Karanlık kuyulardan doğan umut

Tarih boyunca insanlık, sabrın ve inancın nasıl büyük kapılar açtığını anlatan sayısız hikâyeye tanıklık etmiştir. Bu hikâyelerin en çarpıcı olanlarından biri de hiç şüphesiz Hazreti Yusuf’un hayatıdır. En yakınları tarafından ihanete uğramak, kardeşlerinin kıskançlığına hedef olmak ve bir kuyunun karanlığına terk edilmek… İnsan için bundan daha ağır bir imtihan düşünmek zordur. Fakat Hazreti Yusuf, kendisine kurulan tuzakların ve uğradığı haksızlıkların ortasında dahi Allah’a olan inancını kaybetmemiştir.

Kardeşleri tarafından kuyuya atıldığı o karanlık an, aslında ilahi takdirin başlangıcıydı. İnsan gözüyle bakıldığında bir felaket gibi görünen bu olay, yıllar sonra Mısır’da bir saltanatın kapısını aralayacaktı. Zaman geldiğinde Cenabı Allah, Hazreti Yusuf’u o karanlık kuyudan çıkarıp Mısır’a sultan etti. Bu hikâye bize bir gerçeği hatırlatır: Bazen hayatın en karanlık anları, en aydınlık günlerin habercisidir.

Bugün de pek çok insan hayatın farklı alanlarında benzer duygular yaşamaktadır. Emeğinin görülmediğini düşünenler, haksızlığa uğradığını hissedenler, yok sayıldığını veya görmezden gelindiğini zannedenler… İnsan çoğu zaman verdiği mücadelenin karşılığını hemen alamadığında umutsuzluğa kapılabilir. Oysa ilahi adaletin terazisi hiçbir şeyi gözden kaçırmaz. Her söz, her davranış ve her niyet bir şekilde kayıt altındadır.

Bu hakikat bize başka bir peygamber kıssasını da hatırlatır: Hazreti Yunus’un balığın karnındaki imtihanı. İnsan aklının sınırlarını aşan o zor durum, Allah’ın kudretiyle bir kurtuluş hikâyesine dönüşmüştür. Karanlık bir deniz, kapalı bir mekân ve derin bir yalnızlık… Fakat samimi bir dua, teslimiyet ve iman bütün kapıları açmaya yetmiştir.

Belki bugün bizler de kendi hayatımızın kuyularında veya karanlık denizlerinde sınanıyoruz. Bazen bir haksızlık, bazen bir kayıp, bazen de beklenmedik bir hayal kırıklığı ile karşı karşıya kalıyoruz. Ancak inanan insan bilir ki hiçbir çaba boşa gitmez. Attığımız her adım, döktüğümüz her alın teri ve sabırla taşıdığımız her yük bir gün mutlaka karşılığını bulur.

Hayatın adaletini yalnızca bugünün şartlarıyla değerlendirmek çoğu zaman eksik bir bakış açısıdır. Çünkü ilahi plan, insanın sınırlı zaman algısının çok ötesindedir. Bugün kayıp gibi görünen bir olay, yarın büyük bir kazancın kapısını aralayabilir.

Bu yüzden belki de yapılması gereken en doğru şey; elimizden gelen gayreti göstermek, hakkın ve adaletin yanında durmak ve sonucunu tevekkülle Allah’a bırakmaktır. Çünkü kaderin satır aralarında çoğu zaman insanın henüz fark edemediği büyük hikmetler gizlidir.

Kim bilir…

Belki bugün karanlık sandığımız kuyular, yarın bizi bambaşka bir ufka taşıyacak yolun başlangıcıdır…

Saygıyla.