Romanları Hollywood radarına girdi

Güncelleme: 18.12.2018 14:06

19 yaşında Kapan Ağzı, 22 yaşında Son Öfke romanlarını yazan Muhammet Şimşek, ülkemizin genç yeteneklerinden biri. Romanlarının sinema filmi olması için Hollywood ile temas halinde olan Şimşek, hayallerinin bir gün gerçekleşeceğine inanıyor. 

Süleyman KARAKULLUK / MİLAT

MUHAMMET Şimşek… Henüz 22 yaşında… İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi’nde İşletme, İstanbul Üniversitesi’nde ise felsefe bölümlerinde okuyor. Çok iyi İngilizce biliyor... 19 yaşındayken yazdığı Kapan Ağzı romanıyla dikkatleri üzerine çeken Muhammet Şimşek ikinci romanı olan Son Öfke’yle okuyucularının karşısına çıktı. Arunas Yayıncılık’tan çıkan romanlarının sinema filmine uyarlanması için Hollywood ile de sürekli temas halinde olan genç kalem Muhammet Şimşek ile romanın geçtiği yerlerden İstanbul Yeşilköy’de, yazma serüveninden sınırları aşan büyük hayallerine kadar güzel bir söyleşi gerçekleştirdik.  

Genç kalem Muhammet Şimşek ile romanın geçtiği yerlerden biri olan İstanbul Yeşilköy’de görüştük. Sorularımıza içtenlikle ve çok samimi cevaplar verdi, daima gülen yüzü ile pozitif enerji yaydı.

-Yazma yeteneğini nasıl keşfettin? Yazma serüvenin nasıl başladı?

Ortaokuldaydım. Bir şiir yarışması vardı. Bir şiir yazmıştım katılmak için. Derece elde edince bir şeyler karalayabildiğimi, yazabildiğimi keşfettim. Ama ondan sonra yazmayla ilgili bir girişimim olmadı. Ta ki lise sona kadar. O karalayabilme yeteneğim lise sonda birden esintiye dönüştü ve Kapan Ağzı’nı yazmaya o zaman başladım.

-Daha 19 yaşındayken yazdığın Kapan Ağzı’na gelen tepkiler nasıldı?

-Beklediğimden çok iyiydi. Epey beğenildi okuyucular tarafından. Ufak tefek teknik eleştiriler de oldu tabii.

-İkinci romanın Son Öfke’den bahsedelim…

-Son Öfke, Kapan Ağzı’nın devamı. Son Öfke’nin içinde Kapan Ağzı da var. Kapan Ağzı’nı okumayanlar, bu şekilde Son Öfke’yi daha iyi anlayabilecek. Daha önce okuyanlar da Kapan Ağzı’nın lezzetini tekrar alacak. Amacıma ulaştığımı düşünüyorum. Yaptığınız işin en önce size haz vermesi çok önemlidir. Ben bu hazzı aldım. Okuyucularım daha fazlasını alacaktır.

-Karakterler aynı mı?

Evet karakterler aynı. Kitabın ikinci bölümünde yeni karakterler de girdi işin içine. Olayın çözüme kavuşturulmasını sağlayan karakterler diyebiliriz bunlara. Ama olay yine ana karakterler üzerinden ilerliyor romanda.

-Romanın geçtiği mekanlar nereler?

Romanın konusu Barcelona (İspanya), Torino (İtalya), İstanbul (Yeşilköy, Ortaköy, Beşiktaş) ve Bükreş’te (Romanya) geçiyor. Genelde tarihi ağırlıkları olan şehirleri ve semtleri tercih ettim. Çünkü, okurlarıma sadece aksiyon içeren bir hikâye sunmak istemedim. Roman okurken aynı zamanda bilgi de edinmelerini arzu ettim.

-Son Öfke’nin konusunu kısaca nasıl özetlersin?

Geçmişi unutturulan genç bir adam, kendini ölümcül bir oyunun içinde bulur. Yaşamak için öldürmek zorundadır artık.

-Bu kadarcık mı?

Ailesini kaybetmiş bir din adamı, bir gizli polis, yaşama tutunmaya çalışan genç bir kız ve bir şekilde kesişen hayatlar… Bu kadar yeter sanırım!

-Sadece bir roman kitabı çıkarmakla kalmıyor, bu romanın Hollywood’da sinemaya uyarlanması için de gayret gösteriyorsun. Bu gayretlerinden de bahsedebilir misin?

Kitap çıktıktan sonra yapımcı bir ağabeyimiz okudu ve çok beğendi. “Bundan güzel bir film olur. Ne dersin?” dedi. Ben de olabileceğini ve çok sevineceğimi söyledim. Sonra benden senaryosunu istedi. Ben de elimden geldiğince senaryolaştırdım. “Kime göndereceksin?” diye sorduğumda, “Göndereceğiz işte birine! Sen ne yapacaksın!” gibisinden bir cevap verdi.

-Sonra nasıl bir gelişme oldu peki?

İki-üç hafta sonra bana detaylı bir bütçe gönderildi dijital efekt ustası ve yönetmen Metin Güngör tarafından. Kendisi Harry Potter, Cinderella Man, Da Vinci Şifresi ve Gladyatör gibi 50'ye yakın ünlü Hollywood yapımının dijital efektlerine imzasını atmış biri. Metin Güngör de romanın hikâyesinin mükemmel olduğunu belirttikten sonra Amerika’daki bir yapımcı şirket aracılığıyla Hollywood girişimlerimize başladık. Onlarla halen temas halindeyiz. Rakam vermek istemiyorum ama çıkarılan bütçe oldukça yüksek. Türkiye’den de sponsor girişimlerimiz oldu. Birkaç olumlu cevap da almıştık ama araya ekonomik kriz girince askıya alındı. İnşallah hayırlısı diyelim.

-Şu an özel bir üniversitede İngilizce İşletme okuyorsun. Yazarlığın dışında iş dünyasıyla ilgili de hedeflerin var mı?

Benim en büyük hayalim, Hollywood’da bir film yapabilmek. Bu doğrultuda olabildiğince hızlı adımlarla ilerliyorum. Hedeflerimden biri de birçok ülkeden eğitimli insanların çalıştığı, farklı kültürler ve fikirlerle müthiş bir sinerjinin oluştuğu global bir şirket sahibi olmak.  

-Biz de sana yolun açık olsun diyor, yazarlık hayatında başarılar diliyoruz.

Çok teşekkür ediyorum. Milat okuyucularına selamlarımı sunuyorum.

 

İnceğiz Kanyonu para basar!

Antik kent ile iç içe yaşam

Gladyatörlerin kenti geçmişe ışık tutuyor

Diriliş Ertuğrul'dan 'Geleceğine Kan Ver' çağrısı
Prof. Dr. Fuat Sezgin dünyaya anlatılıyor

Amerikan Bağımsızlık Savaşı - Glory (Zafer)

‘BEYAZ PERDEDE KARA KITA' - KARA NİSAN (SOMETİMES İN APRİL)

'Osmanlı'nın görüşü hakim olsaydı gezegen bu hale gelmezdi'