Sureler olaylar üzerine ihtiyaca binaen inmiştir. Bunun için surelerin meallerine bakarken iniş sebeplerinin de bilinmesi surenin muhtevasını daha iyi kavranmasını sağlar. Sizin için surelerin iniş sebeplerini araştırdık. Bu yazımızda Kalem suresinin neden indirildiğini bulabilirsiniz. Kalem suresi neden indirilmiştir? Kalem suresinin nuzûl sebebi nedir? İşte Kalem suresi nuzûl sebebi...
Kalem Süresi Nüzul Sebebi
el-Hasen, İkrime, Ata ve Cabir kavlinde Sûre Mekke'de ve Alak Sûresinden sonra nazil olmuştur. İbn Abbas'tan rivayete göre önce Alak Sûresi, sonra bu sûre, sonra Müzzemmil, sonra Müddessir Sûreleri nazil olmuştur.
Âyetlerinin adedi, elli ikidir.
Maverdî'nin İbn Abbas ve Katade kavli olarak zikrettiğine göre ise başından "Biz onun burnunu yakında yere sürteceğiz." (ayet: 16)'ya kadarı mekkî, buradan "Azab işte böyledir. Fakat ahiret azabı elbette daha büyüktür. Keşke bimiş olsalardı" (ayet: 33)'e kadarı medenî, buradan "Yoksa ğayb kendilerinin katında mıdır da ondan yazıyorlar?" (ayet: 47)'ye kadarı tekrar mekkî, buradan "Rabbı onu seçti de salihlerden kıldı" (ayet: 50)'ye kadar tekrar medenî, buradan sûrenin sonuna kadarı da yine mekkîdir.
İbn Abbas ve Katade'den Sûrenin mekkî oluşundan "Fakat ahiret azabı elbette daha büyüktür. Keşke bilmiş olsalardı"ya kadar olmak üzere "Biz vaktiyle o bahçe sahiplerini denediğimiz gibi bunları da denedik..." (ayet: 17-33) ayetlerinin ve "Sen Rabbının hükmüne sabret ve balık sahibi gibi olma... Rabbı onu seçti de salihlerden kıldı" (ayet: 48-50) ayetlerinin istisnası da rivayet edilmiştir.
Sûrenin çoğu el-Velîd ibnu'l-Muğîra ve Ebu Cehl hakkında nazil olmuştur.
2. Sen, Rabbının nimeti sayesinde bir deli değilsin.
Ayetin nüzul sebebi ile ilgili rivayetler:
1- İbnu'l-Münzir'in İbn Cüreyc'den rivayetine göre müşriklerin Hz. Peygamber hakkında "O önce delidir, sonra da şeytandır." demeleri üzerine bu ayet-i kerime nazil olmuştur.
2- İbn Abbas'tan rivayet ediliyor: Hz. Peygamber (daha önceleri de yaptığı gibi) bir gün Hz. Hadice'nin yanından ayrılarak kaybolmuş. Hz. Hadice onu aradıysa da bulamamış. Bir gün geri çıkagelmiş; yüzünde toz toprak yokmuş ama allak bullak imiş. Hz. Hadice kendisine:
"Sana ne oldu?" diye sormuş. Cibrîl'in kendisine geldiğini ve
"Rabbının adıyla oku." dediğini anlatmış.
İşte bu, Kur'an'dan ilk nazil olandır. Şöyle devam etmiş:
"Beni düz bir yere indirdi, abdest aldı, ben de abdest aldım, sonra namaz kıldı, ben de onunla beraber iki rek'at namaz kıldım. Bana:
"Ey Muhammed işte namaz böyledir." dedi."
Hz. Peygamber (sa) bunu Hz. Hadice'ye anlatınca o da Varaka ibn Nevfel'e gitmiş. Varaka kavminin dinine muhalefet etmiş, hrıstiyan olmuş imiş. Hz. Hadice olanları kendisine anlatınca:
"Muhammed'i bana gönder." demiş. Hz. Hadice de Efendimiz (sa)'i ona göndermiş de gelmiş. Varaka kendisine:
"Cibrîl sana, insanları bir tek olan Allah'a çağır, dedi mi?" diye sormuş, Hz. Peygamber (sa):
"Hayır." demiş. Varaka:
"Allah'a yemin ederim ki senin davetine kadar yaşarsam sana elbette yardım ederim." demiş ve fakat çok geçmeden vefat etmiş.
