünden gelmeyi hep erteliyorum. Daha mehdiliğini ilan etmek için kediciklerin büyümesini bekleyen ve başkaları da var. Taklitlerimden sakınınız. Siz beni görünce tanırsınız. Hem ben Müslümanlara zarar vermem…"
Deccal: "Bazıları beni Fetullah Gülen'e benzetiyor. Etmeyin Allah aşkına. Bu adamın daha tansiyonunu ölçtürürken sahtekarlık yaptığı anlaşılıyor. Ben öyle miyim? Bende düzen ve kurgu mükemmel. Bazı ortak yanlarımız olabilir. Etki gücümüz mukayese edilebilir. Ben böyle beceriksiz miyim? Deccallığın da rol çalmanın da bir raconu var, değil mi ama?"
İblis: "Devlet Bahçeli, Fetullah'ın ruhunu bana sattığını söyledi. Bu sizin de hoşunuza gitti, görüyorum. Bana inanmazsınız ama vallahi ve de billahi, ben böylesine sinsi ve hain insanların ne ruhunu ne de bedenini satın alırım. Bedava bile almam. Lütfen tashih edilsin…."
Fetullah Gülen: "Üzerime fazla gelmeyin. Herkes beni suçluyor. Devlet bir yandan, millet bir yandan. CIA bir yandan, İblis diğer yandan. Büyük otorite İsrail bir yandan, ABD'deki lobiler bir yandan. Bir insanın üzerine bu kadar da gelinmez ki? Adam yerleştirirken, okul açarken, himmet yaparken, maklube yerken iyiydim. Şimdi bir darbede başarısız oldum diye bu kadar üzerime gelmeyin. Sanki ABD tüm darbe girişimlerinde başarılı mı oldu? Hele durun, daha ne turplar çıkacak… Yani has ve devşirme talebelerim de olmasa intihar edeceğim neredeyse. Günah diye olmaz. Bildiğiniz gibi ben helal harama çok dikkat ederim. Durun, Peygamber geldi, benimle görüşmek için izin istiyor, ayrılmak zorundayım. Herkül'de yayınlarım ne olduğunu."***