Körler ülkesinde hem görmek hem de sağır olmak suçtur!!! (1)

DSM-V (2013)'e ve ICD-XI (2015)'e göre NEVROZ diye tanımlı bir hastalık yoktur. Eğer böyle bir hastalığınız varsa sağlık sigorta şirketleri ödeme yapmayacaktır. O zaman bu kitabın bundan sonraki kısımlarını okumaya da gerek yoktur. Ama maalesef NEVOZ diye bir hastalık var ve modern insanı pençesinde inin inim inletmektedir. Sağlık sigorta şirketleri para harcamak istemeyebilir. Hayat sizin hayatınız, birde bu pencereden bakarak kendinizi tanılayınız.

Psikiyatri ruhsal, duygusal ve davranışsal bozukluklarla uğraşan bir tıp dalıdır. Birçok yönden diğer dallardan ayrışsa da, uygulama ve hizmet sürecinde benzer ihtiyaçları vardır. Psikiyatride sınıflandırma diğer tıp dallarında olduğu gibi önem taşır; Hastaya klinik tanı, uygulama ve süreç hakkında bilgi vermek için. Hekimler arası iletişimi sağlamak için. Araştırmaya bir temel olması açısından (nedenler, klinik özellikler, doğal süreç ve tedaviye yanıt). Bir bölgede verilecek hizmetleri planlayabilmek için. Sınıflandırma sistemlerini kesin bilimsel doğrular olarak görmek yanlıştır. Daha çok mevcut araştırma bulguları ışığında oluşturulmuş bilgilerin o dönemdeki yansıması olarak görmek gerekir. Psikiyatride hastalıkların çoğunun kesin kez ortaya konmuş genetik, biyolojik, nörokimyasal göstergeleri bulunmamaktadır. Bundan dolayı psikiyatrik sınıflandırma sistemleri daha çok klinik sendromların tanımlayıcı özelliklerini (belirti, bulgu ve süreçlerini) içerir.

Tüm çabalara karşın sınıflandırma sistemlerinin mükemmel olduğunu söylemek olası değildir. Klinik belirti ve bulguları uzun yıllardır bilinmesine karşın, "panik bozukluk" ve "post travmatik stres bozukluğu" gibi hastalıklar ancak 1980'li yıllardan sonra sınıflandırma sistemlerine girmiştir. Tanımlayıcı kategoriler süreli olarak yenilenmektedir. Kapsanan klinik sendromlar arasındaki sınırlar mutlak değildir. Bazen iki klinik sendromunda özelliklerini kapsayan ara tanımlamalar (şizoaffektif bozukluk) kullanılabilir. Sınıflandırma sistemlerinin uygunsuz ve duyarsız biçimde kullanılması hastaların damgalanmasına yol açabilir. Sınıflandırma sistemleri esnek ve eleştirisel bir gözlemle ele alınarak kullanılmalı, tanıdan çok hastanın belirtilerine nasıl yardım edileceğine odaklanılmalıdır. Kimi sağlık personeli, "hastalık temelli" yaklaşımdan çok "sorun temelli" yaklaşımı tercih ederek, hastaların günlük yaşama dönme çabasına destek olmaktadır.

Nevroz; bireyde bunaltı (anksiyete) ya da bunaltıya karşı özel savunma belirtileri ile giden, bireyin gerçekle bağlantısının kopmadığı, toplumsal uyumun fazla bozulmadığı, psikozlara göre bütün işlevlerde bozukluğun daha hafif olduğu rahatsızlıklar kümesidir. Gerçeği değerlendirme yetisi (reality testing) bozulmaz. Hasta hastalığını bilir; düşüncelerini korkularını saçma bulur. Neyin hayal mahsulü (imge, düş, istek) neyin gerçek yaşamda olan bir olay olduğunu ayırt edebilir.

