Kültürler arası farklılığın etkileri

0

Modern zamanın işleyişi içerisinde ebeveyn olmak ve ebeveyn olma sorumluluklarını en güzel şekilde yerine getirmeyi istemek oldukça zordur. Geleneksel yapıdan farklı olarak, modernizmin bireyden beklentileri ile geleneksel yapının bireyden beklentileri büyük oranda farklılıklar göstermektedir. Bir çocuğun dünyaya gelmesi ile başlayan süreçte, modernizmden ve geleneksellikten nasibini almaktadır. Modern anlayış çocuğa, yeni yeni ihtiyaçlar belirler ve bu ihtiyaçların tüketilmesine yönelik çalışmalar başlatır. Geleneksel anlayış ise teslimiyetten yanadır. Yeni ihtiyaçlar üretmektense, var olanla yetinmeye çalışır. Her iki türlü anlayışı benimsemiş ailelerin içerisinde yetişen çocuklar ise, farklı şekillerde etkilenmektedir.

Çocuklar büyük oranda yetiştikleri kültürün etkisinde kalırlar. Çocukların davranışları yetiştikleri toplumun yaşam tarzına, beklentilerine göre şekillenir. Bu nedenle modern anlayışın içinde büyümüş bir çocuk hayatı farklı şekilde algılar, geleneksel kültürün içinde büyümüş bir çocukta hayatı farklı şekilde algılamaktadır. Burada etkili olan büyük bir kültür vardır. Aile bireyleri, içinde yaşadıkları kültürü çocuklarına taşırlar. Bunun sonucunda da çocuk yetişkinliğe doğru ilerlerken yaşadığı kültürün parçası haline gelir.

Birde farklı kültürel yapılardan bir araya gelerek aile olan bireyler vardır. Mesela anne geleneksel yapıdan, baba modern anlayıştan beslenmiş ise bir takım çelişkiler ve çatışmalar ortaya çıkabilmektedir. Böyle bir ailede doğan çocuk da bu çatışmanın içine doğmuş olur. Eğer anne ve baba durumun farkına varıp, bir takım önlem alma yoluna başvurmazlar ise sorun daha da büyüyebilir. Çift kültürlü veya farklı anlayışları benimseyen bir ailede, çocuk yetiştirme hususunda sıkıntılar yaşanabilir. Burada oluşan farklılıklar zamanla tutarsız çocuk yetiştirme şekline dönüşebilmektedir. Tutarsız bir çocuk yetiştirme anlayışı, çocuğun zihin dünyasını karıştırmakta, ruhsal yapısını büyük ölçüde etkilemektedir. Çocuklarda dürtü kontrol problemi, yıkıcı davranışlar ve eylemler, davranış bozuklukları yani evden kaçma, yalan söyleme, arkadaşlarına zarar verme, şiddete başvurma, madde bağımlılığı gibi konulara yönelimi artırmaktadır.

Farklı anlayışa veya farklı çocuk yetiştirme şekline sahip aileler kendi aralarında oluşabilecek çatışmaların önüne geçmelidirler. Çocuklarına karşı tutarlı bir davranış modeli sergilemelidirler. Birbirlerinin görüşlerini veya kültürel yapılarını benimsemeyen aile bireyleri, kendi içlerinde bir tür uyum yakalayabilmelidirler. Aile içinde bu uyumun yakalanamadığı durumlarda, çocuklar kendilerini güvensiz hissederler. Güvensiz, sorunlarla, çelişkilerle, çatışmalarla dolu bir dünyada olduklarını düşünürler. Çocuk yaşta bu düşünce yapısına sahip bireyler, hayatlarının ileriki dönemlerin de aşılması zor büyük sorunlar yaşamaktadır. Daha çocuk yaşta yıkıcı davranışlara başvurup, dürtü problemi denilen kendini kontrol edememe gibi durumlarla baş etmek zorunda kalmaktadır. Aile içinde yaşanan kültürler arası uyumsuzluğun, çocuklar üzerinde ki yıkıcı etkisi ne yazık ki uzun süre devam eder.