Katar üzerinden yeni Türkiye'yi vurmak

0

Koskoca küresel çete, anlı şanlı, paranın patronları, uluslararası sermaye, Gladyo işini gücünü bırakmış yeni Türkiye'yi boğmak için hastalıklı ataklarda bulunuyor.

Hem de ne ataklar! Ardı arkası kesilmiyor.

Dear Mister! You used to do better…

Yeni Türkiye kimin elini sıksa başına gelmiyen kalmıyor.

Kürdistan'la yakın bağ kurdu "Gezi faşist ayaklanması" patlak verdi, FETÖ'cü savcılar üzerinden Halk Bankası, yolsuzluk operasyonu yaptılar, Barzani feleğini şaşırdı. Muhammed Mursi döneminde Mısır'la ilişkiler geliştirildi, General al-Sisi darbesiyle karşılık verdiler.

"Katar'a ne zaman saldıracaklar" diye bekliyordum nihayet oraya da bombardıman kararı aldılar. ABD derin devletinin fişeklemesiyle aralarında Suudi Arabistan ve Mısırın da bulunduğu 7 ülke, Katar'la İlişkilerini kesti. Amaç Türkiye'nin hareket alanını daraltıp sivil hükümeti düşürmek ve Türkiye ile birlikte hareket eden herkese cezayı kesmek.

Elbette ABD ve Avrupa'da herkes Gladyo tarafından sürdürülen bu operasyondan memnun değil…

ABD ve Avrupa halkının büyük bölümü, bağımsız liberaller, Gladyo'nun çemberine girmemiş Sosyalist ve Hıristiyan dini çevreler bu durumdan rahatsız. Fakat elleri kolları bağlı, olup biteni izlemekten başka yapacakları bir şey yok.

Şimdilik...

"Zamanın ruhu" hiç umulmadık anda değişebilir Amerika kıtasında...

Rüzgarlar başka yönlerden esmeye başlayabilir.

ABD halkında bu potansiyel var.

Türkiye basınında "Batı" şeklinde genellemeler yapılması, derin yapıların işlerini kolaylaştırıyor. Avrupa ve ABD halkının da kanını emen bu yapılar, bir anda koca bir toplumu arkalarına almış oluyor. Münevverlerimiz ısrarla "Batı-Doğu" kutuplaşması üzerinden değerlendirmeler yaparak kolaycılığa kaçıyor.

Ne Doğu bildiğiniz Doğu, ne Batı bildiğiniz Batı bugün.

Dünya yuvarlak.

Doğunun, batının neresi olduğundan emin misiniz?

***

Şehirciliğe yeni bir anlayış getirilmeli.

Anladığım kadarıyla Türkiye, şehirlerin yapılanmasında yeni bir döneme girecek. Cumhurbaşkanının son çıkışları ve meseleyi sürekli sıcak tutmak istemesi, bu konunun Şehir ve Çevre Bakanının, belediyelerin, bürokrasinin insiyatifine bırakılmayacağını gösteriyor.

Bırakılmamalı da...

Şehirlerin yeniden tasarlanması bir tutku işi. Bu tutkuya sahip olmayanlar, bu işin altından kalkamazlar. Buldukları her boş araziye bir bina dikmeyi marifet kabul edenler, ne şehircilik bakanı olmalılar, ne de belediye başkanı.

Merak ediyorum, belediye başkanlarımız kentlerinin üzerinde şöyle bir "drone" uçurtup mevcut çirkinliği tespit edip buna çözüm üretmeyi hiç düşünmezler mi?

Bulduğunuz her boş toprak parçasına bina dikmek zorunda mısınız?

Yanınızda çalıştırdığınız mimarlar, mühendisler parkların, bahçelerin, meydanların şehre ekonomik değer katacağını size hiç söylemezler mi?

Toronto'da şehrin genelinde, 5 km hangi yöne yürürseniz yürüyün önünüze bir park çıkar. Türkiye'nin şehirlerinde ise park bulmak mucize. Vatan nutukları atıp vatanlarını içinde yaşanmaz ucubeye çevirmeleri neyle açıklanabilir?

