KENDİNİ ALLAH'A SEVDİRMEİN YOLLARI

0

Ab­dur­rah­man bin Ebi Ku­rad'dan:

– Şa­yet, Al­lah ve Re­sû­lü­nün si­zi sev­me­si­ni is­ti­yor­sa­nız, si­ze ema­net bı­ra­kı­la­nı sa­hi­bi­ne ve­ri­niz. Ko­nuş­tu­ğu­nuz za­man doğ­ru söy­le­yi­niz. Kom­şu­la­rı­nı­za kar­şı gü­zel dav­ra­nı­nız.

(Ta­be­ra­ni, Ke­bîr; Ca­mi­us­sa­gîr, 2657)

* * *

Al­lah'ın ve Re­sû­lü­nün sev­gi­si­ni ka­zan­mak is­te­yen kim­se­le­rin dik­kat et­me­le­ri ge­re­ken ba­zı dav­ra­nış­lar üze­rin­de du­rul­mak­ta­dır. Bun­la­rın ba­şın­da; ema­ne­te ri­ayet, doğ­ru söz­lü­lük ve kom­şu­la­ra gü­zel mu­ame­le gel­mek­te­dir. Bu üç dav­ra­nı­şı ha­ya­tı­na öl­çü yap­ma­yan kim­se, Al­lah ve Re­su­lün­den ken­di­ni uzak­laş­tı­rır. Şimdi bunları sırasıyla görelim.

* * *

Ema­ne­te ri­ayet, Rab­bi­mi­zin mü'min­lerde ol­ma­sı­nı is­te­di­ği gü­zel va­sıf­la­rın ba­şın­da ge­lir. Ema­ne­te ri­ayet­siz­lik, mü­na­fık­lık ala­met­le­rin­den bi­ri sa­yıl­mış­tır.

Bu se­bep­le bi­linç­li bir müs­lü­man, ema­net ko­nu­sun­da son de­re­ce du­yar­lı dav­ra­nır. Ema­ne­te gö­zü gi­bi ba­kar, onu za­yi et­mek­ten ölü­mü­ne sa­kı­nır. Sa­hi­bi­ne ek­sik­siz ve ha­sar­sız ge­ri ve­rir.

Ema­net, sa­de­ce in­sa­nın sak­la­ma­sı ve ko­ru­ma­sı için ve­ri­len bir mal, bir eş­ya, bir nes­ne­den iba­ret de­ğil­dir. Al­lah'ın emir­le­ri ve ya­sak­la­rı da bir ema­net­tir. Müs­lü­ma­nın ye­ri­ne ge­tir­me­si ge­re­ken tüm İs­la­mi hü­küm­ler ve ku­ral­lar da bir ema­net­tir. Mü'min, ema­net eş­ya­ya gös­ter­di­ği ti­tiz­li­ği, Al­lah'ın kulu­na yap­ma­sı için ema­net bı­rak­tı­ğı hü­küm­le­ri­ne karşı da yerine ge­tir­me­ye ça­lı­şır. Kur'an'da in­sa­nın so­rum­lu kı­lın­dı­ğı söy­le­nen ema­net, asıl bu ema­net­tir.

Doğ­ru söz­lü­lükte, Al­lah'ın, ku­lun­da gör­me­yi is­te­di­ği gü­zel va­sıf­lar­dan bi­ri­dir. Al­lah doğ­ru söz­lü ola­nı, doğ­ru dav­ra­nış­lar­da bu­lu­na­nı, sa­lih amel sa­hip­le­ri­ni se­ver.

Ya­lan, do­lan, hi­le, kan­dır­ma, al­dat­ma, ger­çe­ği giz­le­me, hak­kı çiğ­ne­me, mü'mi­ne ya­kış­ma­yan va­sıf­lar­dan­dır. Mü'min, aley­hi­ne bi­le ol­sa, za­rar da­hi gör­se, doğ­ru söz­den vaz­geç­me­me­li; dü­rüst­lük­ten ay­rıl­ma­ma­lı­dır.

Kom­şu­la­ra iyi mu­ame­le; İs­la­mın kom­şu­luk­la il­gi­li koy­du­ğu ku­ral ve pren­sip­le­re uy­mak­tır. Kom­şu­luk hak­la­rı ko­nu­sun­da du­yar­lı ve ti­tiz dav­ran­mak de­mek­tir. Kom­şu hak­la­rı ise, ön­ce­lik­le kom­şu­yu ra­hat­sız et­me­me­yi, say­gı­sız­lık yap­ma­ma­yı, ih­ti­yaç ha­lin­de il­gi­len­me­yi ve yar­dım­da bu­lun­ma­yı ge­rek­ti­rir. Ay­rı­ca kom­şu­dan ge­len ra­hat­sız­lık ve­ri­ci hal­le­ri sa­bır­la kar­şı­la­mak da yi­ne kom­şu hak­la­rı için­de yer alır.