İşte bu hadise Kureyş kafirlerinin kulağına erişince:
"O bir delidir." demişler de Allah Teala Onun deli olmadığına yemin etmiştir. Bunlar, bu Sûrenin başından beş ayettir.
Bunları söyledikten sonra İbn Abbas der ki: İlk nazil olan "Rabbının adıyla oku"dur. Bu ayet-i kerime ise ikinci nazil olandır.
4. "Şüphesiz sen büyük bir ahlaka sahipsindir."
1- Ebû Bekr el-Harisi, Abdullah b. Muhammed b. Muhammed b. Hayyan'dan, o Ahmed b. Cafer b. Nasr el-Cemmal'dan, o Cerir b. Yahya'dan, o Hüseyn b. Ulvan el-Kûfi'den, o Hişam b. Urve'den, o babasından, o da Aişe (r.a.)'den bize haber vererek dedi ki:
"Rasulullah (s.a.v.)'tan daha güzel huylu birisi yoktu. Sahabe'den ve Ehl-i Beyt'ten birisi O'nu çağırınca O "buyurun" diye karşılık verirdi. Bundan dolayı Allah Teala bu ayeti indirdi."
2- Yine Hz. Aişe'den rivayet edilmiştir. Ona Hz. Peygamber (s.a.v.)'in ahlakı soruldu. O:
"O'nun ahlakı Kur'an idi. Kur'an'ın razı olduğuna rıza gösterir, Kızdığına kızardı. Ne doğuştan ne de sonradan kötü biri değildi. Pazarlarda bağırmazdı. Kötülüğe kötülükle mukabele etmez, fakat af eder, görmezlikten gelirdi."
3- Aişe (r.a.)'ye Peygamber (s.a.)'in ahlakına dair soru soruldu. O da:
"Onun ahlakı Kur'an'dı dedi ve Sen Kur'an'ı hiç okumadın mı," deyip "Müminler gerçekten felah bulmuştur..." (Mu'minun, 23/1-10) buyruklarını okudu.
10-13. Sen, devamlı yemin edip duran, izzet-i nefsi bulunmayana itaat etme. Daima ayıplayan ve laf götürüp getirene, durmadan hayra engel olana, haddi aşana, çok günahkara, kaba, haşin ve bunlardan başka zenîm (yani) kulağı kesik olana (da sakın itaat etme).
1- Ahnes ibn Şerîk ibn Amr es-Sekafî hakkındaki rivayetler:
a- İbn İshak der ki: Ahnes ibn Şerîk ibn Amr es-Sekafî kavminin ileri gelenlerinden, sözü dinlenen bir kimseydi. Rasûlullah (sa)'a eziyet eder, ona cevap verirdi. Allah Teala onun hakkında bu ayetleri indirmiştir.
b- Süddî'den îbnu Ebi Hatim anlattı.
"Bu ayet Ahnes Ibni Şerîk hakkında indirildi."
Kelbî'den bunun benzerini İbnu Münzir anlattı.
2- Esved İbni Abdi Yeğûs hakkındaki rivayetler:
a- Mücahid'ten (r.a.) İbnu Ebî Hatim anlattı:
"Bu ayet, Esved İbni Abdi Yeğûs hakkında indirildi."
b- Bu ayet-i kerimelerin Zühre oğullan ile antlaşmah olan el-Ahnes ibn Şerîk es-Sekafî veya el-Esved ibn Abdi Yağûs hakkında nazil olmuş olduğu da söylenir.
Ancak Taberî el-Esved ibn Abdi Yağûs hakkında nazil olduğuna dair haberi sahih bulmaz.
3- Velid b. Muğire hakkındaki rivayetler:
a- İbn Abbas ve Mukatil kavlinde ise el-Velîd ibnu'l-Muğîra hakkında nazil olmuştur. Onun on oğlu varmış; onlara ve akrabalarına:
"Eğer sizden biri Muhammed'e tabi olacak olursa ona hiç bir faydam dokunmıyacaktır." deyip müslüman olmalarının önüne geçermiş
b- Velîd ibnu'l-Muğîra bir hac mevsiminde Mina'da hacıları doyurmada yirmi bin dinar veya belki de daha çok mal harcar ve fakat bir yoksula bir dirhem bile vermezmiş. Bu yüzden onun için "Durmadan hayra engel olan..."buyurulmuştur.
c- İbnu Abbas'tan (r.a.) İbnu Cerîr anlattı.
