İsrail makus kaderinden kaçamayacak

Anlatacağım fıkrada bir ifade var ki onu kodlayarak ifade ettim. Fıkra şu:

“Doktorun biri yeni bir muayenehane açmış ve kapıya yazmış: “Vizete ücreti 10.000 TL ama iyileştiremediğimiz hastaya beş mislini geri veriyoruz…”

Vizite pahalı ama doktor gerçekten iyi doktor. Gelen hasta iyileşip gidiyor. Doktorun ünü her geçen gün artmış, duyan kalmamış…

Kötülüğüyle ün salmış biri doktora gidecek, iyileşecek ve beş misli parayı geri alacak ya, uyanık kapıyı tık tık çalmış:

“Doktor! Ağzımın tadı hiç yok demiş. Öyle kötüyüm ki hiçbir şeyin tadını alamıyorum…”der.

Doktor adama şöyle bir bakmış ve hemşireye seslenmiş: “Hemşire hanım, sekiz numaralı kutuyu getirin lütfen.”

Hemşire hanım sekiz numaralı kutuyu adama uzatmış. Adam içinden bir kaşık almış ve anında tükürmüş…

“Ama bu kutuda b. k” var doktor. Bu bir insan dışkısı!

Doktor: “Sakin olun, sakin olun lütfen, evet iyileştiniz. Bakın tat alıyorsunuz artık…”

Adam parayı ödemiş sinirli sinirli. Kapıyı şiddetle çalıp çıkmış. Aradan bir kaç ay geçmiş. Büyük bir hırsla tekrar kapısını çalmış doktorun:

“Doktor bey, bende hafıza kaybı başladı, her şeyi unutuyorum.” demiş.

Doktor adama şöyle bir bakmış ve hemşireye dönmüş: “Kızım hadi bakalım sekiz numaralı kutuyu getirin lütfen”

Adam hemen itiraz etmiş, “ama o kutuda, b.k var!”

Doktor, “doğru! hafızanız yerine geldi bakın”

Adam hırsla ve öfkeyle ödemiş parayı ve çıkmış gitmiş. Kurmuş da kurmuş kafasında intikam planlarını…

Ve bir kaç ay sonra yine çıkıp gelmiş tekrar. “Doktor! Ben de iktidarsızlık başladı. Durum kötü!”

Doktor adamı göz ucuyla şöyle bir incelemiş, “hemşire hanım sekiz numaralı kutuyu getirir misin” diye seslenince adam tüm öfkesiyle, “başlarım senin sekiz numaralı kutuna” deyip başlamış doktora küfretmeye…

Doktor gayet sakin bir şekilde, “geçmiş olsun! Bakın artık yapabiliyorsun!” demiş.”

Bu hikayeni neden mi anlattım?

Şunun için..

Katil İsrail, kötülük adına her haltı işliyor; zulüm, soykırım, talan, işgal her ne varsa yapıyor. Filistin’i dünyanın gözü önünde yok ediyor. Başta Amerika olmak üzere katilin ortakları, “İsrail’in kendini savunma hakkı” diyerek destek veriyorlar. “Taşları bağlayarak, köpeği serbest bırakıyorlar.” Kuduz, her gün bir yere saldırıyor. Yakıp yıkıyor.

Bu sürece nasıl mı gelindi?

İsrail, İngilizler eliyle Filistin topraklarına yerleştirildi ve zamanla mikrop misali yiyerek vücut buldu. İslam dünyasının vücut bütünlüğü bozuldu. Birlik ve beraberliğimiz, güç ve kuvvetimiz büyük yaralar aldı. Biz güç kaybettikçe onlar güçlendi.

Şimdilerde ise ibre tersine döndü. Türkiye, bölgenin makus kaderini değiştirmede etkin rol oynuyor. Bu nedenle İsrail, Türkiye’yi finali yapacak düşman ülke olarak görüyor.

Defalarda yazdım, tekrar ifade edelim, İsrail’in Filistin’e saldırısını ben Türkiye’nin istiklal ve istikbaline bir saldırı olarak görüyorum.

Hiç endişeniz olmasın, Türkiye, yaklaşmakta olan büyük tehlikenin farkındadır ve defedecek güçtedir.

Türkiye o eski Türkiye değil. Çok daha güçlü ve kuvvettedir. Savunma sanayimiz dünyada ilkleri başarıyor. Ortadoğu’dan Balkanlar’a, Afrika’dan Asya’ya kadar operasyonel ve stratejik refleksleriyle dünyanın en güçlü ülkelerinden biridir Türkiye.

Bir gerçek daha; arkasında ABD ve Batı olmasın, İsrail’in bir gün bile ayakta kalması ve o topraklarda tutunması mümkün değil.

Sabırsızlıkla bekliyoruz, o gün mutlaka gelecektir. Türkiye, İsrail’e sekiz numaralı kutuyu açtırıp içindekini pisliği ona tattıracaktır. Allah, bize o zaferi yaşamayı nasip eylesin.