Nevroz terimi ilk olarak 1777 yılında William Cullen tanımlamıştır. Ateş ya da odaksal (fokal) bir hastalık olmaksızın duyusal ya da motor bozuklukların olması. Bu başlık altına koma, adinami (hipokondriasis), spazmlar (histeride dahil), vesani (delilik) dahil etmiştir. Daha sonra nevroz tanımı geniş ya da dar anlamda kullanılmaya devam etti. 19. yy'da psikasteni ve nevroz aynı anlamda organik temeli olmayan sinirsel bozukluklar yerine kullanılmıştır. Bu tabloların çeşitli vücut sistemleri üzerine (sindirim, kardiyopulmoner, urogenital) etkilerinin klinik ya da anatomik nedenlerle ilişkili olmadığı ve hastalarının hiçbir zaman gerçeklikle ilişkilerinin kopmadığı vurgulanmıştır.

Psikoanalistlere göre nevroz, altta yatan fizyolojik ya da anatomik bir bozukluk olmasızın Odipal kompleks ve buna bağlı ilişkili savunma düzeneklerinin yer aldığı intrapsişik çatışmalardan kaynaklanan belirtiler sergileyen ruhsal bozukluklardır. Freud, nevrozları iki psikopatolojik grupta ele almıştır. Gerçek nevrozlar (cinsel işlev bozukluğu ile ilişkili nevrozlar). Anksiyete nevrozu (engellenmeye bağlı). Nevrasteni (masturbasyona bağlı). Savunmanın psikonevrozları (çocukluktan gelen intrapşişik çatışmalar). Bu yaklaşımlar psikanalizin temelini oluşturdu.

Klasik sınıflamada nevrozlar; Anksiyete histerisi (Fobik nevroz –anksiyete nevrozu). Konversiyon histerisi (Histerik nevroz). Kompulsif nevroz (Obsesif nevroz). Nevrotik depresyon. Hipokondriasis. Travmatik nevroz. Nevrasteni olarak sınıflandırılır.

Ancak DSM III-R'den Nevroz hastalık sınıflamasından çıkarılarak Amerikan Sağlık Sigorta Şirketleri bu tanıya ait sağlık giderlerini karşılamayacağını duyurdu. Nevroz tanımlaması artık kullanılmamaktadır. Artık daha önce klasik bir bilgi olarak önemini koruyor. ICD-10 (1992), DSM-III-R (1987)'den sonra resmi uluslararası psikiyatri sınıflamasından tamamen çıkarılmıştır.

Nevroz denilen bir hastalık yoksa bu konu hakkında yazmak ve hele bir kitap ortaya koymanın bir anlamı olmasa gerekir. Ancak 2019 yılında dahi yeni nevroz tanımlamaları ve çeşitli tedavi ve psikoterapi yöntemlerinin ortaya çıkarılması ne anlama geliyor diye düşünebiliriz. Amerikan Sağlık Sigorta Şirketleri bu hastalık tanılarına para ödememek için tıp alanına büyük baskılar yaparak bunu siyasi olarak gerçekleştirdiler. Nevroz ortadan kalkmadı sadece birazdan yapacağımız sınıflamayı kabul ederek sadece bunların tedavisinde ödeme yapacağını duyurdu.

DSM III R (1987) ve ICD X (1992) sınıflamalarına göre; Anksiyete Bozuklukları. Somatoform Bozukluklar. Dissosiyatif Bozukluklar. Uyum Bozuklukları.

Bu dört tanıyı kabul ederek 1992'den itibaren ödeme yapmayı kabul ettiler. Dünya sağlık örgütünün sınıflandırma sistemi: Son yenilenme DSM-2013 ve ICD-11 2015. Sadece psikiyatri değil tüm bilim dallarını kapsayan bir sınıflandırma sistemidir. Belirti sayıları ile sınırlanan katı tanı ölçütleri fazla yok. Hastalıkların temel özelliklerini içeren ayrı ayrı başlıklar içermemektedir. Kısıtlılıklarına karşın, psikiyatrideki sınıflandırma çabaları özellikle bilimsel çalışmaların yürütülmesine, uluslar arası psikiyatri camiasının aynı dilde konuşmasını sağlamaya önemli katkıları olmuştur ve olmaya devam edecektir .

Takip eden yazımızda "KÖRLER ÜLKESİNDE HEM GÖRMEK HEM DE SAĞIR OLAMAK SUÇTUR 2" Diyeceğiz…

Sefa ile…