Hâmid Aytaç Hat Müzesi ne zaman kurulacak?               

Güncelleme: 19.01.2020 00:01

Ömrünü yazı sanatına adayan Hattat Hâmid Aytaç, yıllarca Sirkeci’de Reşit Efendi Hanı’nda talebe yetiştirdi. Ancak sanatımızı zirveye taşıyan bu büyük sanatkâr adına ne memleketinde ne de İstanbul’da bir müze kurulamadı.

Mehmet Nuri Yardım

Birçok yazar ve sanatçı için müze kurulduğu hâlde dünya çapındaki sanatkârımız merhum Hattat Hâmid Aytaç adına bugüne kadar müze yapılmaması üzücü. Sanata gönül verenler, Hattat Hâmid Aytaç’ın Sirkeci’de yaşadığı ve 40 yıl boyunca talebe yetiştirdiği Reşit Efendi Han’ının müze için çok uygun bir mekân olduğunu söylüyorlar.

Foto- Fuat Başar ve dinleyiciler

Bir zamanlar dışlanan, horlanan hatta yok farz edilen gelenekli sanatlarımız şükürler olsun ki bugün, el üstünde, baş üstünde tutuluyor. Gün geçmiyor ki bu konuda bir toplantı olmasın, bir sanatkâra mükâfat verilmesin, bir sergi veya yarışma açılmasın. Kısa bir süre önce Cumhurbaşkanımız sayın Recep Tayyip Erdoğan’dan ödül alan hattat ve ebru sanatkârı Fuat Başar, Yeni Dünya Vakfı’nda devam eden Bâbıâli Enderun Sohbetleri’nde büyük bir kalabalığa hüsn-ü hattı anlattı, sanatın hayatımızdaki mühim yerini dile getirdi. Fuat Başar hattat, ebru sanatkârı ve şair... Konuşmasında sanat ile medeniyet arasındaki münasebetleri dile getirdi. Muhteşem tarihimizde şanlı ecdadımızın sanata verdiği değerden bahsetti. Tadına doyamadığımız nefis bir sohbetti. İyi ki Fuat Hoca gibi kıymetli sanatkârlarımız var, sanatımızın ihtişamını ve zarafetini herkese hatırlatıyor, yeni nesle yol yordam gösteriyor, talebe yetiştiriyorlar. Atalarımızdan bugüne gelen hüsn-ü hattı, Hasan Çelebi ve Hüseyin Kutlu gibi hocalarla birlikte eski ihtişamlı mevkiine yükseltiyorlar.

Gençlerden büyük ilgi

Foto-Mustafa Cemil Efe’nin sohbet hatırası

Gelenekli sanatlarımıza gençlerimizin ilgisi büyük. Bilhassa hat sanatına. Eskiden daha ziyade erkeklerin sanatı olarak bilinen hüsn-ü hat’ta, bugün hanımlar da büyük rağbet gösteriyor. Hatta bazı hat hocalarımızın öğrencilerinin büyük bir bölümü hanımlardan meydana geliyor. Edebiyat Sanat ve Kültür Araştırmaları Derneği (ESKADER), aylık toplantılarını Sultanahmet’te Türk Edebiyatı Vakfı’nda yapıyor. Son toplantıda hattat Mustafa Cemil Efe’nin sohbetini dinledik. Yeni ufuklar açtı hepimize. Talebelerinin de iştirak ettiği toplantıyı Hamdi Akyol idare etti. İstifadeli, feyizli bir sohbet toplantısıydı. Bilhassa hat, ebru, minyatür ve tezhib gibi gelenekli sanatlarımızın bugünkü meseleleri ele alındı. Ardarda yapılan bu her iki önemli toplantıda Hâmid Aytaç rahmetle, hürmetle yâd edildi.

Dünya çapında sanatkârımız

Foto-6- Hamit Aytaç

Hâmid Aytaç cihan çapında yetiştirdiğimiz büyük bir sanatkâr. En güzel hat örnekleri ona ait. Ömrünü yazı sanatına adadı, mükemmel kalemiyle Kur’an-ı Kerim’i yazdı, dünyanın bi çok ülkesinde eserleri var. Yaklaşık kırk yıl Sirkeci’deki Reşit Efendi Hanı’nda talebe yetiştirdi, lâyık olana icazet verdi. 1982 yılında ebedî âleme uğurladığımız Hâmid Hocanın vefatının üzerinden 38 sene geçti. Bugüne kadar bu büyük sanatkârımız hakkında gerek İstanbul’da, gerek memleketi olan Diyarbakır’da ve diğer şehirlerimizde birçok toplantı yapıldı, ona adanan anma kitapları yayımlandı. Bazı dergilerde ve gazetelerde hakkında yazılar yazıldı, radyo ve televizyonlarda hizmetleri anıldı. Ancak sanatımızı zirveye taşıyan bu büyük sanatkâr adına ne memleketinde ne de ömrünü geçirdiği İstanbul’da bir müze kurulamaması üzücü.

