Kilit Ülke Türkiye

0

Yapılan uluslararası araştırmalar, dünyadaki en çok feyk hesabın ülkemizde kurulduğunu söylüyor. 500.000 civarı ciddiye alınması gereken bir rakam… Çağımızda algısal harp mekanizmalarının işlevini sosyal medya üzerinden gerçekleştirdiği düşünülürse, dehşet bir tablo var önümüzde. Çünkü ne idüğü belirsiz kişilerin kafasına göre takıldığı ve yalan yanlış sürüsüyle bilginin paylaşıldığı, bir platformdan bahsediyoruz. Zira terörün %20 sinin şiddet geri kalanı da algıdan oluşması, sosyal medyanın hiçte yabana atılamaması gerektiğine işaret ediyor.

O nedenle "feyk hesap" yerine, "operasyonel hesap" tabiri kullanmak daha yerinde olacaktır. Neticede bu tarz algısal yöntemleri, kamuoyunu etkilemek adına kullandıkları ortada. Malumunuz geçtiğimiz dönem, bunu ziyadesiyle tecrübe ettik. İşte tüm bunlar, daha evvelde belirttim üzere; adı konmamış 3. Dünya savaşının hibrit yöntemlerle cereyan ettiğini ispatlıyor. Yani maruz kaldıklarımız, dünyadaki mevcut durumun yansımalarından başka bir şey değil açıkça. Kerry'nin "DAEŞ'in büyüyüp güçlenmesini Başkan (obama) istedi" itirafı bu çerçevede okunmalıdır. ABD Büyükelçiliğinin giderayak, bir suikast sonucu katledilen Türk Başbakanın fotoğrafını paylaşması da…

Ne de olsa önümüzdeki asrın, yazılmaya başladığı günlerdeyiz. Ve dünya, yeryüzüne dağılmış küreselci baronların, ulus devletlerle olan mücadelesine şahitlik ediyor. Trump'a rağmen, ABD önderliğindeki NATO'nun Rusya'ya karşı; Polonya, Baltık ülkeleri, Bulgaristan, Romanya ve Almanya'ya askeri yığınak yapması da bu minvalde cereyan ediyor. Anlayacağınız ABD seçimlerini kaybeden küreselciler ve arkasındaki güruh, 20 Ocağa kadar NATO ile kol kola yeni bir konsept için hız vermiş durumdalar. Söz konusu konseptin 20 Ocaktan sonra da kalıcılığını, belli ki NATO üzerinden sağlamayı düşünüyorlar.

Aslında, darbeci FETÖ'cü askerlerin hala içinde bulunduğu ve DAEŞ ile savaşımızda tek kurşun atmayan NATO, her daim vardı bu savaşta. Lakin yeni dönemde, daha belirgin bir şekilde kendisini gösterecek gibi duruyor. Tabi buna karşın, bölgemizdeki devletlerin birbiriyle diyaloğa girmesi çok önemli bir gelişme. Her ne kadar kapalı kutuda olsa Trump yönetimi, Türkiye, Rusya, İran, Irak, Katar, Suud vs. ülkelerin, ortak menfaatler etrafında pozisyon aldığını söylemek mümkün.

Olayın kronolojisinde; yönetimi 20 Trilyon dolar borçla devir alan İŞ ADAMI TRUMP, en azından şuan ki konjonktürde terör örgütlerine yardım etmeyecektir. Ticaretle ülkesini kalkındırma yoluna gidecektir. İran'ın ise; iç karışıklıklar, ekonomik bunalım ve yaklaşan seçim yüzünden, bu ittifakı bozacak lüksü yok. Buna paralel olarak dağılmanın eşiğine gelen Irak da, bizimle anlaşmak zorunda. Rusya, Katar ve Suud; zaten Türkiye'ye bir şey olursa, sıranın kendilerine geleceğini çok iyi biliyor. Kaldı ki bölgenin kurtuluşu ekonomik canlanma ve güvenliğin tesisinden geçiyor. Suriye krizinin çözümünde de, bu mantalitenin iz düşümünü görebiliriz.

Fakat Ülkemizin uğradığı saldırıların yanında; Bağdat'ta patlayan bombalar, Rus diplomatların suikasta kurban gitmesi, Suriye görüşmelerini İran adına yürüten Rafsancani'nin ani ölümü ve akabinde İran'daki ayaklanmalar, bunun hiçte kolay olmayacağını anlatıyor. Geldiğimiz noktada İran'daki "perslik ideolojisini" ve İbadi'nin "mezhepçi yaklaşımını" muhakkak kaşımayı deneyeceklerdir. Takdir edersiniz ki, taraflar arasındaki güveni ve Suriye konusunun çözümünü ancak bu şekilde akamete uğratabilirler.

Buradaki kilit ülke ise Türkiye'dir. O cihetle eş zamanlı olarak bize de yükleneceklerini söylemek yanlış olmaz. Terörle, ekonomiyle, güdümlü zibidileriyle zaten yükleniyorlar. Ama nafile, BAŞARAMADILAR/BAŞARAMAYACAKLAR… Çünkü her şeye rağmen, bu milletin kahir ekseni olup bitenlerin farkında. Zira, zamanında yaşam tarzımıza müdahale edenlerin, aynı fitneyle meydana çıkmasını artık bu millet yemiyor, kabul edin. Eğer öyle olmasaydı; ne ÖMER HALİSDEMİRLER, ne MUHAMMED SAFİTÜRKLER, nede FETHİ SEKİNLER çıkardı içimizden. İşte bu, bazılarını deli ediyor.

Vesselam…