Kıyamet bize ölüm kadar yakındır

Bismillahirrahmanirahim…
Geçen haftaki Cuma sohbetimizde, Kıyamet ile birlikte sorgulanacağı, ceza veya mükâfat göreceği için insanın iradeli sözleri, işleri ve ilişkileri görevli melekler tarafından kayda ve görüntüye alındığını, Kur’ân bu kayıt ve görüntülerin ve amellerimiz Adalet Terazileri’ne de gireceğini ifade etmiştik.


TERAZİLERİ AĞIR GELECEK OLANLAR?
Terazileri ağır gelecek olanlar felaha erecek olanlardır, Kur’ân diliyle ifade edersek onlar “Müflihûn”dur.
“O gün, inançları ve amelleri belirleyecek tartı haktır/gerçekleşecek olgudur. Artık kimin tartıları ağır basarsa onlar Müflihûndur; kurtuluşa erenler onlar.” olacaktır. (A’raf 8)


MÜFLİHÛN KİMLERDİR
Müflihûn, Bakara süresinin ilk ayetlerinde Âhiret hayatına; Cennet ve Cehennem’e iman gibi akıl yoluyla bilinemez olan el-Gayb’a inananlardır. Ayrıca namaz kılanlar, rızıklandırıldıkları nimetlerden karşılık beklemeksizin verenler, Kur’ân’a ve daha önce indirilen vahiy ölçülerine iman edenler ve de Âhiret hayatına hiçbir şüphe duymaksızın inananlardır.
Müflihûn, Müminûn sûresinin ilk ayetlerine göre de müminler, iç huzuru ile namaz kılanlar, faydasız sözler, işler ve ilişkilerden sakınanlar, zekât verici güce ermek için çalışanlar, zina ve eşcinsellikten korunanlar, sözleri ve sözleşmelerine bağlı kalanlar, üstlendikleri görevler yapanlar ve namazlarını kılmaya devam edenlerdir.


İMANIN AĞIR GELMESİ
Bu ameller içinde en ağır gelecek amel ise kişinin İslami iman esaslarına iman etmesidir. Bu imanın özeti de Kelime-i Şehadet’tir. Bu gerçeği Peygamberimizden öğrenelim…
Hz. Peygamber âhiret gerçeğini anlatmaya şöylece devam etti: “Neticede günahların kayıtlarıyla dolu olan sicil dosyaları amel terazisinin bir kefesine, içinde Kelime-i Şehadet’in yazılı bulunduğu kâğıt da diğer kefesine konulacak. Tartıda dosyaların bulunduğu kefe kalkacak da, Kelime-i Şehadet’in bulunduğu kefe ağır basacaktır.
Hiçbir şey Rahman ve Rahim olan Allah’ın adından ağır gelemez.” (Tirmizi İman 17; İ. Mace Zühd 35)
Terazileri ağır gelecek olanlar, Mümin’un suresinin 11. âyetine göre Müflihûn olarak içinde ebedi olarak kalmak üzere Firdevs Cenneti’ne varis olacaklardır.
Kari’a suresinde ise bunların sevip razı olacakları bir hayatın içinde olacakları bildirilirken Hakka suresinin 21. âyetinde de bu hayatın Yüksek Cennet’lerde yaşanacağı açıklanmaktadır.


TERAZİLERİ HAFİF GELECEK OLANLAR
a.) Terazileri hafif gelecek olanlar bizzat kendi elleriyle nefislerini ebedî zarara uğratacak kişilerdir. (Araf 8)
b.) Onlar terazilerinin hafif gelmesinin bir sonucu olarak sevap kazandırabilecek amellerin boşa çıkarılacak olanlardır (Kehf 105)
c.) Onlar içlerinde ebediyen kalmak üzere Cehennem’e gireceklerdir. (Müminûn 103)
d.) Onların azaptan kaçarken sığınacakları yer Haviye’dir yani yakıcı kızgın ateştir. (Karia 9-11)


