Kıdem Tazminatı Meselesi

0

Kıdem tazminatı tartışması kendini sürekli gündemde tutarak bazen sessiz sedasız, bazen bağıra çağıra devam ediyor. Kısaca, işçinin işten çıkarılması durumunda kendisinin veya mirasçısının alacağı tazminat miktarına "kıdem tazminatı" deniliyor. Yalnız bu durum bazı şartlara tabi. Bir kere iş kanununda belirtilen, asgari bir yıl aynı iş yerinde çalışma süresini doldurmuş olması gerekiyor. Sonra, istifa eden çalışan kıdem tazminatı alamaz, işverenin işten çıkarması gerekiyor. Ancak işten çıkarma olmaksızın da askerlik, sağlık problemleri veya evlenen kadının bir yıl içinde işten ayrılması gibi durumlarda da kıdem tazminatı alınabiliyor.

1936 yılında yapılan 3008 sayılı İş Kanunu ile hayatımıza giren "kıdem tazminatı" zaman içerisinde pek çok değişim ve dönüşüm geçirerek başlangıçtaki uygulamadan çok farklı bir boyut kazanmıştır. Bugün ülkemizde yaşanan işçi - işveren ilişkilerindeki en büyük anlaşmazlık konularından biri bu konudur. 1936 yılında çıkarılan kanunla 5 yıl çalışan işçiye, ister işçi kendi çıksın, ister işveren çıkarsın her iş yılı için 15 günlük kıdem tazminatı ödenmesi öngörülmüş. Hatta bu kanunla ilgili anlaşmazlıklar 1948 yılında Yargıtay tarafından verilen bir kararla aynen bu şekliyle netlik kazanmıştır.

1950 yılında çıkarılan 5518 sayılı yasa ile daha önceki kanunda belirtilen her türlü işten ayrılma durumunda ödenen tazminat ödenmesi uygulaması kaldırılmış. Fakat bu defa da hak etme süresi 5 yıldan 3 yıla düşürülerek bir dengeleme sağlanmış.

1967 yılında çıkarılan 931 sayılı iş yasasının 14. Maddesi "kıdem tazminatı" başlığı ile konuyu düzenlemiştir. Bu kanunla ilk defa işçinin ölümü halinde mirasçılarının kıdem tazminatında hak sahibi olacağı yeniliği getirilmiştir. Ardından 1971 de çıkarılan 1475 sayılı iş kanunu ile kıdem tazminatına ilişkin sürenin toplu iş sözleşmeleri ile artırılabileceği hükme bağlanmış. Dört yıl sonra 1975 yılında ise kıdem tazminatı 15 günden 30 güne çıkarılarak 3 yıllık süre de 1 yıla indirilmiştir. 1980 askeri darbesinden sonra getirilen değişiklikle ödenecek kıdem tazminatı miktarının asgari ücretin 7,5 katından fazla olamayacağı şeklinde sınırlandı.

Kıdem tazminatının ülkemizdeki macerasına kronolojik olarak kısaca değindikten sonra meselenin bugün geldiği son duruma bakalım. Kıdem tazminatı konusunda Avusturya modelinin benimsenmesi durumunda çalışanlar açısından ortaya biri olumlu biri de olumsuz iki sonuç çıkıyor. Olumlusu şu: çalışanların tazminat alacakları devlet garantisinde olacak. Olumsuz olan diğer sonuç ise alacağı kıdem tazminatında önemli düşüş olacak.

Önümüzdeki günler işçi, işveren ve hükümet arasında cereyan edecek hararetli tartışmalara gebe. Bu tartışmalarda büyük rol yine hükümete düşüyor. Dengeleri gözeterek ama çalışanın alnının terini esas alarak hakkaniyetli bir tutum izlemesi en doğrusu olacaktır.