Fotoğraf sergisiyle Batının zulmüne dikkat çekildi

Güncelleme: 11.12.2019 11:43

HÜDA PAR İstanbul İl Başkanlığı, "10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü" nedeniyle düzenlediği fotoğraf sergisinin ardından yaptığı basın açıklamasında, Batılı ülkelerin İslam alemine uyguladığı sömürü politikaları, katliamlar ve işgallere dikkat çekti.

Sergide, dünyanın birçok ülkesinde yaşanan hak ihlallerini konu alan fotoğraflar sergilendi. HÜDA PAR İstanbul İl Başkanlığı, fotoğraf sergisinin sonunda bir basın açıklaması düzenledi.

İLKHA'dan Nizamettin Aşkın'ın haberine göre, İstanbul İl Başkan Yardımcısı Murat Karinçu tarafından okunan basın açıklamasında, "İnsan Hakları Bildirgesi"nin yürürlüğe konulmasından sonra başta ABD olmak üzere emperyalist ülkelerin Latin Amerika'dan Uzak Doğu'ya, Afrika'dan İslam alemine kadar uyguladıkları sömürü politikaları, gerçekleştirdikleri darbeler ve işgallerle, tarihin hiçbir döneminde yaşanmayan ölümler, katliamlar, yoksulluk ve açlıklara sebep olduğuna vurgu yapıldı.

Karinçu, "İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Komisyonu tarafından 10 Aralık 1948'de Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun Paris'te yapılan oturumunda kabul edilen 30 maddelik bir bildiridir. Bildiri 48 ülkenin oyuyla kabul edilmiştir. 10 Aralık ise 1950'den itibaren İnsan Hakları Günü olarak kutlanmaktadır. Bildiri, Birleşmiş Milletlere üye ülkeleri bağlayan yasal bir araç olmasına rağmen fiili geçerliliği hususunda ortada kayda değer bir veri yoktur." dedi.

"70 yılda haddi hesabı olmayan zulümler yapıldı"

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin 2'nci maddesinde herkesin ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasi düşünce, etnik köken gibi farklılıklar gibi ayırım gözetilmeksizin bildiride yer alan tüm haklardan ve özgürlüklerden yararlanabileceğinin ifade edildiği ancak bildirinin kabulünden sonraki süreçte yine zulümlerin kaldığı yerden devam ettiğini, güçlülerin zayıfları ezdiğini, haklarının gasp edildiğini hatırlatan Karinçu, şu ifadelere yer verdi:

Yüzyıllar boyunca dünya üzerinde yaşanan savaşlar ve kıyımlar, dünya tarihine birer kara leke olarak kazınmıştır. Savunmasız, suçsuz ve günahsız olan azınlıklar ve ölüme mahkûm edilen uluslar, kendi haklarını savunamamakta, adeta bir etnik kıyıma maruz kalmaktadırlar. Sözde insan haklarını korumakla kendini vazifelendirmiş olan ABD ve belli başlı bazı ülkeler, imzaladıkları bildirgeyi ihlal etmekle kalmayıp yaptıkları zulümleri savunur pozisyonlar oluşturmuşlardır. Özellikle Müslümanlara yönelik yapılan asimilasyonlar yenilir-yutulur gibi değildir. 1948 yılından günümüze kadar geçen 70 yılda haddi hesabı olmayan zulümler yapıldı ve yapılmaya devam ediyor. Ne yazık ki bu zulümler giderek şiddetini arttırmakta ve artık hedefini açık bir şekilde belli etmektedir. Emperyalist ülkelerin mütemadiyen süren asimilasyonlarına ve katliamlarına maruz kalan mazlum halklar ise maalesef sığınacak bir kapı bulamamaktadırlar.

"Batının sözde adalet dağıtan eli, terazinin hep ağır olan kefesini tutmaktadır"

Savaşların, işgallerin ve sömürünün tarihi çok eski olsa da "2'nci Dünya Savaşı"ndan sonra, yani İnsan Hakları Bildirgesi'nin oluşumundan ve yürürlüğe konulmasından sonra başta ABD olmak üzere emperyalist ülkelerin Latin Amerika'dan Uzak Doğu'ya, Afrika'dan İslam alemine kadar uyguladıkları sömürü politikaları, gerçekleştirdikleri darbeler ve işgallerle tarihin hiçbir döneminde yaşanmayan ölümler, katliamlar, yoksulluk ve açlıklara sebep olduğunu vurgulayan Karinçu, son olarak şu ifadelere yer verdi:

"Bugün fiili olarak Filistin, Suriye, Arakan, Doğu Türkistan'da Müslümanlar katledilmekte, zulüm görmekte ve yurtlarından çıkarılmaktadırlar. Bu saydığımız ülkelerin dışında diğer ülkelerde de Müslümanlar hukuksuz ve bilinçli bir zulüm ile mütemadiyen cezalandırılmaktadırlar. Ne yazık ki, İslam karşıtlığı gün geçtikçe artmakta, bazı ülkelerde devlet teşvikiyle güçlendirilmektedir. Mazlum hep aynı, fakat zalim her ülkede farklı bir maskeyle mazlumların karşısına çıkmakta, çaresiz ve güçsüz olan bu insanları dişlerinin arasında öğütmektedir. Sözün özü, batının sözde adalet dağıtan eli, terazinin hep ağır olan kefesini tutmaktadır. Ne yazılan 30 maddelik bildiri, ne de kurulan onca mahkeme vicdan tartısında dengeyi kurmadıkça hep zulme kör kalacak, hep kendinden yana adalet sağlayacaktır. HÜDA PAR olarak bu zulümlere boyun eğmeden, kabullenmeden her alanda gündeme getireceğimizi bildiriyor, bize destek veren siz halkımıza da teşekkür ediyoruz."

Azerbaycan'da Kanuni dönemine ait belge bulundu

Tarık Tolunay'dan Fractal İstanbul

Cellat Taşı'nın romanı

Ölünceye kadar Kudüs'ü bekledi
Minik Öğrencilerden Mevlâna Haftası Etkinliği

İstanbullular bu hafta kültür ve sanata doyacak

Filmi çekerken öyle üşüdük ki; 105 yıl önce ecdadımızın yaşadıklarını anladık

Kudüs'ü 'okumak' gerek!