TERAZİLERİN HAFİF GELMESİNİN SEBEPLERİ
Terazilerin hafif gelmesinin ana sebebi A’raf dokuza göre Kurân ifadesiyle “âyetlerimize karşı zalimce davranmış “olmalarıdır.
Âyetlerin İki Kısma Ayrılması Onlara Zulmün Anlamı
Allah’ın âyetleri yaratılmış ve indirilmiş olarak iki kısımdır.
Yaratılmış âyetler her bir varlık türüdür; Güneştir, denizdir, karıncadır, menidir… Katrilyonlarca varlığın her biridir.
Bu varlıkların Allah tarafından yaratıldıkları ve yaşatıldıkları ve onun egemenliği altında bulunduklarına inanmamak, iman yerine inkâr yoluna girmek olarak zulümdür.
İndirilmiş âyetler ise Peygamberler tarafından tebliğ edilen ve insan hayatını yönlendiren iman ve yaşam kurallarıdır. Özetlersek bunlar tarihi dönemlerde indirilen ilahi kitaplardır. Özellikle asliyeti /orjinalitesi ve geçerliliğini koruyan son ve tek ilahi Kitap olarak Kur’ân’dır; Kur’ân âyetleridir.
Kur’ân’a Allah’ın kitabı bir hayat düzeni olarak inanmama da onun âyetlerine zulümdür.
Yaratılan ve indirilen ayetlere zulmü Mümiminu suresinin 105. âyeti, yalanlama olarak şöylece açıklanmaktadır.
“Ayetlerimiz size okunuyorken onları yalanlıyordunuz değil mi?“


YALANLAMA, BÜYÜKLENME VE SEKÜLER YAŞAMDIR
Yalanmanın soyut bir inkâr olmayıp hayatı filen şekillendiren türden büyüklenme ve günah yaşamı olduğu da şöylece beyan edilmektedir.
“Hakikati inkâr edenlere gelince, Allah onlara şöyle diyecek: “Bu Günle karşılaşacağınızı haber veren âyetlerim size tebliğ edilmemiş miydi? Ve siz, ayetlerime karşı büyüklük taslayıp günaha saplanan bir toplum olmamış mıydınız?” (Casiye 31)
Yaratılan ve indirilen ayetlere karşı zulüm yani onları tanımayıp inkâr ederek kâfir olma, terazileri hafif getirecek ana suç/günahtır. Kâfirlik kişinin insancıl amellerini de boşa çıkaracaktır. Bu hakikati de Kehf sûresinin ayetlerinden öğreniyoruz, Okuyalım:
[“Size, yapıp-ettiklerinde en büyük kayba uğrayan kimseleri haber vereyim mi?”
“Bunlar, güzel işler yaptıklarını zannettikleri halde, dünya hayatının peşinde tüm çaba ve koşuşturmaları eğri ve çarpık olan kimselerdir: Rablerinin âyetlerini ve O’nun huzuruna çıkarılacakları gerçeğini inkâr edenler işte böyleleridir. Bunun içindir ki, böylelerinin bütün yapıp-ettikleri boşa gitmektedir. İnkârları sebebiyle tartıya girecek amelleri olmayacağından Kıyamet Günü onlar için tartı kurmayacağız. Kâfir olmaları, Benim âyetlerimi ve elçilerimi alaya almaları yüzünden, işte böylelerinin cezası Cehennem olacaktır.”] (Kehf 103-106)


ADALET TERAZİLERİ YAKINDA KURULACAK
Zilzal sûresinin son âyetlerinde de açıklandığı üzere hür irademizi kullanarak yaptığımız en küçücük hayırlarımızın da, zerrecik örneği şerlerimizin de adalet terazisinde tartılıp mükâfat veya ceza alacağımız Kıyamet günü önümüzde.
O da bize ölüm kadar yakındır. Ama inkârcılar onu uzak görüyorlar, Felaket de uzak görmede. Görelim: “İnsanlar o Adalet terazilerinin kurulacağı Kıyamet Gününü uzak bir şey olarak görüyorlar ama Biz onu yakın görüyoruz!


KIYAMET GÜNÜ, CAN PAZARI YAŞANACAK
“Kıyamet günü hiç kimse candan dostunu bile sormayacak.. Her suçlu, o Gün çocuklarını, eşini, kardeşini, bütün akrabasını ve herkesi feda ederek kendisini kurtarmak ister. Ama hayır! Onu bekleyen tek şey alev saçan bir ateştir, derisini kavuran bir ateş! (Me’aric 6-16)
Adalet, merhamet ve bütün erdemler Adalet terazilerine İmana bağlıdır. Dünyamızın da ülkemizin de temel problemi de adalet terazilerine, Cennet ve Cehennem’e inançsızlıktır. Ateizm de deizm de felaketten başka bir şey getirmedi ve getiremeyecek. Bizleri iman nimetine erdiren Allah’a hamdolsun…