Yıllardır bu topraklarda aynı gökyüzünün altında nefes alan, aynı ezanla uyanan, aynı bayrağın gölgesinde huzur bulan bir milletiz biz. Türk’üyle, Kürt’üyle, Laz’ıyla, Çerkez’iyle… Aynı kaderin yolcuları, aynı tarihin evlatlarıyız. Fakat ne acıdır ki zaman zaman aramıza nifak tohumları ekilmiş, kardeş kardeşe düşman edilmek istenmiştir.
Oysa tarih bize başka bir hakikati haykırır.
Çanakkale’de yan yana düşen şehitlerin kimliği sorulmadı. Kurtuluş Savaşı’nda omuz omuza verilen mücadelede kimse birbirinin etnik kökenini sorgulamadı. O gün bu millet tek yürek oldu, tek bilek oldu ve imkânsızı başardı. Çünkü biliyordu ki ayrılık ölüm, birlik ise diriliştir.
Bugün de aynı kavşaktayız.
Yıllardır süregelen acıların, gözyaşlarının, ocaklara düşen ateşin son bulması için bir fırsat kapısı aralanmışken; bu sürece sırt çevirmek, hatta zarar vermek, en başta bu topraklara ihanettir. Terörsüz bir Türkiye hayali; yalnızca bir siyasi hedef değil, annelerin duası, yetimlerin umudu, toprağa düşen gençlerin ardından yükselen bir feryattır.
Artık analar ağlamasın.
Artık evlatlar toprağa düşmesin.
Bu süreçte her birimize düşen büyük bir sorumluluk vardır. Türk’ün de Kürt’ün de en birinci vazifesi; birliği korumak, safları sık tutmak ve kardeşliğe sahip çıkmaktır. Çünkü bu topraklar üzerinde oynanan oyunların en büyük dayanağı, bizi birbirimize düşürmektir.
Provokasyonlar tam da bu yüzden vardır.
Bir kıvılcımın yangına dönüşmesi için bekleyenler, bir sözün büyüyüp nefrete evrilmesini isteyenler, bir görüntüyle sokakları karıştırmayı hedefleyenler… Hepsi aynı karanlık aklın ürünüdür. Ve unutulmamalıdır ki; kardeşi kardeşe kırdırmak isteyenler, hiçbir zaman bu milletin dostu olmamıştır.
Bugün en çok ihtiyacımız olan şey; sağduyudur, ferasettir, basirettir.
Sosyal medyada dolaşan her bilgiye atlamadan önce düşünmek, her duyduğumuza inanmadan önce sorgulamak, öfkeye kapılmadan önce vicdanımıza danışmak zorundayız. Çünkü artık en büyük savaş, zihinler üzerinden yürütülmektedir.
Birlik; sadece aynı safta durmak değil, aynı yürekte buluşabilmektir.
Kürt’ün acısını kendi acısı bilmeyen bir Türk, Türk’ün derdine kulak tıkayan bir Kürt; bu milletin ruhunu anlayamaz. Bizim mayamızda ayrımcılık değil, kardeşlik vardır. Bizim geleneğimizde ötekileştirmek değil, kucaklamak vardır.
Şimdi yeniden hatırlama vaktidir.
Aynı sofraya oturduğumuzu, aynı türküleri söylediğimizi, aynı sevinçte güldüğümüzü, aynı acıda ağladığımızı hatırlama vaktidir. Bizi biz yapan şeyin farklılıklarımız değil, ortak değerlerimiz olduğunu idrak etme vaktidir.
Bu süreç; sadece bir güvenlik meselesi değil, bir vicdan meselesidir.
Eğer gerçekten bu vatanı seviyorsak, eğer gerçekten bu milletin geleceğini düşünüyorsak; atılan her adıma sahip çıkmalı, bu süreci ilerletmek için elimizi değil, yüreğimizi taşın altına koymalıyız. Çünkü barış; sadece silahların susması değil, kalplerin de susmasıdır.
Geçmişe dönüp baktığımızda, ayrılıkların ve düşmanlıkların bu millete neler kaybettirdiğini acı tecrübelerle gördük. Hendek olayları, Sur’da yaşananlar, şehirlerin ortasında kurulan tuzaklar, yakılan evler, yıkılan hayatlar… Kardeşin kardeşe silah doğrulttuğu, sokakların savaş alanına döndüğü o karanlık günler; aslında kimlerin kazandığını, kimlerin kaybettiğini açıkça ortaya koymuştur. Kazanan hiçbir zaman bu millet olmamıştır. Kaybeden hep biz olduk; analar oldu, çocuklar oldu, geleceğimiz oldu.
İşte tam da bu yüzden bugün yürütülen bu sürecin kıymeti büyüktür.
Bu noktada, bu milletin birliği ve dirliği için irade ortaya koyan Recep Tayyip Erdoğan ve Devlet Bahçeli’ye teşekkür etmek, yapılan gayretleri teslim etmek bir vefa borcudur. Terörün gölgesinden arındırılmış bir Türkiye ideali için atılan her adım; yalnız bugünü değil, yarınlarımızı da inşa etmektedir.
Elbette bu süreç kolay değildir.
Ama zor olan, imkânsız değildir.
Yeter ki biz, içeride birliğimizi koruyalım. Yeter ki kardeşliğimize sahip çıkalım. Yeter ki geçmişin acılarından ders alıp aynı hatalara bir daha düşmeyelim.
Unutmayalım:
Birliğimizi kaybedersek, kaybedecek vatanımız olur.
Ama birliğimizi korursak, geleceğimiz olur.
Geliniz…
Kardeşi kardeşe kırdırmayalım.
Geliniz…
Saflarımızı sıklaştıralım.
Geliniz…
Bu topraklarda yeniden kardeşliğin destanını yazalım.
Çünkü biz birlikte güçlüyüz.
Çünkü biz birlikte Türkiye’yiz.