Son dönemde üretilen pornografik gerçeklik ile karşı karşıyayız. Kendilerine Irak Şam İslam Devleti adını veren ve kafa kesen bir çete… Bu çete, hızlı bir şekilde bazı bölgeleri ele geçirdi. Son olarak, 10 Haziran'da Irak'ın ikinci en büyük kenti Musul'da ve Musul'un başkentlik yaptığı Ninova vilayetinde kontrolü tamamen ele aldı. Telafer ise neredeyse düşmek üzere… Milyonlarca insan yerinden-yurdundan edildi; sürgünde…
Bunun yanı sıra, her gün yeni infaz görüntüleri yayınlanıyor; savaş biraz daha pornografik bir hal almaya başladı. Ölümle inadına alay ediliyor… Bir katliam oyunu sergileniyor; kafa kesmeler, tek kurşunla infazlar, öldürmeye zorlamalar ve dağıtılan tövbe kartları…
Peki, kendilerine Irak Şam İslam Devleti adını veren çete ne yapmak istiyor? Nasıl bir oyunun aktörüdür, IŞİD? Bölgede kimin güvenliğini sağlıyor? Bu çete üzerinden nasıl bir İslam imajı pompalanıyor, dünya kamuoyuna? İslam dini veya Müslümanlık, sadece savaştan ibaret olan bir dine mi dönüştürülüyor? İslam, savaştan mı ibarettir veya vahşice kafa kesmek midir? IŞİD bağlamında, İslam'ın kafa kağıdı, maalesef, budur.
IŞİD üzerinden Ortadoğu ve İslam anlayışı dizayn edilmeye çalışıldığı aşikar. Ancak İslam'ın kutsal mesajı da katiller sürüsü tarafından kirletilmiştir. Daha da tehlikelisi; paralel, kaba softa, ham yobaz bir İslam anlayışı üretilmiştir. Amaç da, İslam'ın ıslah edilerek kontrol altında tutulmasıdır. Peki, karikatürize edilerek kontrol altına alınan bu İslam, şu yaşadığımız son dönemeçte insanlığa umudu olabilir mi?
IŞİD, "Katil Doğanlar" mı?
Muhakkak izleyeniniz vardır; Katil Doğanlar (Natural Born Killers), Oliver Stone tarafından yönetilmiş ve başrollerinde Juliette Lewis ve Woody Harrelson'ın oynamış olduğu popüler bir filmdir.
Filmin konusu ise kısaca şudur: Mallory (Juliette Lewis) kendisine cinsel tacizde bulunmuş olan babası (Rodney Dangerfield), annesi ve hiç geçinmediği küçük kardeşi Kevin ile yaşamaktadır. Bir gün Mickey Knox (Woody Harrelson) isimli bir adam onların evlerine et getirirken, Mallory ile karşılaşır ve ona karşı bir şeyler hisseder. Aynı gün ikili Mallory'nin babasının arabasını çalıp gider. Bu sebepten Mickey hapse girer; fakat oradan kaçar ve Mallory'nin yanına gelir. İkili bir anda kendilerini kaybeder, Mallory babasını ve annesini öldürür. Babasını ve annesini öldüren Mallory kendisinde bir rahatlık hisseder, sanki öldürmek, ona kendisini daha iyi hissettiren bir araca dönüşmüştür.
Tıpkı katil doğanlardaki gibi, IŞİD'ın vahşi biçimde gerçekleştirmiş olduğu katliamlar, IŞİD'e kendini iyi hissettiren bir araca dönüşmüştür. Unutmamalıyız ki; "Şeytanın yaptığı en büyük kurnazlık; tüm dünyayı yaşamadığına inandırmakmış." Yaşanan savaş ve gerçekleştirilen katliamlar, IŞİD'ı mefistoya dönüştürmüştür; sanki yaşamıyor gibi…