İz Bırakanlar!

0

Yolu bu dünya denilen varlık alemine uğrayan herkes, ayrılırken bir şeyler bırakarak çeker gider. Kimileri bıraktıkları ile insanlığa yol gösterir, silinmez izler bırakır, nice ufuklar açar insanlığın ruhunda ve gönlünde. Bu izlerle de sonsuzluk dünyasında kendine nice ölümsüz kazanç kapıları açılır.

Kimileri de bıraktığı izlerle arkasından kesintisiz lanetler taşır, hem dünyada hem de varacağı zindanda karanlığını artırdıkça artırır, esfeli safiline doğru çeker durur.

Mesela, İbrahim denince aklımıza neler gelir, Musa neler çağrıştırır, Muhammed denince yüreğimizde hangi güneşler parlar, Mevlana denince hangi yürekler kabına sığmaz olur.

Nemrut denince aklımıza neler gelir, Firavun neler çağrıştırır, Ebu Cehil denince yüreğimiz nasıl kararır, Moğol denince hangi canlar yeniden sızlar?

Güzel izler bırakanların otak özelliğinin ne kendi ne de insanların arzularına göre değil, Yüce Yaratıcı'nın isteğine göre yaşam modeli oluşturmaya çalışmaları olduğu görülür.

Bir başka ifade ile "emrolunduğun gibi dosdoğru ol" hayat düstüru gereği, hakikatleri eğip bükmeden olduğu gibi insanlara ulaştırmış, onları uyarmış olmaları, nefislerinin isteklerini değil de Yüce Yaratıcı'nın hatırını üstün tutmuş olmalarıdır.

Yüce Yaratıcı'nın hatırını üstün tutma mücadelesinde en yakınları karşılarına dikilmiş de olabilir. Karısı tarafından hakir görülen Lut (as), oğlu tarafından bunak olarak tanımlanan Nuh (as), babası tarafından sapık olarak görülen İbrahim (as), kardeşleri tarafından tuzağa çekilmek istenen Yusuf (as), akrabaları tarafından yeni bir anlayış getirmekle suçlanıp kendi yurdundan kovulan güneşler güneşi Muhammed (sav) mesela.

Bütün hakir görmelere, bunak diye itham edilmelere, sapık lakabı takılmalara, tuzaklara, düşmanlıklara rağmen iz bırakanlar izlerini bırakmaktan geri kalmamışlar, inandıkları davayı bütün zorluklara rağmen yılmadan devamettirmişlerdir.

Aynı şekilde Selahattin Eyyubi ve inanmış erlerin topyekün techizatlı haçlı ordularına karşı kılıçları ile zafer kazanmalarının arkadasında yatan etken neydi acaba? Tarık bin Ziyad dava şuuru olmadan, ümmet derdi olmadan gemilerini yakabilir, gurbet elde herşeyinden bütün varlığından geçebilir miydi? Alparslan dava ve İslam Alemi derdi olmasaydı Orta Asya'nın steplerinden kalkıp Bizans, Rum diyarlarına gelebilir miydi? Fatih Sultan Mehmet Han'ı karadan gemileri yürüttüren heyecan nereden geliyordu? Ömer Muhtar'ın Batılı Emperyalistlere karşı bir avuç imanlı gençle kıyama kaldıran ruh nereden geliyordu? Anadolu'nun namusunu düşmanın kirli ayakları ile çiğnetmemek için herbir köşesinden kıyama kaldıran, en gelişmiş teknoloji ile üstümüze üstümüze gelen düşmana karşı kazma kürekle son damlalarına kadar mücadele ettiren heyecan neydi? Çanakkale, Kıbrıs harbi daha nice kahramanlık destanları yazdıran ruhun kaynağı neredendi acaba?

Değişen bir şey yok aslında, tarih bilgisi insana geçmişi ve geleceği bugünde görme yetisi kazandırır. Kur'an ve Sünnet bilgisi kişiye, başkalarının aynada göremediğini, kerpiç üzerinde görme feraseti kazandırır.

Dün neyse bugün de olanlar aynı aslında. Dün Moğollar vardı, İslam Alemi'ni talan edip ihtirası ile kendi sonunu hazırlayan, bugün ise bir başkası var; Dün İtalya'da helak olan Pompei halkı Sodom ve Gomore vardı, bugün ise aynı suçlara düçar olacak farklı milletler var; dün Abdullah ibn Sebeler vardı, bugün ise onun farklı versiyonunda nice sahte şebekeler var. Dün Haşhaşiler vardı, halkı afyonlayarak kendi deni arzularına hizmet ettiren, şimdi ise onun daha tehlikelileri var. Biri haşhaşlarken diğeri hipnozluyordu.

İz bırakma mücadelesi kıyamete kadar devam edeceğine göre eskiden kimler ve neler var ise şimdi de aynı şekilde iyiler ve kötüler var.

Bir de bu iyiler ve kötülerin ortasında bulunan, arasatta kalmışlar var ki, onlar da ferasetsizlikleri yüzünden hırslarının tuzağına çekildiklerinin farkında olmayan, yaptıkları hayırlı izlerin silinmesi için din düşmanlarının oyununa gelen yardıma muhtaçlar var.

Şu kısacık sınav yerinde sonsuz cennetlere taşıyacak hayırlı izler bırakmayı Rabbim bizlere nasip eylesin; nefsin oyunlarına ve düşmanın süslü tuzaklarına düşürmesin.