Kurban teslimiyettir

“Onların ne etleri ne de kanları Allah’a ulaşır; fakat O’na sadece sizin takvanız ulaşır. Sizi hidayete erdirdiğinden dolayı Allah’ı büyük tanıyasınız diye O, bu hayvanları böylece sizin istifadenize verdi. (Ey Muhammed!) Güzel davrananları müjdele!..” (Hacc, 22-37)

KURBAN; ATEŞTEN DAHA BÜYÜK İMTİHAN

Hazreti İbrahim’i (a.s.) ateşten daha büyük bir imtihan bekliyordu. O şimdi yıllardır evlat hasreti ile yanıp tutuşan yüreğini tam teskin etmişti ki, Allah’a verdiği “kurban” sözünü yerine getirme vakti gelmişti... Kurban; ateşten daha büyük imtihan... Nemrud ateşe atarken gönlünde en ufak korku ve endişe olmayan Hz. İbrahim, bu sefer de gözünün nûru İsmail’i ile sınanacaktı...

Bu kıssa öyle bir kıssa ki, dünya durdukça anlatılacak... Ve “Allah’a yakınlaşma”nın ne mânâya geldiği hiç ama hiç unutulmayacak...

Hz. İbrahim put yontan bir babanın evinde; özgür ve aydın bir genç!.. Ve bu gence eşlik eden samimi, soylu bir kadın; Sâre. Ömrünü Nemrud’un zulmüne isyan, cehalet toplumuyla kavga ve putperestlerle mücadeleye adayan bir ihtiyar!.. Büyük risâletinin sonunda, bir oğlunun olmasını arzulayan kutlu bir Peygamber!.. Sabır gerektiren, ama sonuçsuz olmayan bir arzu!..

Ve bütün ömrünü Rabbi yolunda geçiren; vefalı kulun yalnızlık ıstırabına merhamet!.. Hanımı Sâre’nin, Habeşli cariyesi Hâcer’den nûr topu gibi bir evlat; İsmail, bir asra yakındır beklenen bir oğul!..

DÜNYA VAR OLDUKÇA UNUTULMAYACAK FERMAN

Sevgi nûruyla İbrahim’in yalnızlığına merhem olan oğul İsmail için, Âdemoğlu yaşadıkça unutulmayacak bir ferman: “Ey İbrahim!.. Kendi elinle bıçağı İsmail’in boğazına daya ve kes!..”

Risalet kahramanı, Allah’ın mütevazı kulu, tarihin en büyük put kıranı, İsmail’in babası İbrahim’e korkunun ilk kez galebe çaldığı an.

Tarihin en büyük savaş fatihi artık zayıf, perişan ve bîçare!.. Fakat buyruk büyük yerden!.. Cihad-ı Ekber!.. Kimi seviyorsun; “İsmail”ini mi, yoksa “Allah”ını mı?.. Hangisini seçiyorsan seç İbrahim!..

KURBAN; ALLAH SEVGİSİNİ İSPATLAMA İMTİHANI...

Senin İsmail’e olan aşırı sevgin, ruhunu ve kalbini tamamen Hakk’ın aşkına vermene, Allah’tan başkasına muhabbet beslemekten uzak durmana engel teşkil edebilir. Yeri geldiğinde, “İsmail’i boğazlamak”taki asıl murad “ifrada kaçan İsmail sevgisini boğazlayarak” Allah’a olan bağlılığını ispatlamaktır.

Tereddütü bırak, “Büyük Çağrı”ya kulak ver!.. Vakit oyun edenin oyununu boşa çıkarıp, tam hakkıyla Allah’a teslim olma vakti!..

Ve İsmail, büyük kurban!.. Minâ’nın kayalıkları dibinde baba ile oğulun konuşmasına kulak kesil!.. Gönlünü aç!.. Yeryüzü yaratıldı yaratılalı böyle bir muhabbetin benzerine rastlamak mümkün değil!..

“İSMAİL, RÜYÂMDA SENİ KESTİĞİMİ GÖRDÜM!..”

İbrahim; vahyin kucağında, Allah’a teslimiyet çemberinde, niyetini İsmail’ine ağzının içindeki incileri unufak edercesine: “İsmail, ben rüyâmda seni kestiğimi gördüm!..” ifadesiyle inkişaf eden rahmet sağanağını hatırla!..

Ve yanan baba yüreğinin, gözyaşına dönüşmesi karşısında teslimiyet abidesi İsmail’in: “Baba!.. Hakk’ın emrini yerine getirmede tereddüt etme, teslim ol. Beni de bu işte teslim olmuş bulacak ve inşallah sabredenlerden olacağımı göreceksin!..” deyişini hatırla!..

