Bir hayat mefkûresidir... Bir yaşam mantalitesidir... Şükrün makamıdır, makamın nazıdır kültür… Diyar diyar yaydığın o nefes, o candır kültür… Teni ahlakla diri kılmak, ahlakın bütün fonksiyonlarıdır kültür diye neşrettiğimiz… Kıtalara sığmamak, sığlıktan aşkla kurtulabilmenin namıdır, adıdır, avazıdır kültür…
Niyazıdır, zikridir, kıraatıdır kır atların sırtında yeni bin yılların hayali… Yeni yüce bir diriliş sancağıdır kültür… Gönül gölünde nemlediğimiz… Kalp coğrafyasında demlediğimiz… Kültür… Kalbin bütün coğrafyasına nüfuz ediyor şu senin kültür hanen…
Bir tarihi eser kazısında bulduğun çanak çömlek, misk şişesi ve tablet, tabletten ibaret mi sanmıştın kültürü a canım...
Sen neye sahipsin biliyor musun, her neye sahipsen sahiplerin de sahibi o ulu bilgenin gönül heyecanında olmaktır… Yanmaktır yanmak… Yangınlar yangınında yıkanmaktır kültür… Doruklarda filizlenmek, bir sevda uğruna, bir sevgi namına, aşk nakaratına ermektir kültür…
Ey yar biz seni benlik sanan, gönlümüze işlenen yeşil bir ben sanan (hani o tenlere işlenenlerden ama sen gönlümüzde işlevlenen), her şeyi senden ibaret sayan, biz sende kendini gören, hayallerinde tahayyülümüzü resmeden… Gönülhanemize en mümtaz konuk bilen, lafzıyla coştuğumuz, endamında doğrulduğumuz, bir kutlu diyar bildik, bir hal saydık, seni sardık yaramıza… Gülücüklerini sakladık, gönlümüzü gülücüklerinle akladık… Seni biriktirdik bir ömür yetecek olan sandık sandık, evet o şerbetten tattık… Evet evet biz o göle daldık ve tattık… Bütün umdelerimize endamından yayılan o miski o amberi kültür diye belleyip kokladık kana kana, yana yana, can cana…
Ne midir kültür…
Bir sancıdır, ama asla acıyla tümlenmeyen, ama asla kederle bütünlenmeyen… Bir sancıdır diriliş mefkûresi… Bir kardeşlik bileşkesi… Bizde dışlanan tek şey dışlanmayı dışlamak… Budur kültür, umudun hikayesi, ümidin nişanesi… Sevda saraylarında yönetmektir cihanı, yön vermektir küçük cihan olan insanı…
Bizim hikayemizdir kültür… Annelerimizin zeytin bölüştürdüğü günlerle büyüyerek cihan sahnesinde yer edinmenin çetin cengi, o mübarek duraklarda dünya sathına kutlu filizlerle salınmanın makamıdır kültür… Dünya sathından azade metafizik maksatlarla buluşmanın heyecanıdır kültür…
Gel ey dost, gel, gel, gel ki zaman kadar aşk salmışım gül kokulu yollarına, sana kültür eylemişim yollarının tozlarına gül makamını… Ey dost! Ya yar! Gel ki bilmenin faziletine ulaşsın biz, seni bilmenin heyecanını, heyecanın fazlını… Senin o mukaddes dergahındır kültür diye diyar bildiğimiz… Gel… Muhtacız… Ketumla mühürlenen dilim, endamında kilitlenen gönlüm, gönlüm ömrüm açılsın, açılsın diye gel… Gel, yer kadar gel, zaman kadar ve mekan kadar gel… Kavgam kadar gel…
O aziz neşenin ıstırabıdır kültür… Kınından kopan kılıçlarımızın pür hür sadası… Adalet üzere salladığımız sancağın yönüdür, istikametidir kültür… Ne sanmıştın a canım…
Kadim frekanslarımızda coşkunun okuyla vurulan, vurulan o adam benim işte… ''Oku'' emrinin genetiğidir mahremimizde harmanlanan ve benim işte o, benim o başaklanan… Bizim kültür namına farkına vardığımız o mübarek fetihlerin hayal sızısı… Kültür… Benim işte… Yok, sensin kültür… Sen…