Kültür alanında başaramadık!

0

TÜRGEV'in 20. Kuruluş Yıldönümünde yaptığı konuşmada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Yeni dönemi okul yapmaktan ziyade, okul müfredatının içeriğine yoğunlaşma dönemi olarak ilan ediyoruz." demişti.

Konuşmanın en çarpıcı cümlesi ise hüzünlü bir itiraf gibiydi: "Kültür alanında da maalesef istediğimiz noktaya ulaşamadık."

Aynı konuşma içerisinde Cumhurbaşkanı, devamla şöyle dedi:

"İdealimizdeki gençliğimi yetiştirmek istiyoruz, aileden, anne-baba eğitiminde başlayarak kendi müesseselerimizi kurup geliştirmemiz gerekiyor. Öğrencilerin barınma, sosyal, kültürel, sportif imkanlar kuramıyorsanız kurumları cazibe merkezine dönüştüremezsiniz. Günümüzde hizmet standartları çok yükselmiş durumda. Geçmişte hangi işi, hangi sorunun çözümünü başkalarına havale ettiysek zarar gördük. "

Savruluş çağında erdemde, ahlakta, bilgide sabitkadem olan bir nesil arzusu o arzunun kuvvetine mukavemet gösterip meydan okuyan mevcut insanlık durumu.

Arzu ile mevcut durum arasındaki yüksek gerilimde ise bir ülkenin gençliği var.

Cumhurbaşkanı, "Kültür alanında da maalesef istediğimiz noktaya ulaşamadık" derken, her akşam çocuklarının gözlerinin içine bakıp dışarıda onları pusuda bekleyen tehditlere bir türlü yeterli tedbirle cevap veremeyen ebeveynlerin çaresizliğine de tercüman oluyor.

Mevcut durum ile çocukların yarını arasına giren kocaman bir kaygı var omuzlarda.

Türkiye'de eğitim ve kültür alanına ilişin yegane politika, politikasızlık oldu.

Okul vurgusu eğim alanına göndermede bulunuyor. İçerik vurgusu ise kuşkusuz önemli.

Bu ülkede bugüne kadar mühendis aklı ile kültür hayatına çözüm arayışı, bina dikmekle son buldu. Oysaki derdimiz beton eksikliğinden kaynaklanmıyordu.

Derdimizin olduğu muhakkak…! .

Cumhurbaşkanının da benzer kaygılar ile dile getirdikleri önemli olmakla birlikte onların basit bir düzlemde bertaraf edileceği düşüncesi zihnimizden ilk elden çıkaracağımız düşüncelerden olmalı. Çünkü mevcut araçlar en başta okul ve yaslandığı düşünce olmak üzere bugünün dünyasına cevap verme kapasitesini çoktan yitirmişler. Öte yandan bambaşka bir sosyal durumun bambaşka kabullerin ürünüler.

Amaçlarımız ile araçlarımız arasındaki kopukluk modern çağın en belirgin alametlerinden. Yüksek dava, insani seciye, manevi ağırlık ile eğitim ve kültür terminolojisi yan yana geldiğinde kendince bir 'kutsallık' halesi beliriyor ki ilk yapılması gereken buna hiç kanmadan kendi menzilini bulabilmektir.

Mesela liyakat, ehliyet, nitelik ve ağızlara pelesenk edilen kalite nerede?

Bunlarla irtibatını koparan bir yönetsellik ihtiyaçları tespit edemeyeceği gibi ondan arta kalan personel işleri magazininden başka bir şey olmayacaktır.

Eğitimi ve kültürü teknik bir aparat olarak gören yaklaşımların esiri olmadan yola çıkamadık henüz! Dünün, geçmişin karşı çıkılan yapılarını konu edemedik henüz! İçindeki kabın şeklini 30 senedir almakla iftihar edenlerin tekelini kıramadık henüz.

Yönetiminden felsefesine, içeriğinden organizasyonuna dip köşe yenilenme olmadan ve inşanın gerektirdiği yerde mevcut olanın bizim ellerimizde ışık saçacağını düşünmek en vahim hata olacaktır ve sadece bu alandaki başarısızlığı garanti altına alacaktır!

NOT: Efsane Şampiyon Muhammed Alİ'ye Allah'tan rahmet diliyorum.

İstanbul saldırısında hayatını kaybeden şehitlerimize Allah'tan rahmet, yaralılara şifa diliyorum…..

Twitter: @_aydinali