KKTC'nin acemi Cumhurbaşkanı

0

KKTC'nin yeni Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı oldu. Akıncı, henüz mazbatasını dahi almadan, 'anavatan-yavruvatan', 'yavru-kardeş', 'boynuz-kulak' bahsiyle gerilime neden olan açıklamada bulundu. Açıkçası, Belediye Başkanlığı, Milletvekilliği, Turizm Bakanlığı ve Başbakan Yardımcılığı yapmış birinin anlamsız!! bir söylemle hareket etmesi, acemice bir hareket olarak değerlendirmek gerekir. Şahsen, Kıbrıslıların 'yavru-kardeş' tabirine farklı anlamlar yüklediğini düşünmemiştim. Akıncı'nın bu alınganlığını Ağabey, Baba, Ata, Ulu Soy, Büyük Birader… gibi aile hiyerarşisinin üst sıralarına terfi ettirilerek çözmek gerekir. Cumhurbaşkanı Akıncı, Türkiye'ye gider yapmasına karşın, Rum tarafına övgüler yağdırarak 'aynı kuşağın insanı' ve 'Kıbrıslılık' söylemi üzerinden, Türkiye'de başta milliyetçiler, kemalistler olmak üzere solcu, muhafazakar, alevi-sunni, Türk-Kürt… tüm kesimlerde ciddi kırgınlığa neden oldu. Akıncı, onca tecrübesine rağmen, yeni işe başlayan bir personel gibi acemilik yapması yakışmadı.

KKTC'nin yeni cumhurbaşkanı 5 yıllığına % 60.5 oranında oy alarak seçildi. Kuzey Kıbrıs halkı, Türkiye'de gözden kaçan bir ayrıntıyla Akıncı'yı seçti. Bu detay, Denktaş-Eroğlu yönetimlerinin bıkkınlığının bir tercihiydi. KKTC halkı, ambargonun yaptırımlarından ötürü, kötü dahi olsa çözüm istiyor. KKTC'de Girne, Gazimagusa veya Lefkoşa'da dolaştığınızda KKTC için 'adaköy' ifadesini kullansak sanırım abartmış olmayız. Kıbrıs, oteller ve otellerin bürokrasi marifetiyle sövüşlenmesi dışında herhangi bir ekonomik kazancı söz konusu değil. Kıbrıs halkı, adanın kumarhane ve fuhuş sektörüyle anılmasında da oldukça rahatsız. Ayrıca KKTC'ye komşu Adana, Hatay, Mersin gibi vilayetlerinden çalışmak için gelen, sosyo-ekonomik açıdan KKTC halkı arasında uçurum bulunan kişilerden ötürü de Türkiye'ye karşı bir ön yargısı da söz konusu. Bu bağlamda Akıncı'nın 'değişim ve çözüm' söylemi, birazda eski yönetimlere karşı bir birikimin tezahürüdür.

KKTC halkı yıllardır, Türkiye'nin ekonomik desteğiyle ayakta duruyor. Yüksek maaşlar, orta ve orta-üst düzey hayat standardı. Türkiye'de milyonlarca insanın sahip olmadığı bir gelir düzeyi. İklim şartlarını da dikkat alırsak, KKTC toplumu acaba kendi ayakları üzerinde gerçekten durmak istiyor mu? Sorusu akıllara geliyor. Cumhurbaşkanı Akıncı, büyük bir heyecanla koltuğa geçti. Masasında bekleyen önemli konular var. BM gözetimde yapılan Türk ve Rum tarafıyla yapılan görüşmeler altı aydan bu yana askıya alınmış, AB ile müzakereler ise belirsiz bir şekilde bekliyordu. Ada'da yaşanan ekonomik kriz aşılması gereken diğer bir sorun. Akıncı-Anastasiadis arasında devrimci/kuşak söylemleri gerçekleştirse de 'Londra' istemediği sürece, çözüm noktasında bir ilerlemenin olacağı kanaatinde değilim. Zira tarihsel hafıza da bunu teyit ediyor. KKTC eski Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'da, Akıncı gibi iyimser bir havayla göreve geldi. Hatta Annan planına olan duruşu, Akıncı'dan farklı değildi. Bu bağlamda dönemin Rum lideri Hristofyas'da çözüm için benzer refleksler gösteriyordu. Ancak, benzer düşüncedeki Talat-Hristofyas görüşmelerinasıl çıkmaza girdiyse,Akıncı-Anastasiadis görüşmeleri de İngiliz etkisinden ötürü çay faslından öte gitmeyecektir.

Sonuç olarak, Akıncı Kıbrıs toplumuna bir heyecan getirdiği muhakkak. Lakin söylemleriyle Türkiye'yi ciddi incitti. KKTC'de yeni yapılan su ve elektrik yatırımları göz alındığında mevcut durumun eskiye oranla daha iyi, lakin yetersiz olduğundan bahsedebiliriz. Belediyecilik tecrübesine önem verdiğim Akıncı, KKTC için kalkınma ve bürokrasinin azaltılması yönünde adımlar atarsa daha yararlı olacaktır. Ankara ile Kıbrıs toplumunun sorunlarını, çatışarak değil uzlaşarak geçtiğini unutmamalı. Çünkü Devlet adamı adabı, sorunları ifade ederken esnek ve uzlaşmacı davranıştan ve saygılı üslupla yaklaşmaktan geçer. Akıncı'nın da belirttiği gibi Kıbrıs halkının, 'ayakta durarak kendisini yönetecek' duruma gelmesini tüm Türkiye'nin temennisi olduğunu unutmamak gerekir.


drhusamettin@hotmail.com

@HusamettinAslan