'Kitap'a Uymak' veya 'Kitabına Uydurmak!'

0

Ramazan, çölde su.

İtiraf.

Tövbe.

İnsanoğlu, "günahlarına" mazeret üretmekte pek mahirdir.

Nefsimiz, "Kitap'a uymayı değil de, kitabına uydurmayı" telkin eder sürekli olarak.

Yaptık ama niye yaptık!..

Bir sor hele!..

Bir de…

Hepimiz "iyi" insanlarınızdır.

Dürüst, ilkeli, temiz.

Misal…

Milletvekili "aday adaylığı" dönemlerinde özellikle dikkatimi çeker.

Karar vericilere "yakın" olduğumuzu düşünen aday adayları, bize ulaşmaya çalışır.

"Milletvekili" olmak istiyorlardır, hakları.

Bunun için de,kendilerine "referans" olmamızı talep ediyorlardır.

"Niçin…Niçin siz milletvekili olmalısınız?" diye sorduğumda…

Cevapları sabitlenmiştir.

Klasikleşmiş.

"Çünkü…"

Çünkü…

Mevcut milletvekilleri "kötü"dür.

Ülkenin ve şehrin "kendileri" gibi "düzgün, liyakat sahibi, çalışkan, gayretli, vatansever, dindar, vs." insanlara ihtiyacı vardır.

Böyle böyle…

Her talep sahibi,"şahsi reklamını" yapar.

Bunu yaparken de,"rakiplerini" kötülemeyi ihmal etmez.

Sonra…

Lafın bir yerinde…

"Kendisine" destek vermemin "Benim için de iyi olacağını" ima eder!..

Sözlerinde "kibir"den, "gıybet"ten, biraz da "rüşvet teklifi"nden izler vardır.

Araya…

"Kader, kısmet, tevekkül" gibi bolca iş yapan "kelimeleri" serpiştirmeyi de ihmal etmez.

Ben, çoğu vakit kırmamaya gayret ederim karşımdakini.

İnceden, "Ben bu işlerde yokum!" derim.

Israr ederse, dozu arttırırım.

Bir noktada da kestirip atarım.

Bu tavrımın yanlış olduğunu söyleyen olursa fazla itiraz etmem.

Meselenin o tarafında değilim.

"Her gelenin" kendisini "vatan kurtarmaya namzet kahraman" olarak tanıtmasında ve rakiplerinin tamamını kötülemesine dikkat çekmek isterim.

Herkes kötüdür, bir biz iyiyizdir.

Biz iyiyizdir ve etraf kötüdür!

BİZLER VAR YA BİZLER!..

Hepimiz çok iyi insanlarızdır.

Bizlere "mikrofon" uzatılsa ve "Piknik yaptıktan sonra çöpünüzü ortada mı bırakırsınız yoksa götürüp çöpe mi atarsınız?" diye sorulsa…

"Elbette götürüp çöpe atarım!" karşılığını veririz.

"Piknik yaptıktan sonra çöpünü ortada bırakanlar" hakkındaki düşüncemiz sorulduğunda ise…

Bunun ne çirkin bir iş olduğundan bahseder, böylelerine "ağır cezalar" vermek gerektiğini söyleriz.

"Bizdeki cezalar yetersiz azizim, Avrupa'da yere bir çöp at da gör!" diye de ahkam keseriz.

Hepimiz "temiz, tertemiz" insanlarızdır.

Herkesin böyle "temiz, tertemiz" olduğu bir ülkenin piknik alanları ise maalesef "pislikten" geçilmez!..

Çevreyi kirleten bizler değilizdir.

Çevreyi kirleten olsa olsa "uzaylı"lardır!..

Bir "maskeli balo"dur bu.

Yüzümüzdekinin maske olduğunu "diğerleri" bilmektedir ama, balo "maskeli" olduğundan "diğerleri"de aynı durumdadır.

Biz, son nefese kadar "maskelerimizden" vazgeçemeyiz!.

Oysa…

Tövbe.

Gerçekten düzgün adamlar olalım.

Bitsin artık.

Bu Ramazan.

Diyelim ki, Merzifonlu Şeyh AbdurrahimRûmi gibi;

"Tövbe ya Rabbi hatarahına gittiklerime,

Bilip ettiklerime, bilmeyip ettiklerime."

Tövbe.

TÖVBE… MİLYON KEZ TÖVBE…

Tövbenin şartları var elbet.

