Kamu Güvenliğinden PKK mı Sorumlu?

0

Ülkenin Doğu ve Güneydoğu'sunda garip hadiseler yaşanıyor. Kendini PKK'nın gençlik yapılanması olarak tanımlayan YDG-H; yol kesiyor, kontrol yapıyor, haraç alıyor, mahkemeler kuruyor ve hatta hendek kazarak polis ile çatışıyor. Değişik zamanlarda otobüs yakan, polise ve jandarmaya molotof atan yüzleri maskeli gençleri görüyoruz, renkli ekranlarda… Hatta polisin bazı mahallelere giremediği ve bazı bölgelerin PKK'ya bırakıldığı da rahatsız edici gerçeklikler arasında…

En son Cizre'de, HÜDA PAR'lıların yoğun olarak yaşadığı Nur Mahallesi, PKK'lılar tarafından kuşatıldı. Medyadan öğrendiğimize göre, saatlerce süren bir çatışma/savaş yaşanmış; ancak, olaya ne polis müdahale etmiş ne de jandarma…

Öyleyse şu soruyu sormamız meşrudur; "Devlet, Güneydoğu'da kamu güvenliğini ve otoritesini PKK'ya mı teslim etti?" Doğu ve Güneydoğu'da yaşayan ve orayı ziyaret eden dostlarla bu sorunu konuşuyoruz. Genel kanı şöyle; kamu güvenliğinin ve otoritesinin PKK'ya bırakılması veya böyle bir atmosferin yaratılması halkta endişe yaratmaya başlamış… Tedirginlik, her geçen gün artıyormuş. Acaba, çözüm sürecinde bir şeyler yanlış mı gidiyor?

Son dönemde yaşananlar gösteriyor ki; hem PKK, hem de Hizbullah'a yakın olan HÜDA-PAR, bölge üzerinde egemenlik ve otorite kurmak, söz sahibi olmak istiyor. Hatta devlet ile egemenliği paylaşmak istiyorlar. Devletin partneri olmak istiyorlar.

Ancak işin trajik tarafı ise şurası; her iki taraf da kendisine biat etmeyen Kürtleri bölgeden tasfiye etmenin, sürmenin derdinde… Galiba farklı ideolojiye inanan Kürtlerin yaşam hakkı olmadığı bir Kürdistan veya güneydoğu inşa edilmeye çalışılıyor.

Özellikle Kürt siyasi hareketine şunu sormak isterim; PKK'ya destek vermeyen, biat etmeyen Kürtlerin Güneydoğu'da yaşam hakkı var mıdır? Örneğin HÜDA-PAR'lıların durumu ne olacak… Bu son dönemde yaşananlar gösteriyor ki, bir kısım Kürtlerin Batı'ya göç etmek zorunda olmasının önemli bir nedeni, Kürdün Kürde yapmış olduğu baskıdır. Ötesi yok.

Ya Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan'ın açıklamasına ne demeli? Akdoğan, Cizre'de yaşananları "nanik yapmak" olarak yorulmamış; "Bu açıkça, Kandil'e nanik yapmak"mış… "Kamu düzeni ve güvenliğinden asla taviz verilmez"miş." Güler misiniz, ağlar mısınız? Nanik yapmakmış… Vatandaşlarının can ve mal güvenliğini sağlayamayan bir devlete nanik yapılıyor olmasın.

Sayın Yalçın Akdoğan'a şunu hatırlatmak istiyorum;

Siz, Başbakan Yardımcısı olmanın yanı sıra, sosyologsunuz. Bilirsiniz, Max Weber'e göre Devlet, "belirli bir toprak parçası üzerinde meşru şiddet kullanım tekelini elinde bulunduran kurum" olarak tanımlar. Ya da "fiziksel şiddetin meşru kullanımını başarıyla tekelleştiren aygıttır." Klasik anlamda devlet, kamunun güvenliğinden sorumludur. Kamu otoritesini ve güvenliğini sağlayamayan bir devlet meşruiyetini kaybeder. Otorite ve meşruiyetinizi kaybediyor olmayasınız. Dikkat!