Kadına şiddet azalıyor mu?

Milliyet Gazetesi'nden Ali Eyüboğlu dünkü yazısında şunları aktarmış:

"Türkiye'de erkek şiddetiyle öldürülen kadın sayısında resmi makamların açıkladığı rakamlarla, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu'nun açıkladığı arasında fark var. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun Kasım ayında Ankara Hakimevi'ndeki "Kadına Yönelik Şiddet İzleme Komitesi"nin toplantısında açıkladığı rakamlarla kadın cinayetlerini takip eden sivil toplum örgütlerinin son dört yıla dair veriler.

2016: 304 - 328

2017: 353 - 409

2018: 280 - 440

2019: 299- 474 ( 15 Kasım 2019'a kadar.)

Resmi ve özel veriler farklı da olsa, ortaya çıkan acı tablo şu:

Yıllar ilerledikçe azalmıyor, aksine artıyor öldürülen kadın sayısı.

Kanunlardaki değişikliklere ve yapılan onca kampanyaya rağmen bu toplumsal yaranın kapanmak yerine daha da büyümesi düşündürücü.

Bir yerde bir yanlış var, ama nerede?

Şimdiye kadar yapılanlar bu sorunu yok etmek yerine daha da büyümesini önleyemediğine göre kadına şiddeti önlemek için bu mücadelenin yaygınlaştırılması, herkesin üstüne düşeni yapması şart."

Evet, Sayın Eyüboğlu'nun sorduğu gibi 'Bir yerde bir yanlış var, ama nerede?'

Bu sorunun cevabını araştırmalıyız. Ancak koca/baba gibi erkekleri evden uzaklaştırma olarak bilinen 6284 sayılı kanunun şiddeti azaltmadığı, aksine artırdığı da bir gerçek olarak karşımıza çıkıyor.

* Tartışma konusu olmamalı

Son günlerde yeni tartışma konusu Kızılay. Aslında Kızılay Türkiye'nin ve milletimizin ortak değeridir. Kesinlikle sahip çıkılması ve tartışma konusu yapılmaması gerekir. Ancak Kızılay'ın vergi kaçırma, Sayın Kızılay Başkanının deyimiyle 'vergiden kaçınma' vasıtası olarak kullanılması tartışmanın fitilini ateşledi. Arkasından adeta Kızılay'ın kirli çamaşırları ortaya döküldü, dökülmeye devam ediyor.

Kızılay'ın yöneticileri Kızılay'ın adını kötüye çıkarmamak, tartışmaların odağı haline getirmemek için azami dikkat etmelidirler. Yoksa milletimiz de tarih de onları affetmez.