İsrail’de Haredi Krizi

İsrail, Gazze'ye yönelik saldırılarını üç yıldır aralıksız sürdürürken, bir yandan Lübnan’a saldırmakta, diğer yandan da İran’a saldırılarına devam etmektedir. İsrail basınında ve siyasi çevrelerinde, Türkiye’nin savunma sanayinde küresel bir güç haline gelmesi, artan askeri gücü ve diplomatik etkisi nedeniyle Ankara'nın, İsrail'in Orta Doğu'daki çıkarları ve güvenliği açısından ciddi bir stratejik tehdit oluşturduğu yönünde değerlendirmeler yapılıyor. Bu gelişmeler ışığında şunu söyleyebiliriz; İsrail artık Türkiye’nin bölgede aktif bir aktör olduğunu kabul etmiştir.

Ancak bugün ülkeyi en fazla sarsan konu dış cephedeki savaş değil, içeride büyüyen askerlik krizidir. Temel Yasa olan Tevrat Öğrenimi" İsrail meclisinde onaylandı. Bu yasa İsrail toplumunu ikiye bölmüş durumda. İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir’ asker kaçağı Ultra-Ortodoks Yahudilerin gözaltına alınmasını engelleyen yasa tasarısına tepki gösterdi.

İsrail'in yazılı bir anayasası bulunmuyor. Bunun yerine anayasa niteliğinde kabul edilen Temel Yasalar uygulanıyor. Görüşülen yeni düzenleme, Tevrat öğrenimini devletin temel değerlerinden biri olarak güvence altına alıyor. Ancak tartışmanın odağında din özgürlüğü değil, askerlikten muafiyet var. Muhalefet bu yasaya karşı çıkıyor. Yasayla Tevrat eğitimi alan Haredi (Ultra Ortodoks) gençlerin askerlik yapmadan yaşamlarını sürdürmelerini anayasal koruma altına alacak.

Bugün yaklaşık 80 bin Haredi genç, dini eğitim gördüğü gerekçesiyle fiilen askerlikten muaf tutuluyor. Buna karşılık diğer Yahudi gençler zorunlu askerlik yapıyor, savaşlara katılıyor, hayatını kaybediyor ya da yaralanıyor. Gazze'de, Lübnan sınırında ve Batı Şeria'da görev yapan askerlerin aileleri, "Çocuklarımız savaşırken başkaları neden evinde oturuyor?" sorusunu yüksek sesle dile getiriyor. İsrail'de büyüyen toplumsal öfkenin temel nedeni işte bu.

Yedek askerler defalarca göreve çağrılıyor, birçok asker planlanan tarihte terhis edilemiyor. Uzayan savaş ekonomiyi de zorluyor. İş gücü azalıyor, üretim aksıyor, aileler parçalanıyor ve toplumda psikolojik yorgunluk giderek artıyor.

Bu tablo karşısında İsrail Savunma Bakanlığı, ordu yeterli askere sahip değil. İsrail Genelkurmay Başkanlığı yaklaşık 20 bin ilave askere ihtiyaç duyulduğunu açıklıyor. Bir tarafta asker açığı büyürken diğer tarafta on binlerce gencin askerlikten muaf tutulması, kamuoyunda ciddi tepkilere neden oluyor.

Şu an İsrail’de büyük bir kaos var. Devlet, mevcut askerlerin görev süresini uzatmayı planlarken aynı anda yeni bir Temel Yasa ile belirli bir kesimin askerlikten muafiyetini korumaya çalışıyor. Cephede görev yapan genç üç yıl silah altında kalacak, ardından yıllarca yedek asker olarak yeniden göreve çağrılacak. Aynı ülkenin başka bir genci ise "Tevrat öğreniyorum." diyerek bu yükü taşımayacak. Böyle bir uygulamanın eşit vatandaşlık ilkesiyle bağdaşmadığını savunanların sayısı her geçen gün artıyor.

Netanyahu ‘nun bu düzenlemeye verdiği destek ise askeri gerekçelerden çok siyasi hesaplarla açıklanıyor. Hükümet, Haredi partilerinin desteği sayesinde iktidarda kalabiliyor. Bu partilerin en önemli talebi ise askerlik muafiyetinin korunması. Muhalefet bu nedenle Netenyahu’yu, koalisyonunu ayakta tutabilmek için devletin güvenlik ihtiyaçlarını ikinci plana itmekle suçluyor.

İsrail Yüksek Mahkemesi daha önce askerlik yapmayanlara sağlanan bazı ayrıcalıkların yeniden değerlendirilmesi yönünde karar vermişti. İsrail'de Haredi olmayan birçok genç de yeni askerlik düzenlemesine ve uzatılan zorunlu askerlik süresine tepki gösteriyor. Bazı gençlerin askerlikten kaçınmak için ABD ve Avrupa ülkelerine kaçmaları, İsrail ordusunda personel eksikliği, moral ve motivasyon kaybının derinleşeceğine işaret ediyor

Bakalım bu iki yasa, netanyahu' nun siyasi geleceğini nasıl etkileyecek. 27 Ekim 2026'da yapılacak seçimlerde İsrailli seçmenler yalnızca ekonomi, güvenlik ya da Gazze savaşını değil, "Savaşın yükü adil paylaşıldı mı?" sorusuna da cevap arayacak. Eğer cephede savaşan ailelerin öfkesi sandığa yansır ve askerlikteki eşitsizlik algısı devam ederse, bu tartışma ordu ile hükümet arasında derin bir krize ve katil netanyahu iktidarının da sonunu getirebilir.