İslami bilincimizi inşa ederken Kur'an'ın diline de derin bir vukufiyet ile nüfuz etmek durumundayız… Vahyin bütünselliği içerisinde zihniyet ve şahsiyetin olgunlaşması ancak bu idrak ile mümkündür… Bu bağlamda Kur'an'da yer yer geçen şu uyarı hitabı üzerinde ciddi bir tefekkür ihtiyacı duydum… Hitap şu:
“Kahrolsun!”
“Allah onları kahretsin!”
Bu ifade kimler hakkında kullanılıyor? Helak, kahr ve lanet tespit eden bu içeriğin şiddeti nereden kaynaklanıyor?
Allah'ın azabına müstahak, kahrına layık bu azgınların bu kadar şiddetli bir şekilde Kur'an'da dile getirilmesi hangi hikmete mebnidir...
İleri düzeyde kötülük profilini ortaya koyan bu anlatımın simgesel bir boyutu vardır...
Şimdi bu derece Allah'ın gazabını ve buğzunu celbeden kimler olabilir?
1- İşkenceciler... (Buruc, 4)
2- Yalancılar... (Zâriyât,10)
3- İnsanları Allah yolundan engellemek için hile ve düzen peşinde koşanlar... (Müddessir,19-20)
4- Münafıklar... (Münâfikun, 4)
5- Allah'a şirk koşanlar... (Tevbe, 30)
Bir... “Kahrolsun o hendek sahipleri!” (Buruc, 4)
İman edenleri ateş dolu hendeklerde cayır cayır yakan ve barbarca seyreden işkenceciler…
Ve tüm zamanların inanç özgürlüğünü, insan onurunu engelleyen, baskılayan ve zulmü sistemleştiren organize güçler, zalimler, despot ve tağutlar bu lanetin ve bedduanın kapsamındadırlar… Her türlü ilenç, utanç onların üzerinedir…
Vay onların hâline...
İki... “O kahrolası yalancılar!” (Zâriyât, 10)
Bu ayette “El-harrasun / yalancılar, delilsiz, tutarsız konuşan, yalan ve zanla ahkâm kesen, hakikati çarpıtan, gerçekleri karartan ve insanları İslam’dan engelleyenler” akla gelir.
Dezenformasyon yayanlar... Spekülasyon, manipülasyon ve ajitasyon ile zihinleri bulandıranlar… İslamofobiye teşnedirler… Algı operasyonları ve çarpık yorumları ile gerçeklerin katilleridir onlar...
Üç... “Kahrolası! Nasıl da ölçüp biçti! Yine kahrolası! Nasıl da ölçüp biçti!” (Müddessir, 19-20)
Mekke’nin ileri gelenlerinden Velid bin Muğire, Kur’an’ın nurunu engellemek, ilahi mesajı bulandırmak, halkın Kur’an’a olan ilgisini baltalamak için sürekli plan, program, hile ve kumpas peşindeydi…
Evet, tüm zamanların İslam düşmanları, sistematik ve stratejik hamlelerle, sinsi plan ve projelerle hakikati engelleyenlerin hepsi bu kapsamdadır…
İnsan ile İslam arasına bariyerler ören, perdeler çeken herkes ilahi lanetin hedefindedir...
Dört... “Onları gördüğünde cüsseleri hoşuna gider. Konuşurlarsa sözlerini dinlersin. Oysa onlar duvara dayanmış kütükler gibidirler. Her gürültüyü kendi aleyhlerine sanırlar. Asıl düşman onlardır; onlardan sakın. Allah onları kahretsin! Nasıl da haktan çevriliyorlar.” (Münafikun, 4)
Nifak marazı ile malul olanların gizli, sinsi batıl tutum ve tuzaklarını, çirkin yüzlerini deşifre eden ve şiddetle kınayan bir tespitle uyarılıyoruz…
Tüm zamanların nifak güçleri, lobileri, servisleri, örgütleri, eylemleri, nazarı dikkatimize sunuluyor… Bu lanet olasılardan uzak durmamız isteniyor…
Sureti haktan görünen, maskeli ve makyajlı yüzler üzerinden gelecek tehlike için teyakkuz öneriliyor…
Beş... “Yahudiler, “Üzeyr Allah'ın oğludur” dediler. Hıristiyanlar da “Mesih Allah'ın oğludur” dediler. Bu, onların ağızlarıyla söyledikleri (gerçeği yansıtmayan) sözleridir. Daha önce inkâr edenlerin sözlerine benzetiyorlar. Allah onları kahretsin. Nasıl da haktan çevriliyorlar!” (Tevbe, 30)
Allah tasavvuruna yönelik en büyük zulüm ve en çirkin iftira...
Tevhid inancını hedef alan iğrenç iddia ve korkunç çarpıtma...
Fanilere ilahlık nispet etmek kadar çirkin ne olabilir ki?
İşte Allah'ın kahrını celb eden cürümler...
Kahrolsunlar...