Teslimiyet!.. Kimin teslimiyeti?.. İsmail’in ruhunda İbrahim’in teslimiyeti!.. İki hâl, ikisi de birbirinden muazzam!..

Babanın oğulcuğunu oracıkta yatırışını, hışımla bıçağı kayalara sürüşünü, İsmail’in saçından tutuşunu, kurbanın şah damarının dışarı fırlayışını, İbrahim’in kendini Allah’a havale edişini ve keskin demir parçasının ensede bir daha bir daha sürüldükçe bîtap düşüşünü hayal et.

O anda kayaya isabet etse onu paramparça edebilecek bıçak kesmiyor!.. İbrahim’in gayretleri, İsmail’in teslimiyeti nafile!..

İbrahim, o rahmetin babası, yüreğine taş bağlayarak büyük bir teslimiyet ile kesmeye çalışıyor, fakat bıçak aldığı bir emir gereği kesmez oluyor... Nuh’un gemisini sahili selamete ulaştıran, Musa’nın asası ile Kızıldeniz’i ikiye ayıran, balığın karnını Yunus’a güvenli bir mekan kılan, ateşi İbrahim’e serin ve selamet yapan güç, şimdi de keskin bıçağa “kesmeyeceksin”, diyordu. Bıçak da kesmiyordu.

RUHUN BENLİKLERDEN KURTULUŞU...

Ve İsmail sevgisinden arınarak Allah sevgisine iltica eden Hz. İbrahim’i ferahlatan ilahi mesaj: “Ey İbrahim!.. Allah İsmail’in boğazlanmasından vazgeçmiş, O’nun yerine kesmen için bir koç göndermiştir. Zira sen buyruğu yerine getirdin!..

Bu kıssa, insanın Allah’ın kemâlîyetinde varoluş, içgüdü ve vesvese zincirlerinin kırılış, ruhun arınarak yükseliş, aşkın mirac, hakikat karşısında sorumlu bir kulun tüm benliklerinden sıyrılarak zindandan kurtuluş kıssasıdır.

***

İKİ KURBANLIK BABANIN OĞLU: HZ. MUHAMMED

Bu kıssanın yaşanmasından sonra asırlar geçiyor, İbrahim’in rolünü dede Abdülmuttalib, oğul İsmail’in rolünü ise baba Abdullah oynamak üzere sahneye çıkıyordu. Dede Abdülmuttalib, Cürhümilerden beri kayıp olan “zemzem”i ilahi bir işaret ile aramaya koyuluyor, zemzemden önce büyük bir hazine buluyordu. Mekkeliler bu hazinede hak iddia ediyor, dede Abdülmuttalib bu hazinenin Kabe’nin hakkı olduğunu söyleyince aralarında büyük bir tartışma yaşanıyordu.

Mekkelilerden bazıları, “Ey Abdülmuttalib!.. Sen şimdi bize bir tek oğlun olan Haris’le mi karşı geleceksin?..” diyorlardı. Bu söz Abdülmuttalib’e öyle bir dokunuyordu ki, orada ellerini semaya kaldırıp, “Allah’ım, görüyorsun bu kara yüzlü adamları. Ne olur bana 10 erkek evlat versen de, Senin evini bunlara karşı savunsam. Eğer bana 10 erkek evlat verirsen, birini Senin yolunda kurban edeceğim...” diye yakarıyordu.

Allah bu kulunun duasına icabet ediyor; Abdülmuttalib hem zemzemi bulduruyor, hem de 10 erkek evladın sahibi oluyordu. Artık verilen sözün yerine getirilme vakti. Oğullar arasında kur’a çekiliyor, kurban olmak en küçük oğul Abdullah’a isabet ediyordu. Baba-oğul yüzyıllar öncesinde ataları Hz. İbrahim ile Hz. İsmail’in rolünü onuyordu. Fakat yine ötelerden gelen bir Rahmet, İsmail’i kurtardığı gibi, Abdullah’ı da kurtarıyordu.

İsmail yaşamalıydı, O’nun soyundan Abdullah gelecekti. Abdullah da yaşamalıydı, çünkü O’nun soyundan da Âlemlerin Sultanı Efendimiz gelecekti; İki kurbanlık babanın oğlu, Rahmet Peygamberi Hz. Muhammed (s.a.v.).

Kurbanlık babaların çocuğu olan Peygamber Efendimiz, âdeta bize bu kıssalarla kurbanın arkasında duran asıl ruhu hayatı ile öğretircesine; “Kurban teslimiyettir” diye haykırmaktadır. İbrahim’in kurbanı İsmail, Abdülmuttalib’in kurbanı Abdullah’tı. Kesilen her koyun, koç, sığır ve deve birer semboldür. Asıl kurban edilmesi gereken yüreklerdeki İsmaillerdir.