Öncelikle…

Gerçekten "Pişman" olmalı.

"Terk" etmeli.

Bir daha yapmamaya azmetmeli.

"Tövbe"nin kabulü için…

Adaletli olmalı.

Şartlar ne olursa olsun adaletten sapmamalı.

"Haram-Helal"e kılı kırk bin yararcasına dikkat etmeli!

Her geleni "kabul" için kırk bin arayışa girmemeli.

Kitabına uydurmaya çalışmamalı!

Dünyevi Menfaat…

Kalbe "menfaat"beklentisi girdim mi, İhlas zayıflar.

İhlas, mükafatı sadece Allah'tan beklemektir.

"… Ancak sana ibadet eder ve ancak senden yardım dileriz!"

Tevekkül.

"Kim Allah'a tevekkül ederse, O, ona yeter!"

"Kınayanların kınamasından da korkmazlar!.."

Hz. Ali (R.A.) der ki;

"İmanda sabır, cesetteki baş hükmündedir!"

Başsız ceset, sabırsız iman!..

Şükür.

"Andolsun, şükrederseniz nimetimizi arttırırım. Şayetni'metlerimi inkar ederseniz, şüphesiz azabım çok şiddetlidir!"

Yol çetin.

Kolaylık Rabbim'den.

Kul, bütün samimiyetiyle kötü huylarını terk etmek için "mücadele" ederse, Yüce Allah, o kulu güzel huylarla süsler.

Sıdk.

Doğruluk.

"O halde emrolunduğun gibi dosdoğru ol!"

Hz. Peygamber (SAV) buyurmuş ki;

"Bu ayet beni ihtiyarlattı!"

Ve buyurmuş ki;

"…Yalan insanı ahlaksızlığa, o da Cehennem'e götürür. Bir kimse Allah katında yalancılar safına yazılmak isterse yalan söylesin!"

Ramazan.

"Tövbe".

BASİT VE DE TUHAF BİR HESAP

Birlik Vakfı'nda genç kardeşlerimizle sohbet ediyordum.

O anda aklıma geldi.

Bir hesap.

Basit ve de tuhaf bir hesap:

Günde dört saat televizyon izlesen…

Gün malûm, yirmi dört saat, günün altıda biri televizyona gider.

Bu da 60 senede 10 sene eder!..

Geçim için işe gideceksin, işe gidip gelirken yola da zaman harcayacaksın.

Diyelim ki, bu da günde 12 saat.

Gün yirmi dört saat, yarısı buraya….

Bu da 60 senede 30 sene!

Televizyon artı iş:

60 senede 40 sene!..

Sekiz saat uyku, bu da etti mi 20 sene.

Televizyon, artı iş, artı uyku:

60 senede 60 sene!..

Aslında yaşamıyoruz…

Desene!..

Bir Başka Basit ve de Tuhaf Hesap

Saçma gelebilir, varsın olsun.

Bir başka basit ve de tuhaf hesap:

Günde bir paket sigara; ortalama on lira diyelim.

Ayda 300 lira ediyor,yılda ise 3 bin 600 lira.

Otuz yılda, 108 bin!

Bazı ailelerde karı-koca, fosur fosur…

200-300 bin!

Lira!..

Küçük çapta bir servet.

Nice zararın yanında bu da var.

Milyonları havaya üfleyebilecek kadar "zengin" insanlarız.

BANKA KREDİSİYLE EV ALMAK HELÂL Mİ?

Yirmi beş yıl evvel…

Müteveffa Toktamış Ateş Hoca ile röportaj yaparken…

Bir soru da o sormuştu:

"Domuz eti haram, faiz de haram….

Domuz etini ağzına sürmeyi aklının ucundan bile geçirmeyen nice Müslüman faize bulaşmaktan çekinmiyor, sizce bu neden?"

Bu soruyu o gün geçiştirmiştim.

Hala da geçiştiriyorum.

"Banka kredisiyle ev almak helal mi" sorusu Prof.Dr. Nihat Hatipoğlu'na yöneltilmiş…

El cevap:

"Bankacılar bana çok kızacak, kızmaya devam edebilirler, canları nasıl istiyorsa yapsınlar…İslam faiz almayı ve vermeyi yasaklıyor!"

Hal bu iken…

Birçok "mütedeyyin" dahil, on milyonlar faiz ile alışveriş yapıyorken…

Toktamış Hoca'nın sorusuna ne buyurulur?

Varsa cevabı olan, buyursun!