Jeopolitik ve ezoterik savaşlar

“İşte Babil’e karşı ve Leb-Kamay’da oturanlara karşı helak edici bir yel uyandıracağım…” Eski Ahit, Yeremya, 51;1-4

Amerika işte bu ayetten yola çıkarak Saddam’ı devirmek için başlattığı harekâtın adını “Çöl Fırtınası Harekâtı” koymuştu.

İran’a başlattıkları harekâtın adını Washington "Operation Epic Fury" yani “Destansı Öfke Operasyonu, Tel Aviv ise "Roaring Lion" yani “Kükreyen Aslan” adını verdi.

Yahuda Aslanı, Yakup'un oğlu Yahuda'yı kutsarken "genç aslan" olarak nitelemesine dayanan, güç, krallık ve Yehuda kabilesini temsil ediyor.

Kudüs şehri ve Yehuda Krallığı ile özdeşleşen bu figür, Yahudilikte Mesih umudunu, Hristiyanlıkta ise İsa'yı simgeler.

Geçen de Trump’ın etrafını çevreleyen insanlar garip bir dua etti. Tam bir mistik kriz. Bir bakıma mantıktan sara hastalığına geçiş aşaması. Fakat tüm vahşiliklerinin kaynağı bu. Kehanetlere dayanan bir öfke patlaması.

Bush'u da, "Terörizme karşı küresel haçlı seferinin lideri" ilan etmişlerdi. Dönemin Savunma Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı General Boykin; Evanjeliklerin dini törenlerinde sıkça ABD'nin "Hıristiyan bir devlet olarak şeytan ile savaştığını" ve bu anlamda "kutsal bir savaşın” içinde olduğunu söylüyordu.

"Şeytan bizi bir Hıristiyan ordusu olarak yok etmek istiyor. Eğer bizler Hz. İsa adına birleşirsek ancak o zaman yenilebilirler” demişti. Şeytan olarak kimleri gördüklerini tahmin edersiniz. Şii-Sünni fark etmeksizin hepimizi kastediyorlar.

Irak savaşı sonrası Irak’ta bulunan Evangelist misyonerlerden Tom Craig; “Tanrı ve Başkan Bush, bize İsa’yı Ortadoğu’ya getirme şansını doğurdu. Bu bana verilen bir emir” diyordu.

Demek istediğim tüm barbarlıklarının ardında “Tanrı böyle istiyor” bahanesi yer almaktadır. O yüzden Gazze’de e İran’da çocukları öldürürken zerre üzüntü duymuyorlar.

Ne demişti barışçı(!) Trump; “Birinci Dünya Savaşı kazandık, İkinci Dünya Savaşını kazandık. Ondan önce ve arasında da her şeyi kazandık. Sonra bakanlığın adını Savunma Bakanlığı diye değiştirdik. Artık şimdi Savaş Bakanlığı adını veriyoruz.”

Savaş Bakanı Hegseth ise, “Savunmada kalmayacağız, hücuma geçeceğiz: azami yıkıcılık, asgarî yasallık; politik doğruculuk değil, şiddetli etki” demişti.

Evet, inançlarına göre; ulus ulusa devlet devlete savaş açacak. Büyük bir savaş çıkacak ve ardından kurtarıcı gibi gelip dünyaya format atacak. Savaşı bir inşa olarak görüyorlar anlayacağınız.

Savaşın çıkması onlar için Tanrı’nın dileği zira ondan sonra yine onun adına bir imparatorluk kuracaklar. III. Dünya Savaşı ile de mevcut ulus devletler tasfiye edip yeni bir imparatorluk tesis etmeyi hedefliyorlar.

Kısacası Roma sisteminin yeniden inşa edilmesi demek bu. Ancak engeller var. Peki, nedir o? Ne olacak, İran, Türkiye, Rusya, Çin ve epeydir teslim bayrağını çeken bölge ülkeleri…

Bir yanda, dolar egemenliği, askeri varlık ve küresel finansal mimari üzerine kurulu ABD, AB ve NATO'dan oluşan Batı sistemi…

Diğer taraftan Rusya, Çin, İran ve BRICS ülkeleri etrafında giderek bir alternatif olma yolunda ilerleyen Avrasya. Kavga bu iki dünyanın arasında cereyan ediyor.

İran'ın yenilgisi, BRICS ülkelerinin ve Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi'nin sonu demek. Trump, Venezuela, İran, Küba, Grönland ve diğer ülkelerle başarılı olursa emeline ulaşacaktır.

Yalnız Brandon Smith fakat ondan önce Ramin daha ilginç bir şey söylüyor.

Rusya ve Çin ile düşmanlığın tırmanma olasılığının giderek arttığını ve bu noktada olası bir Rusya-Çin savaşına dikkat çekiyorlar. Anlayacağınız bu savaşlar ezoterik, ezoterik olduğu kadar jeopolitik ve hegemonya prensibi üzerine işliyor. Rusya-Çin gerilimini dikkatle takip edeceğiz…