Reşit Efendi Hanı en uygun yer

Foto- hasan Çelebi

Bu konuda en çok duyarlılık gösteren gazete Milat oldu. Bugüne kadar beş altı defa bu konuyu gündeme getirdiğimiz hâlde ne yazık bir sonuç alınamadı. Kültür muhitinin bulunduğu Bâbıâli’ye yakın olan Reşit Efendi Hanı’nın “Hâmid Aytaç Hat Müzesi”ne dönüştürülmesi fikri, bilhassa sanat çevrelerinde büyük bir sevinç dalgası meydana getirecektir. Başta Hasan Çelebi olmak üzere konuyu görüştüğümüz birçok hattat, bu düşüncenin çok yerinde hatta gecikmiş bir proje olduğunu belirterek, “Hocamız adına böyle bir müze kurulursa eserlerimizi veririz” diyorlar.

Reşit Efendi Hanı restore edilmeli

Ankara Caddesi üzerindeki Reşit Efendi Hanı’ın bugünkü manzarası içler acısı. Han dışarıdan ve içeriden dökülüyor. Yıllardan beri dış kapısı kapalı. Hâlbuki burası müze yapılsaydı hem büyük bir vefa örneği sergilenmiş olacak, hem de sanatsever yerli ve yabancı turistlerin ilgisini fazlasıyla çekecekti. Yabancıların böyle bir müzeyi her gün merak ve heyecanla ziyaret edecekleri apaçık. Bu da kuşkusuz turizme olumlu katkı yapacaktır. Bu konuyu Türk Edebiyatı Vakfı’nda görüştüğümüz bir dost, konunun Cumhurbaşkanımıza intikal ettirilmesi hâlinde meselenin çözüleceğini ve “Hâmid Aytaç Hat Müzesi”nin derhâl kurulacağını söyledi.

Adına yakışır müze olarak açılır

Birçok hayırlı hizmete vesile olan, kültür ve sanata son yıllarda çok daha fazla önem veren Cumhurbaşkanımızın bu meseleye el atması en büyük dileğimiz. İnşallah bu Reşit Efendi Hanı’nın müze yapılması fikri, bir an önce gündeme alınır. İki sene içinde restore edilerek 2022’de Hâmid Aytaç’ın vefatının 40. yılında büyük sanatkârımız adına ve şanına yakışır biçimde müze olarak açılır. Bu hayırlı işe vesile olacakların aziz milletimizden dua alacağı ve takdir edileceği, bu hizmetin her zaman şükranla ve hayırla anılacağı kesin.

Medresetü’l Hattatin’de de gelenek yaşatılmalı

Foto- Medresetül hattatin

Aynı cadde üzerinde bulunan ve İstanbul Valiliği’nin tam karşısındaki eski “Medresetü’l Hattatin” binasının da kuruluş amacına uygun olarak ‘Hat Okulu’ şeklinde hizmet vermesi gerekiyor. Yaşayan hat üstadlarımızın bu binada düzenli bir biçimde talebe yetiştirdiğini düşünmek bile insanı heyecanlandırıyor. Meselâ Hasan Çelebi, Hüseyin Kutlu, Fuat Başar, Savaş Çevik, Uğur Derman, Hüsrev Subaşı, Muhittin Serin, İsmail Yazıcı ve Muhsin Demirel gibi sanatkârlarımızın Osmanlı hatırası olan bu binada birçok yeni hattatı yetiştireceği âşikâr.

Hatırlatmak bizim için bir görev

Bu konuyu da Kültür ve Turizm Bakanı sayın Mehmet Nuri Ersoy ile Cumhurbaşkanımıza hatırlatmak bizim için bir görev. Gerisini ümitle ve ‘fikr-i takip’le bekleyeceğiz. “Hâmid Aytaç Hat Müzesi” ile “Medresetü’l Hattatin-Hat Okulu”nun açılışının birlikte yapılması, şüphesiz Türkiye’de hatta İslam âleminde büyük bir heyecana vesile olacaktır. Hükümetimiz, klasik Türk İslam sanatlarına, gelenekli sanatlara çok değer verdi, veriyor. Bugün bu sanatlarımız büyük bir gelişme içinde. Her iki binanın hat sanatımıza kazandırılması, şüphesiz asla unutulmayacak ve bu hizmete vesile olanlar, her zaman saygıyla, muhabbetle ve minnetle hatırlanacaktır.

 

'Türkiye Fikir Kongresi'ne başvurular başladı

Beşinci Halife Ömer b. Abdülaziz

MüzeKart fiyatında indirim yapıldı

Tarihî kahramanlar
Dilin Dramatiği satışa çıktı

Patara'daki deniz feneri asırlar sonra yeniden ışık verecek

Bir şehri sevmek; o şehri yaşamaktır

Gardaşlığın Ötesindeki Dostluk