Kişinin gerçek malı

0

Abdullah bin Mes'uddan:

– Şunu bilin ki, kişinin gerçek malı, hayatında iken (hayra harcayıp ahirete) gönderdiğidir.

(Kasaya koyup veya hesaba yatırıp) geride alıkoyduğu ise, (kendinin değil) varislerinin malıdır.

(Buhari/Rikak 12; Nesai/Vesaya 1)

* * *

Malını seven, onu hayırda harcayarak, kabrin ötesine götürmeli, kendine ahiret sermayesi haline dönüştürmelidir.

Harcanmayıp biriktirilen, kasalarda ve banka hesaplarında bloke edilen servetler, kişiye kabir ötesinde hiçbir yarar sağlamaz.

Kişinin gerçek serveti, hayra harcadığı, ahirete yolladığı kazancıdır.

* * *

Hz. Enes'den:

– Ademoğlu için 2 vadi dolusu mal olsaydı, (gözü bununla doymaz) elbette bir üçüncüsünü isterdi.

Ademoğlunun içindeki boşluğu (mal açlığını) ancak toprak (ölüm) doldurur.

(Buhari/Rikak 10; Müslim/Rikak 116; Tirmizi/Zühd 27)

* * *

İnsanoğlunun ölünceye kadar, mal toplamaya çalışacağı, kazanç peşinde koşacağı, elde ettiği servet ne kadar çok olursa olsun, hiçbir şekilde onunla tatmin olamayacağı, doyuma ve mutluluğa eremeyeceği anlaşılmaktadır.

* * *

Hz. Aişe annemiz'den:

"Bir gün bir koyun kesmiştik. Koyunun bütün etlerini dağıttık. Yalnız bir budu kaldı.

Peygamberimiz:

– Koyunu hep dağıttınız mı? diye sordu.

Ben de:

– Ya Resûlallah! Koyunun her tarafını dağıttık, yalnız bir budu kaldı, dedim.

Peygamberimiz şu düşündürücü karşılığı verdiler:

– Ya Aişe, (desene) bir buddan başka, hepsi kaldı..."

(Tirmizi/2472)