İtikaf yada offline Dünya

0

skayadibi@yahoo.com

Kısa süreliğine de olsa herşeyi bir kenara bırakıp, popüler tabirle "offline" yapıp kendimizle başbaşa kalmaya ihtiyacımız var. Yaşamı her yönden sarmış şu dünya meşgalelerinden sıyrılıp, yani durup kendimizi dinlemeye ihtiyacımız var aslında.

Bir müslümanın yapabileceği en güzel iş, şu Ramazan ayının son on gününü kendine ayırması, kendini dinlemesi, ruhen ve zihnen yenilenmesi için içe doğru yolculuk yapmasıdır.

Bunu yaptığı zaman güzel bir insan olacak, doğru ile yanlışı ayırabilecek kabiliyete gelecek, yanlışta ısrar etmenin ahireti için ne büyük hüsran olacağını farkedecek, dünya Müslümanlarının çektiği sıkıntıların, ülkemiz ve çevresinde oynanan oyunların daha iyi farkına varacak, ona göre duruşunu prensiplerle sağlamlaştıracaktır.

Gönül aynamızın parlatılabilmesi için dışa değil içe dönüş yolculuğu yapmaya ihtiyacımız var. İnsan içe doğru yolculuk yapmaya başladığı an ruhunun derinliklerinde gizli nice hazineleri keşfedecek. İçerden aydınlanmayanın dışarıyı aydınlatamadığı gibi, içe doğru yolculuk yapmayan kimse de viranesinde nice hazineler taşıdığının farkında olamayacaktır.

Kişi kendini eğittiği, nefsini terbiye ettiği zaman Allah'ın sevdiği bir kulu haline geliverir. Allah'ın emir ve yasaklarını kendi nefsinin istek ve itaatsizliklerinin üstünde tutar. Bunu yapamadı mı, nefsinin, gururunun tatmini için Allah'ın emirlerini tevil eder, yasaklarını da görmezden gelip farkında olmadan kendi nefsini tanrılaştırır.

Hazreti Mevlana'nın dediği gibi insanın nefsi farkında olmadan şeytanla işbirliği içindedir: "Nefisle Şeytan, ikisi de birdir…surette kendisini iki gösterdi. Melekle akıl da birdir, himmeti var da onun için iki suret oldu." (Mesnevi: 3/4053)

İnsanın en çetrefilli mücadelelerinden bir tanesi nefsi ile olan mücadelesidir. Bunu başaramadığı zaman Allah korusun neye hizmet ettiğini, kimi ilah ve tanrı edindiğini bile bilemez ve ebedi dünyası perişan olur. Furkan suresi 43'te Allah (cc) şöyle ifade eder: "Kendi nefsinin arzusunu kendisine ilah edineni gördün mü? Ona sen mi vekil olacaksın?"

Özellikle herşeyin birbirine karıştığı şu dünyada neleri yüceltip neleri alçaltarak gizli tanrılar edindiğinin çoğu zaman farkında bile olmaz insan.

Belki İslami çalışmaların içerisinde sürekli o toplantıdan bu mitinge, bu çalışmadan şu hizmete diye koşturup nefes tüketiyor da olabiliriz.

Eğer nefsimizi aşamamışsak yaptığımız çalışmalar, yani gizli tanrıya hizmet ediyorsa, Allah muhafaza, bir günlük zaman dilimi dünya hesabı ile 50 bin yıla karşılık gelecek olan mahşer gününün dehşetli anında çekeceğimiz var demektir. Bu yüzden nefsimizi muhasebeye çekip, niyetlerimizi arındırarak, gizli tanrıları yok edip onu müslüman yapmak zorundayız.

Peki bunu nasıl yapacağız?

Allah'ın yol gösterdiği gibi güzel insanlarla yani salihlerle, sadıklarla birlikte oturup kalkacağız: "Ey îman edenler! Allah'tan korkun ve sadıklarla beraber olun!.." (Tevbe, 119)

Demek ki insanın gizli tanrılarından kendini kurtarabilmesi için öncelikle kendini tanımaya ihtiyacı var. Bunu da kendini muhasebe ederek gerçekleştirebilir. Farkındalık boyutunun artmasınga göre güzel hallerinin devamı için Allah'ın nuru ile bakan, salih, sadık, ve müttaki insanlarla beraber olmaya ihtiyaç vardır. Yolu kalaycıdan geçen is, attardan geçen mis kokar.

İnsan nefsinin istediğinin tersine hareket eder ve gönül aynasını parlatırsa ay gibi olur. Nasıl ki ay kendisi bir ışık kaynağı olmamasına rağmen, yönünü güneşe çevirdiğinden güneşten gelen ışınları karanlık geceleri aydınlatmak için dünyaya yansıtır, insan da öyle yönünü Rahmana dönerse, ay gibi aydınlatır etrafı. Bunun için öncelikle içeriye dönüp içerden aydınlanmaya yani itikafa, kendimizle yalnız kalmaya, offline dünya olmaya ihtiyaç vardır.