Son çeyrek yüzyılda edebiyat dünyamızdaki yitiklerimizin çoğu bulundu, eserleri günışığına çıkarıldı. Bu âdeta, bir ‘keşif’ hareketiydi. Kaybettiklerimiz esasen bizim değerlerimiz, kıymetlerimizdi. Onlarla yeniden buluşmanın derin hazzı içindeyiz, Rabbimize hamdolsun.
2000’li yılların başında Kitap Haber dergisi için seri yazılar yazmaya başlarken “Kayıp İstasyon” adı anlamlı bulundu. Bizim uzun edebiyat yolculuğumuz esnasında kaybolan bazı şair ve yazarlarımız vardı. Onları yeniden hatırlatmaktı bütün muradım. Bu maksada uygun olarak eserleri bilinmeyen, mezarları kaybolmuş bazı edebiyatçılarımızı hatırlatmaya çalıştım. Umduğumun fevkinde bir ilgi gördü bu yazılar. Sonra da aynı adla kitaplaştı. Kayıp İstasyon bir bakıma hafızamızı tazelemekti, özümüze dönmekti, yitirdiğimiz şair ve yazarlarımızı yeniden keşfetmekti. Şükürler olsun ki o yazılar ve kitap, bu amaca hizmet etti. Tabii yazıların dışında toplantılar düzenlendi; üstümüzde hakkı olan, eserleriyle ve fikirleriyle unutulmaması gereken şairler, yazarlar, sanatkârlar konuşuldu, hatıraları paylaşıldı. Bazı programlara aileleri de katıldı. Birçok şair ve yazarımızın isimleri, cadde ve sokaklara, okullara, kültür merkezlerine verildi. ‘Nesillerin Buluşması’ diye adlandırdığım bu vefa hareketine, devletimiz de sahip çıktı. Yaşayan birçok sanatkâr, yazar, âlim ve akademisyene en üst seviyelerde ödüller takdim edildi. Velhasıl son çeyrek asır, bir bakıma edebiyat, kültür ve sanat dünyamızda bir ‘hatırlayış/uyanış devri’ oldu. Bugün “Eyüpsultan’ın Ebedî Sakinleri”, “Fatih’in Ebedî Sakinleri”, “Üsküdar’ın Ebedî Sakinleri”, “İstanbul Sohbetleri” devam ediyor. Anadolu’muzun bazı şehirlerinde de benzerleri yapılan bu vefa hareketinin giderek yayılması, bütün şehirlerimizi içine alması en büyük dileğim, duamdır.
TYB “Biyografi Ödülü”nü alan Kayıp İstasyon kitabı, 1,5 sene bekleyişten sonra nihayet bugünlerde Akıl Fikir Yayınları arasında çıktı. Yakup Tutum’un nefis kapak çalışmasıyla 4. baskısı okuyucuya ulaşan kitapta Hamamîzâde İhsan, Abdülhak Şinasi Hisar, Sermet Muhtar Alus, Ercümend Ekrem Talu, Osman Cemal Kaygılı, Refi Cevat Ulunay, Sofi Huri, Nihad Sâmi Banarlı ve Bahaeddin Özkişi hakkında kaleme aldığım makaleler var. Kitabın arka kapak yazısı şöyle: “Muhteşem bir medeniyetimiz, mükemmel bir kültürümüz, muazzam bir edebiyatımız var. Şair ve yazarlarımız, örnek hayatlarıyla, aydınlık fikirleriyle, seçkin eserleriyle her zaman gönüllerde taht kurmuştur. Ancak bu değerlerimize tam olarak sahip çıktığımız ve yeni nesillere onları hakkıyla tanıtabildiğimiz söylenemez. Bu ihmalimizi telafi etmeye başladık. Son dönemde eski edebiyatçılara yönelik ciddi bir ilgi görülüyor. Geç de olsa bu sahipleniş ve vefa duygusu çok kıymetlidir. Edebiyat çalışmalarında ihmal edilen, unutulan veya nisyana terkedilen şair ve yazarlara yönelen Mehmet Nuri Yardım, Hamamîzâde İhsan, Abdülhak Şinasi Hisar, Sermet Muhtar Alus, Ercümend Ekrem Talu, Osman Cemal Kaygılı, Refi Cevat Ulunay, Sofi Huri, Nihad Sâmi Banarlı ve Mehmet Bahaeddin Özkişi’yi yıllar önce ele almış ve bu yazılarını Kayıp İstasyon kitabında bir araya getirmişti. Akıl Fikir Yayınları, bu ödüllü kitabın 4. baskısını okuyucularına takdim ediyor.”
MEKKE ANLAŞMASI
“Terörsüz Türkiye” ve “Mekke Anlaşması”, ülkemizde ve İslâm âleminde sevinçlere vesile oldu. Yeryüzündeki bütün mazlumların hamisi olan Türkiye’mizin öncülüğündeki bu anlaşma ve kanun, inşallah iyi bir geleceğe işaret ediyor. İnsanlarımız istikbale ümitle bakıyor. Kanlı emperyalizmin soluğunun kesileceğine inandığım bu hayırlı gelişmeler, bir mutluluk vesilesidir. “Mekke Anlaşması” konusunda Risale-i Nur Meşveret Cemaati’nin yayımladığı duyuruyu okuyalım: “Her samimi ve halis Müslüman gibi başlıca gaye ve misyonları; iman ve Kur’an hakikatlerine hizmet ile bu zamanın en büyük farz vazifesi olan ‘İttihad-ı İslâm’ dairesinde Müslümanların dünyevî ve uhrevî saadetlerine hizmet etmek olan Nur talebeleri olarak; Bediüzzaman Said Nursî Hazretlerinin ifadesiyle, Âlem-i İslâm’ın içtihadındaki büyük bayramın arifesi olan; milyarlarca Müslümanı birbirine kardeş ve maddî-manevî yardımcı yapan ve Kâbe-i saadetimiz olan ‘İttihad-ı İslâm’ın Hacer-ül Esved’i olan Kâbe-i Muazzama diyarında Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan tarafından imzalanan ‘Mekke Savunma Anlaşması’nın “Birleşik İslam Devletleri’nin ilk adımı ve müjdecisi olmasını, uzak olmayan bir istikbalde İslâmiyet’in dünyaya hâkim ve hükümran olmasını Rahmet-i İlahiye’den kuvvetle ümit ve niyaz ediyoruz. Mekke Anlaşması’nın hayata geçirilmesinde, Reisicumhurumuz Sayın Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere, emeği geçen ricâl-i devlete en hasbi ve samimi tebrik ve takdirlerimizi arz ve takdim ediyoruz.”
Cumartesi günü İstanbul Millî Eğitim Akademisi tarafından Gülhane’de düzenlenen Âşık Veysel buluşmasına, Bilge Ozan Âşık Veysel Şatıroğlu kitabım dolayısıyla davet edildim. Âşığımızın hayatını, davasını, fikirlerini anlattım. Mustafa Yılmaz yönetimindeki programa 100’e yakın öğretmenimiz katıldı. Şiirleri okundu, türküleri seslendirildi. Yazımı, ozanımızın günümüze de ışık tutan şu güzel mısralarıyla tamamlayayım: “Allah birdir Peygamber Hak/Rabbü’l âlemindir mutlak/Senlik benlik nedir bırak/Söyleyim geldi sırası/Cümle canlı hep topraktan/Var olmuşuz emir Hakk’tan/Rahmet dile sen Allah’tan/Tükenmez rahmet deryası./Veysel sapma sağa sola/Sen Allah’tan birlik dile/İkilikten gelir bela/Dava insanlık davası”