Türkiye şehircilikte treni 1930'da kaçırmış. Bugün bu kaosun içinden çıkmak bir devrim ile mümkün. Bu devrimci ise sadece Erdoğan olarak görünüyor.

Maalesef vaziyet bu. Allah ona uzun ömürler versin, ne diyelim...

***

Bir futbolcunun intiharı

Bir futbol kulübünü çürüten en önemli şey; kendini bir halt zanneden bir kaç futbolcunun takım içinde çeteleşme eğilimine girmesidir.

Teknik direktörlerin disiplin konusunda zaafiyet gösterdiği takımlarda bu tür çeteleşmeler sık görünür. Bu durumun milli takıma kadar sirayet etmesi ilginç. Hele Fatih Terim gibi başarısını uluslararası camiada kabul ettirmiş, disiplini ile ünlü bir teknik adamın başında olduğu bir milli takımda bunun olması daha da ilginç.

Arda Turan'ın Barcelona'ya transfer olması bir gün gelecek Türkiye milli futbol takımının kabusu olacak dense kim inanırdı?

Arda, Barcelona'yı kaldıracak karaktere sahip değilmiş, hep birlikte gördük. Bunun ağırlığı altında feci şekilde ezildi.

"Barcelona'da oynuyorum o halde ne antrenör takarım, ne futbol federasyonu" diyecek kadar ne oldum delisi bir tip karşımızdaki.

Fakat insan ne oldum değil, ne olacağım demeli. Gerçek başarı bunu gerektirir.

Çok iyi bir futbolcu olmadığın ortada Arda Turan…

Bazı siyasi amaçlar ve kulüb ekonomisine katkı sağlayabileceğin düşüncesiyle Barcelona gibi bir takıma transfer olman çok kaliteli bir futbolcu olduğunu göstermez. (Mesela Barcelona futbol takımının 60 milyonluk bir Türkiye seyircisine maçlarını seyrettirme, reklam gelirlerini artırma, bazı hava şirketlerinin sponsorluğunu alma arzusu olabilir mi bu? Bunun parasal değerini mutlaka hesaplamışlardır Barcelona account departmanı. Üç verip beş almada uzmandırlar...)

Yani mevzu sen değildin Arda… Futbol da sadece futbol değildi.

Clint Eastwood "Take your work seriously, but don't take yourself seriously" der."Kendini değil yaptığın işi ciddiye al". Menajerin anlatmadı mı bunu sana?

Hücum oyuncusu olduğun halde maçlarda aldığın her topta yüzünü kendi kalene dönmen, bütün topların sende toplanmasını isteyip ayağına gelen topların yüzde 90'nını ezmen, sahada koşmak yerine yürümen, akla bazı soru işaretleri getiriyordu da Fatih Terim sana nasıl tahammül ediyordu, onu anlamadık?

Çıkıp sahada adam gibi top oynamak yerine teknik direktörünle oynamak nasıl bir aşağılık kompleksinin ürünüdür, bilemiyorum? Psikologların bir cevabı vardır mutlaka.

Fatih Terim'in bütün olup bitenlere rağmen Arda Turan'a ve çete üyeleri Burak ve Caner'e bir şans daha vermesi, kendi kariyerini ciddi riske atması demekti ve şu anda bunun bedelini ödüyor. Terim, futbol kariyerini bitirmek istemiyorsa bundan sonra bu futbolcuların milli takıma girmesinin önünde duvar gibi durmalı.

Bu tür futbolcular bir maç iyi oynayıp 5 yıl diyetini isteyenlerdir.

Türkiye'nin, Avrupa'nın, Amerika'nın sokakları Arda gibi, Burak gibi, Caner gibi oyuncularla dolu.

Biri gider beşi gelir.

Hemde 3'te 1 fiyatına.

***

Söylenmezse eksik kalırdı

"Pêşeroja xwe baş bizanibe ku, saxlem li pêlî paşerojê bikî"

"Geçmişini iyi bil ki, geleceğe sağlam basasın"

- Celaleddîn-i Rûmî -