Nasıl bir iştahla alıyor bu yürek, bu sancıları, Vatan toplamışken tüm acıları…
Anneler ninni fısıldamayı unutmuş, yar gönül bağlamayı unutan, gençler filizlenmeden yanan, yakan…
Toprağımda 'sala' dinmeyen, toprak kendi halinde kendiyle kavrulan…
Bir huzur bulutuydu gönüllerde, huzur hayallerde, ah insanlarım tahayyül mihmandarı…
Yan gönlüm! Kim duyacak ki, işitsel metabolizmalar iflasta…
Toprak! Hepimizin sahibi, bizler kendine sahipsiz, sahibine nasipsiz…
Anneler ki sütünü göğsünde '''''acı''''' diye mayalayan, tüm sancısını '''''haya''''' ile saklayan…
Sana söylüyorum zaman! Sen misin acep, kahır deminde bizi sallayan…
Aşk makamıyla, gün doğumunda seherlerde 'Yasin' müjdesini sesiyle sadaya döken…
Ne oldu da her yanın çığlık ey insan, ne oldu, kim oldu…
Ey ateşini bile sevdiğim toprak, toprağım! Ateşinin dumanına ne oldu…
Ey duman! Ne oldu sana, gidenler boğuyorsun…
Ey duman! Asıl sen kendini zehirliyorsun…
Ey! Ey! … Yetmişlik dedeyi sigaranın külüyle oyalıyorsun, dedeleri teneşir etrafında dolaştırıyorsun, taze torun kokusu solduruyorsun… Ey! Ey! Bunu sen başarıyorsun…
Ninelerin suretine dağların yükü nakışlı, ey nine, siretine kurbanım…
Gelinlik çağında kızlar, çağları utandıran çağ, kızların hüznünde halsiz…
...
Dağlar ki yeşermeyi unutan, kardelen sanatına hasret mahlûkat…
Gözbebeklerimiz tabiatına aykırı hallerde, akıl alır gibi değil, gözyaşımızın damlası mıcır tanesi kadar büyük, yüreklere kahır gürültüsüyle iniltiler yollayan…
Ah insan! Kendine zaman kadar vebal biriktiriyorsun…
Uyku uyumaya birazcık ve hayal kurma özleminde altı milyar insan, gökteki yıldız bile kanamalarda…
Azap sancılarımızı duyan, his yoksunu yaratıkların lehçesinde ketum kalbimiz…
Neden, annelerin kalp ağrısını dindirmek için başını sardığını merak etmez insan…
Sana küsüyor toprak, sana sessiz, sana acı deminde doğa, kalp pencereni havasız bıraktın diye mi acep!
Hayattan beklentini sıfırlayacaksın… Bölüşerek büyüyordu aslında sevinç… Sevincin müjde tezahürü çocuklar…
Bırakın artık aşıklar konuşsun ve aşk… Bırakın yağmurlar konuşsun… Susun, sala'dır artık konuşan…
Oysaki çiçeklerin nezaketindeydi beklentimiz, kelebeklerin kırılganlığında ahlakımız…
Bir çelişkidir aslında, insanın kendisi bile… O kadar aşikar ki şu tezat… : İnsan ve İnsanlık…
İnsanlar mayalanmadan ve demlenmeden neden aşırı olgunlaşır ki…
Derinleri de mi görecektik derken, dibin boncuklarında mutlu olanlarımız da var…
Karanlık dahi mutlu, karanlık bile tabiatına denk… Ya sen ya ben…
''Lütfen!'' Diyorsun, ''Bekleme'' diyor… Ah zaman … ''Lütfen'' diyorsun ''Lütfen!'' çözemiyor bu kelimenin sihrindeki şifreyi insanlar…
En iyisi mi:?
Annenizin terindeki sanata sığının…
Ah ellerin tutuşsun, titreşen kalbin iken…
Her düğümü çözecek bir dil biliyorum, lal kesilin anne dizinde…
Dedi bir çocuk: ''benim annem yok'', demişti o Peygamber ''o çocuğa müjdeyi''.
Sıkı sarıl kalbine, bütün karanlıklarını aşacaksın…
…
…
…
Zor zamanlar…
Zor zamanlar için;
Tırnaklarımla toplamıştım şiirlerimi koynumdan… Artık hiçler…
Öyküler biriktiriyorum, gözlerimin yaşları şahidimdir diye başlayan…
…
Gün gelir dediklerimi anlayacaksın…