Kıyameti koparmak…

Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Ziya Selçuk '2023'e Doğru Türk Eğitim Sistemi-Bulma Konferansı'nın (08.09.2018) açılışında yaptığı konuşmada şu ifadelere yer verdi: "Tanzimat'tan beri kendi eğitim sistemimizi arıyoruz. Gelin hep beraber muhafaza ettiklerimizin zehrini akıtalım. Biz hala kısırlaşmış bir tohumu muhafaza etmeye çalışıyoruz. Deli gömleklerimizden kurtulalım. Ezber ve taklidi bir kenara bırakıp tahkikata geçmeliyiz. Türkiye'nin eğitimde kıyameti koparması lazım."

Bu düşünceler Türk Eğitimine yön veren iki kurumdan (YÖK ve MEB) birinin en üst yöneticisi tarafında açıklanması önemini daha da artırmaktadır…

Sistem yok mu ya da bozuk mu?

Sistem (yöntem, model) bir 'sonuç' elde etmeye yarayan yöntemler düzeni olarak açıklanmaktadır. (TDK Büyük Sözlük)

Eğitim sistemi konuşulduğunda ile nasıl bir sonuç (insan tipi diye de okuyabilirsiniz) elde etmek istiyoruz sorusunu cevaplamamız gerekir. Sayın Bakanın öncelikle nasıl bir sonuç istediğini kamuoyu ile paylaşması gerekir.

Eğer eğitim sistemi deyince fiziksel şartlar, eğiticiler, müfredat ve öğrencilere bilgi aktarma düzeni kast ediliyorsa bu kör topal zaten vardır…

Bu nedenle eğitimde sistem arayışına girildiğinde hangi eğitim felsefesine dayandığımızın açıkça ortaya konulması gerekir…

Eğitim Felsefemiz

Uzman ve konu üzerine fikir üretenlerin düşünenlerine göre Türkiye eğitim sisteminde belirli bir eğitim felsefesi yoktur. Daha çok da sentezci bir yöntem izlenmektedir. Nitekim Türk eğitim sisteminin felsefi temelleri konusunda Dokuz Eylül Üniversitesi Eğitim Fakültesi'den Prof. Dr. Ayfer Kocabaş (bk. dergipark.gov.tr/download/article-file/211048) şunları söylemekte:

"Ulusal Eğitim ya da Halkçılık olarak adlandırılan Ziya Gökalp'in görüşleri Cumhuriyet dönemine en çok etki eden bir görüş olmuştur. Bunun yanı sıra Asri Terbiye ya da Bireyci Görüş, kısmen J.J. Rousseau'nun eğitim anlayışı, kısmen "Yeniden Kurmacı" ların görüşü kısmen "İslamcı ve Disiplinci" anlayış da devam etmektedir."

Bu bilimsel makaleye göre de eğitimimiz tek bir felsefeye dayanmamaktadır. Eğitimimizin dayandığı felsefe aşağıda kısaca açıklanmaya çalışacağımız bazı eğitim felsefelerinin bir sentezine dayanmaktadır.

Ana ekoller

Ortak Görüşe Varılmış 4 Eğitim Feksefesi Vardır (Prof. Özcan Demirel Eğitimde Program Geliştirme, Pegem yayımcılık, s. 21):

- Daimicilik:

- Esasicilik:

- İlerlemecilik:

- Yeniden kurmacılık ( inşacılık )

Eğitimde bu temel bakış acılarının dayandığı temel felsefe olarak daimicilik realizme; esasicilik idealizm ve realizm; ilerlemecilik ve yeniden kurmacılık pragmatizm dayanmaktadır (Demirel, S.26)…

Pragmatizm (yararcılık) 19. Yy 'da çıkmış bir akımdır. Bir dönem eğitimde milliğine önem verilmiş olmakla birlikte son yıllarda ilerlemeci eğitim akımının etkileri olmuştur.

Hangi Model

Sayın bakanın "kendi eğitim sistemimizi arıyoruz" ifadesi eğitim sistemimizin dayanması gereken felsefe konusunda hala kesin bir kanaate varılmadığının resmi açıklaması olarak kabul edilmelidir…

Kısırlaşmış bir tohuma benzetilen mevcut sistemin üretkenliği azalmıştır… Hatta bünyeleri hasta etme endişesi ile "zehrini akıtalım" çağrısı ile karşı karşıyadır…

Sistem organizmada/organizasyonda aynı işlevleri gerçekleştirmek için birbirleriyle ilgili bağlantılı organların oluşturduğu birlik olarak da açıklanmaktadır. Bu sistemde amaca hizmet etmeyen organların iyileştirilmesi veya organ nakli gerekebilir…

Bunu yapmayıp yeni bir sistem kurmak mümkün mü? Bu soruya olumlu cevap vermek zor gözüküyor… Ancak mevcut sistemin çalışmayan (hatta zehirleyen) kısımları ıslah edil(e)miyorsa kesilip atılmalıdır…

Sonuç olarak eğitimde sistem arayışlarında ne bulunursa bulunsun; Türk Eğitim Sisteminde yetiştirilmesi planlanan insan tipinin, bir taraftan ulusal değerlere/kültüre bağlı olması, diğer taraftan da değişme ve yeniliklere açık olması amaçlanmalıdır…

Son Söz: Sentezde olsa kendi modeli olmayanlar sürekli taklit etmek sorundadır.