"Nebî Aleyhisselarn'a, Kalem: 68/10-12 ayetleri indirildi. Kalem: 68/13 ayeti indirilinceye kadar bu ayetlerin kimin hakkında indirildiğini bilemedik. Âyet indikten sonra biz Velid b. Muğire'nin, koyunun kulağı ucundaki küpe gibi küpesi olduğunu öğrendik."
14. Mal ve oğullar sahibi olmuş diye.
15. Ayetlerimiz ona okunduğu zaman "Öncekilerin masallarıdır." der.
16. Biz, onun burnunu yakında yere sürteceğiz.
Bu ayet-i kerimeler de el-Velîd ibnu'l-Muğîra hakkında nazil olan ayetler cümlesindendir.
17. Biz, vaktiyle o bahçe sahiplerini denediğimiz gibi bunları da denedik. Hani sabah olunca onu mutlaka devşireceklerdi ve biçeceklerine yemin etmişlerdi.
İbn Ebî Hatim'in İbn Cüreyc'den rivayetine göre Bedr Gazvesi günü Ebu Cehl:
"Onları yakalayıp iplerle bağlayın ve kimseyi öldürmeyin." demiş de bunun üzerine bu ayet-i kerime nazil olmuş.
35. Biz, müslümanları mücrimler gibi tutar mıyız hiç?!
36. Ne oluyor size, nasıl hükmediyorsunuz?
37. Yoksa size mahsus bir kitab var da ondan mı okuyorsunuz?
İbn Abbas ve başkalarından rivayete göre bu ayet-i kerimeler Mekke kafirlerinin
"Elbette ahirette bize, size verileceklerden daha hayırlıları verilecek." demeleri üzerine nazil olmuştur.
48. Sen Rabbının hükmüne sabret ve balık sahibi gibi olma. Hani o, gamla dolu olarak Rabbına seslenmişti.
49. Rabbının katından ona bir nimet erişmiş olmasaydı mutlaka o, kınanmış olarak çıplak bir yere atılacaktı.
1- Rivayete göre Hz. Peygamber (sa), İslam'ı arzetmek üzere Sakîflilere gittiğinde kendisine eziyet vermeleri üzerine onlara beddua etmek istemiş ve işte bunun üzerine bu ayet-i kerimeler nazil olmuştur.
2- Uhud gazvesinde Hz. Peygamber (sa)'in çevresinden açılıp onu düşmanlarıyla karşı karşıya bırakanlara beddua etmek istediği ve ayet-i kerimelerin bunun üzerine nazil olduğu rivayeti de vardır ve buna göre ayet-i kerimeler medenîdir.
51. "Kuran'ı dinlediklerinde nerdeyse seni gözleriyle yıkıp devirecekIerdi."O delidir" diyorlardı."
1- Kafirler Rasuluilah (s.a.v.)'a göz değdirip de, böylece gözle onu nazarlamak istediklerinde bu ayet indi. Kureyş'ten bir grup Rasulullah (s.a.v.)'a baktı ve şöyle dediler.
"Bunün gibisini ve bunun hüccetinin benzerini görmedik." Benî Esed'den göz değdiren birisi vardı. Bu adam semiz bir deve, semiz bir ineği yürürken gördüğünde, ona bir göz atar ve sonra şöyle derdi:
"Ey cariye bize bir kab ve dirhem getir de, şunun etinden alalım." Böyle deyince yürüyen hayvan çok geçmeden ölürdü ve dolayısıyla kesilmiş olurdu."
2- Kelbî şöyle demiştir:
"Arab'dan bir adam vardı. İki veya üç gün birşey yemeden kalırdı. Sonra çadırının kenarından başını kaldırır oradan geçen koyun sürüsüne şöyle derdi:
"Bugün bundan daha güzel bir deve veya koyun yayılmamıştır." Sonra az birşey yürümeden o koyun veya deve topluluğundan bir grup yere yıkılırdı. İşte kafirler bu adamdan Rasulullah (s.a.v.)'a nazar vermesini ve koyun sürüsüne yaptığını, yapmasını istediler. Allah Teala da Rasulü'nü korudu ve bu ayeti indirdi."