KANITLAMAK ZORUNDA OLMADAN YAZMANIN ZEVKİ

0

Serbest yazabilmek cesaret gerektirir.

Ben buyum diyebilmeyi gerektirir. Nedensiz, kanıtsız, öylesine.

Sosyal medyada böyle yazılabildiği için cazipir. Herkes var olmaya çalışır.

Herkes kendini olduğu gibi, kuralsız ve kendisi gibi ortaya atar.

Çünkü ötekisi kurala bağlı olmaktır. Ayağı prangalı olmaktır.

Boynunda ağırlık taşımaktır kurallar içinde yazmaya çalışmak.

Şiirin, sanatın, felsefenin, dinin evden kaçma şeklidir serbest yazı denemeleri.

Denemektir, denemeyi denemektir serbest ve kuralsız yazabilmek.

Daha da değerli kılan kuralları bilip kural dışı yazabilmektir. Çünkü kanıtlamadan yazabilmek saçmalamak demek değildir.

Kanıtlama zorunluluğu olmadan yazılan yazıkendi kanıtını ve "anlayışını" içinde taşır.

Kendi içinde "anlamlı" olmalıdır kanıtsız yazılan yazı. Kanıttan habersiz olmak değil kanıta ihtiyaç duymadan yazmak.

Kanıtı bilip de yazmaktır. Hikayenin, öykünün, şiirin, romanın ve akademik makalenin farkında olup ona rağmen çizginin dışından yazmaya çalışmak maskesiz var olma denemesidir.

Onun için "tür" dışı yazılan yazılara "deneme" denir.

Deniyorsun. Kendi birikiminle yeni bir formatta yazıyorsun. Hatta formatsız deniyorsun.

Kurallara bağlı yapılan şeyler çoğunlukla tercih imkanı olmadan zorlandığımız şeylerdir.

Bunun en başında bilimsel yazıların tabi olduğu metodolojidir.

Bir bilimsel makalenin her aşaması kontrol altındadır. Kişi bir konuyu yazmaya kalkıştığı zaman o konuda veri toplamanın şekli, onların analizi, tasnifi, ve raporlandırılma şekli, hepsi önceden belirtilmiştir.

Bilimsel metodoloji denilen bu kurallar silsilesi aslında bir dini ritüel gibi yürür çoğu zaman.

Önce size bilim nasıl yapılır o öğretilir sonra da bilim yap denilir.

İçinizden geldiği gibi yazmak, konuşmak, yaşamak hiçbir zaman takdir edilen olmamıştır.

Kurallara bağlı kalmadan yazmaya ve yaşamaya çalışma şekli varoluşsal bir durumdur. Var olma çabasıdır.

Bu demek değildir ki her kuralı çiğneyip yapmalıyız. Kurala bağlı yazıp yaşasanız bile o kuralı içselleştirip benimsediyseniz yazmanız gerekir.

Maskesiz yazmak budur. Sadece kabul görsün diye kurallara bağlı yazmak/yapmak maskeli yaşam şeklinden öteye bir şey değildir.

Kurallara bağlı yazmak, kanıtlamayı gerektirir. Yani yazdıklarınızın önceden ortaya konulan kurallara uygun olduğunu göstermeniz gerekir karar vericilere.

Kuralların bu sıkıcı şekli ister istemez kaçışa neden olmuştur.

Şiirde serbest tarza, sanatta, hukukta, siyasette ve bilimde post-modernizme, dinlerde tasavvufi ve mistik yönelişlere neden olmuştur.

Kanıtlamak zorunda olmadan yazdığımız bir cümle de olsa bir kitap da olsa onun sorumluluğu yazana aittir.

Kurallar ve kanıtlar ile yazılmış yazılarda denetlenecek şey daha çok kuralların iyi işletilip işletilmediğidir. Ama serbest yazılanlarda esas sorun kurallar değil fikirdir. Orada fikir var mı ve tutarlı mı?

Serbest yazılan yazı kısa da olsa uzun da olsa hesap verilebilirliği şablon değil iç tutarlılık ve içerdiği tezdir.

Öğrencilere öğretilecek en yararlı şeylerden biri kurallara bağlı olmadan yazma cesareti ve eğitimi vermektir. Fikir, tez ve özgün ürün böylece ortaya çıkabilir ancak.

Kurallara göre yazılan metinlerde -mesela okullarda yapılan kompozisyonlarda- denetim şekilseldir. Şablona uygun yazmışsan iyi notu alırsın. İyi çocuksun, başarılı öğrencisin. Ama boş birisin. Böyle eğitiliyor insanımız.