Yaşanan saldırı ardından üzüntümüzü anlatacak kelimeler yetersiz kaldı.
Siverek ‘te Kahramanmaraş ‘ta yaşananlar bizi bu duygular içinde acıya gark etti. Canım Ayla öğretmenimize, sevgili yavrularımıza Allah’tan rahmet diliyorum. Rabbim cennetinde ağırlasın inşallah.
Sonuçlar üzerinde düşünmek gürültülüdür , bağırır, dikkat çeker, acı verebilir bizi telaşa sürükler. Olması gereken de budur.
Oysa nedenler… Nedenler sessizdir. Toprağın altındaki kökler gibi görünmez ama bütün ağacı ayakta tutan onlardır. Biz çoğu zaman kuruyan yaprakları konuşuruz, ama kimse kökün susuz kaldığını sormaz.
Ailesinden kopan bir çocuk, yalnızca bir evden uzaklaşmaz; yön duygusunu, aidiyetini, “ben kimim” sorusunun cevabını da yavaş yavaş yitirir. İnsan, kendini ilk olarak bir ailenin aynasında tanır. O ayna kırıldığında çocuk, kendi yansımasını başkalarının gözlerinde aramaya başlar. İşte o noktada “ben merkezli” dediğimiz şey çoğu zaman bir tercih değil, bir savunma biçimidir. Merhametin eksilişi ise kalbin fıtrattan uzak yerlere açılmasıdır
Burada durup düşünmek gerekiyor.
Biz çocuklara neyi eksik verdik de onlar fazlasıyla kendilerine sığındı?
Çünkü merhamet, öğütle değil, temasla öğrenilir. Bir çocuğun kalbine merhamet ekmek istiyorsanız, ona önce ait olduğu bir yer hissettirmelisiniz. Sevildiğini, görüldüğünü, duyulduğunu bilen çocuk; dünyaya karşı da yumuşak olur. Ama sevgiyi şartlı öğrenen, değeri başarıyla ölçülen bir çocuk, hayatı bir yarış zanneder. Yarışta ise kimse merhametli olmaz; sadece kazanmaya odaklanır.
Bu yüzden yapılması gereken şey, yalnızca “doğruyu anlatmak” değil; doğruyu birlikte yaşamaktır.
Aile birliği dediğimiz şey,sadece aynı evde bulunmak değildir. Aynı sofrada yemek yemek, birlikte bir şey üretmek, birlikte yorulmak, birlikte başarmaktır. Birlikte yapılan bir yemek, bir temizlik, bir bahçe işi… Ziyaretler, ortak bağ, ortak dildir. Bunlar küçük görünür ama çocuğa şunu öğretir.
“Hayat paylaşılandır ve ben bunun bir parçasıyım.”
Ortak iş yapan ailelerde çocuk sorumluluğu dışarıdan bir baskı olarak değil, içsel bir değer olarak öğrenir. Çünkü sorumluluk, sevgiyle yoğrulduğunda ağır gelmez.
Ve doğa…
Doğa, insanın kalbine yeniden insan olmayı hatırlatan en eski öğretmendir.
Toprağa dokunan bir çocuk, sabrı öğrenir. Bir fidanın büyümesini izleyen çocuk, aceleciliğin anlamsızlığını fark eder. Bir hayvana su veren çocuk, merhametin ne demek olduğuçocu kalbiyle öğrenir. Betonun içinde büyüyen bir çocuk ise çoğu zaman hayatı tüketilecek bir şey zanneder; oysa doğayla temas eden çocuk hayatın korunacak bir şey olduğunu bilir.
Yürüyüşler, spor, birlikte yapılan küçük aktiviteler … Bunlar sadece etkinlik değildir. Bunlar, çocuğun zihninde “hayat sadece derslerden ve ekranlardan ibaret değil” cümlesini kurduran kapılardır. Hareket eden beden, dengelenen ruh demektir. Yorulan çocuk daha az öfkelenir, daha az dağılır, daha az savrulur.
Bugünün çocukları “tembel ” değil, yönsüz.
Ve yön, örnekle oluşur.
Eğer bir çocuk sürekli ekrana bakıyorsa, önce yetişkinin elindeki ekranı konuşmak gerekir.
Eğer bir çocuk paylaşmıyorsa, önce evdeki paylaşım kültürünü sorgulamak gerekir.
Eğer bir çocuk sevgisiz görünüyorsa, önce ona sevginin nasıl gösterildiğine bakmak gerekir.
Başımızı iki elimizin arasına alıp düşünmek tam da burada anlam kazanıyor. Çünkü mesele sadece çocukları düzeltmek değil, büyüklerin hayatını da yeniden kurmak. Aileyi yeniden bir yuva hâline getirmek. Barınılan yer ama en çok büyüdüğümüz sıcak bir yer…
Çocuk, anlatılanlarla beraber yaşananı büyütür içinde.
Eğer biz merhameti yaşarsak, o merhamet olur.
Eğer biz sorumluluk alırsak, o sorumluluk sahibi olur.
Eğer biz hayatla bağ kurarsak, o hayattan kopmaz.
Sonuçlar bir gün değişir…
Ama nedenleri değiştirme cesaretini gösterirsek.
Ve belki de en başta kendimize şu soruyu sormalıyız:
“Biz nasıl bir insanın büyümesine izin veriyoruz evimizde ?”
Bu sorunun cevabı çok önemlidir.
Hiçbir şey bir sabah ansızın “kötü” olmaz.
Ve hiçbir şey bir gecede “iyi ”ye dönüşmez.
İnsan, hayat, ilişkiler hepsi yavaş yavaş yön değiştirir.
bir hatayı zamanında görmek,
bir kalbi zamanında onarmak gibidir
Mesele, insanın zamanında fark ettiği,
ve neyi sessizce kaybettiğidir. Vesselam.