İttihatçıların torunları

0

100 yıl aradan sonra İttihat ve Terakki kelimeleri yeniden gündemimize girdi nihayet. Yıllardır ısrarla, bu örgüt, zihniyet, gelenek hakkında yazı yazan, bu zihniyetin yok olmadığını, kendini farklı formlarda devam ettirdiğini söyleyen biri olarak şunu açık bir şekilde görüyorum ki İttihat ve Terakki feci şekilde gündemimize girdi.

Bu iyi bir gelişme.

Farklı kesimlere mensup bir çok yazar bir şekilde bunu yazıyor. Bunda bir katkım olduysa gurur vesilesi kabul ederim. Çünkü İttihatçılık görmezden gelinecek, küçümsenecek bir mevzu değil. İttihat ve Terakki'nin mahiyetini anlamayan bugünün Türkiye'sini anlayamaz.

İttihatçıların torunları tıpkı dedeleri gibi fırıldak çevirmede epey maharetliler. Örneğin bu torunlardan, romantik Faşist Ahmet Altan bugünkü sivil hükümeti İttihatçılara benzettiğini söylemiş bir yazısında. Nasıl ki İttihatçılar Osmanlı'nın dağılıp yıkılmasına sebeb olmuşlarsa bugünkü sivil hükümet de (tabi o sivil hükümet demiyor. Bu parti askeri darbeyle geldi işbaşına....) Türkiye'nin yıkılmasına sebeb olacakmış. Yıllardır okullarda okutulan ezberlerin dışına çıkıp tarih okumaları yapan herkes bilir ki İttihatçıların günümüzdeki karşılığı Cumhuriyet Halk Partisidir, Milliyetçi Halk Partisidir, bir kısım Halkların Demokratik Partisidir, Kemal Kılıçdaroğludur, Devlet Bahçelidir, Ertuğrul Kürkçüdür, Cumhuriyet gazetesidir, Hürriyet gazetesidir, Ertuğrul Özköktür, Hasan Cemaldir, Ahmet Altandır fakat Ak Parti değildir, Tayyip Erdoğan değildir, Ahmet Davutoğlu değildir. İki dakikada dedelerini satıp karşı tarafta gözükmek de bir İttihatçı davranışıdır.

Ben olsam İttihatçı dedelerimle gurur duyardım. Şimdilerde elinden kayıyor olsada sana bir elin yağda bir elin balda bir ülke bıraktılar sevgili Ahmet Altan....

Suriye'de başka ne yapılabilinirdi?

Gladyo'nun Truva atı olarak içimize yerleştirdiği İttihat ve Terakki, Osmanlı imparatorluğu'nun dağılıp yıkılmasında başrolde olduğu gibi Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulmasında da etkindir. Bu Cumhuriyeti kuranlar eğitimden ekonomiye, ordudan sanata tüm kurumların kendi ellerinde olmasına ve asla elden çıkmamasına azami gayret gösterdiler. Seçim kazanabilirsiniz fakat orduyu aşamazsınız. Farzedelim ki Orduyu aşmanın bir yolunu buldunuz, Cumhuriyet savcılarını, Anayasa mahkemesini, Mimarlar Odasını, Barolar Birliğini aşamazsınız. Dişli çıktınız aştınız, gezi olaylarını, mehdi efendinin ihanetini aşamazsınız. Önce MİT müsteşarınızı, ardından sizi kelepçelemek için yola çıkmışlardır bile. Sizi dönemin başbakanı yapmaya ant içmişlerdir. Serde kabadayısınız ite köpeğe eyvallah etmediniz kuşatmayı yarıp geçtiniz fakat kapıda sizi bekleyen global kuşatmadır. O zaman anladınız ki evin içindeki sadece dışarıdakinin uzantısı imiş...

Yeni Türkiye, Suriye meselesinde doğru olanı yaptı. Esen Arap baharının etkisiyle, yıllardır bir diktatörün boyunduruğu altında yaşayan bir halk, diktatöre karşı ayağa kalktı. Siz seçim üstüne seçim kazanan, yetmedi rejimin kurumlarının kuşatması altında icraat yapan bir siyasi lidere bile diktatör deyip ağacı, çiçeği bahane edip halkı sokağa dökülmeye çağırıyorsunuz ya! Suriye halkı da askeri darbeyle yönetime gelen oligarşiye karşı ayaklandı. Öyle bir yönetim ki yüzde 10, yüzde 90'a hükmediyordu. Kürtler vatandaş statüsünde bile değildi.

Sivil hükümet Suriye halkının yanında değilde sizin gibi diktatörün yanında mı olsaydı? Beşşar Esad'ın ve dostlarının katliamından kaçan milyonlarca Suriyeli'ye kapısını açmasamıydı?

Yeni Türkiye, Gladyo'nun müstemlekesi olmayı rededen bir özelliğe sahip eski Türkiye'den farklı olarak. Hedefleri, hayalleri olan yeni Türkiye'nin karşılaşabileceği her zorluğu gördük görmeye devam ediyoruz. Suriye'deki savaş bu zorlukların en büyüğü olacak gibi.

Çünkü yolun sonuna geldiğini anlayan Gladyo intihar saldırıları düzenliyor, düzenlemeye devam edecek...

Ve Gladyo biz Kürtleri keşfetti.

Yıllardır yanıbaşlarında idik oysa.

Onlar Türk dostlarıyla iş tutmayı tercih ediyorlardı. Hangisinin Türk, hangisinin Kırım göçmeni bilmem ne olduğu belli olmayan bir Türk seçeneği Kürtlere epey acılar çektirdi. Ta ki sivil bir hükümet ve sivil yöneticileri işbaşına gelince kadar. Bu sivillerin yol haritası eskilerden farklı olunca biz Kürtler kıymete bindik Gladyo'nun nezdinde. Etrafımızda pervaneler bugünlerde. Bu hengamede bir devletimiz olacak mı acaba diye düşünüyorum fakat gelen teklif tetikçilikten öteye geçmiyor. Bir türlü kontrol edemedikleri Tayyib'e karşı tetikçilik bize sunulan tek seçenek.

Ondan gelecek bir gülücüğe Kürtlerin topunu yakmaya hazır olanlar için mi tetikçilik yapacağım?

Böyle bir ortamda bile Kürtlere envanterden çıkarılmaya hazırlanan üç beş silah var fakat ekmek yok, su yok.

Vay be! bu neyin düşmanlığı imiş? Ne Babilleri unuttu bunlar ne de Selahaddin Eyyubi'yi...

Herşeye rağmen saygı ve hayranlık duyduğum Gladyo'ya tavsiye ; Tayyip size çapkın bir gülüş göndermez bu saatten sonra, iyisimi siz oturun eşit şartlarda adam gibi el sıkışmanın yollarını arayın…

Söylenmese eksik kalırdı

" Hûn bi çendî têkiliya di navbera gerdûna hûn lê dijîn û gerdûna di hûndirê xwe didin jiyîn bextewar dibin."

" İçinde yaşadığınız dünya ile, içinizde yaşattığınız dünya arasında kurabildiğiniz bağ kadar mutlu olursunuz."

-Antony Cehov-