Bayramı bayram yapmak için, İsmail olmak gerek... Bayramı bayram yapmak için İsmail’den ziyade İbrahim olmak gerek; bağlandığınız bütün zincirleri tek tek kırarak ve gördüğünüz rüyaya inanarak. Ve ardından, “İsmail’im, rüyamda seni boğazladığımı görüyorum; bir düşün, ne dersin?..” sorusunu ciğerparene, yoldaşına, biricik evladına sorabilmek...

Ve hiç düşünmeden, “Babacığım, sen emrolunduğun şeyi yap. İnşallah beni sabredenlerden bulursun” (Sâffât, 102) cevabı karşısında vuslatta var olmak için, İsmail’in ensesindeki her darbeye İsmail’den çok teslim olabilmek... Ve el-Melik’in: “Biz oğluna bedel O’na büyük bir kurban verdik...”(Sâffat, 107) müjdesiyle müjdelenmek... İşte teslimiyet, işte insanı derinden sarsan mükâfât!...

Bir duruşun, bin duruluşun ve vuslatta “diriliş günü”nün nişânesi “bayram”dır artık, Kurban Bayramı...

Bayram sabahı kalkıp kurban ettiğimiz Hz. İbrahim’in içindeki Hz. İsmail’dir!.. İsmail kim?.. Heva, hevesten arınıp Rabbine sorgusuz sualsiz teslim olan irade. Kurban; teslimiyet, Yaradana boyun eğiş, kurtuluş ve özgürlüğün şifresidir.

Kurbanlarınız kabul, niyetleriniz mebrûr ve Kurban Bayramı’nız mübarek ola...

***

KURBAN KESİMİNDE GÖSTERİLMESİ GEREKEN HASSASİYETLER

Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu’ndan Kurban ibadetiyle ilgili yapılan bilgilendirmede şu hususlara yer verildi. Kurban kesmek; akıl sağlığı yerinde olan, ergenlik çağına ulaşmış, temel ihtiyaçlarının dışında yeterli maddi imkâna sahip ve seferî olmayan Müslümanlar için yerine getirilen mâlî ibadetlerden biridir. Bu şartları taşıyan kadın ve erkekler kurban ibadetini yerine getirebilir. Kurban dinî bir terim olarak, Yüce Allah’a yakınlık sağlamak ve O’nun rızasına ermek için ibadet maksadıyla, belirli şartları taşıyan hayvanı belirlenen zaman diliminde usulüne uygun olarak kesmeyi ve bu amaçla kesilen hayvanı ifade eder. Kurban, İslâm dinindeki başlıca ibadetlerden biri olup İslâm ümmetinin şiarlarındandır.

KURBANIN MAHİYETİ / Kurban ibadeti; et temini değil, Allah’a yakınlık, rıza ve takvâ niyetiyle yerine getirilen bir ibadettir. Kurban, ibadet niyetiyle usulüne uygun hayvan kesmektir. Asıl amaç et değil; ihlâs, takvâ ve Allah’ın rızasıdır. Ayeti kerimede buyrulduğu üzere, “Onların ne etleri ne de kanları Allah’a ulaşır; O’na ulaşacak olan sizin takvânızdır.” (Hac, 22/37)

KURBANLIK HAYVAN ŞARTLARI / Kurban olarak sadece koyun, keçi, sığır, manda ve deve kesilebilir. Yaş şartı; devede 5, sığır-mandada 2, koyun-keçide 1’dir. İri ve gösterişli ise 6 aylık koyun da kurban edilebilir. Küçükbaş 1 kişi adına, büyükbaş 1 ilâ 7 kişi adına kesilebilir. Her hisse en az 1/7 olmalıdır.

VEKÂLET VE HİSSE / Vekâlet ve hisse kesimden önce netleştirilmelidir. Vekâlet açık ve kapsamlı olmalıdır. Kurban, vekâlet veren kişi adına ve ibadet niyetiyle kesilmelidir. Hissedarlar kesimden önce belirlenmelidir. Kesimden sonra yeni ortak eklenemez.

KESİM ZAMANI VE UYGULAMA / Kesim, bayram namazından sonra başlar. Hanefî mezhebine göre 3’üncü gün güneş batımına kadar sürer. Şâfiî mezhebine göre 4’üncü gün güneş batımına kadar devam edebilir. Kesimde hayvana eziyet edilmemeli; temizlik ve güvenliğe özen gösterilmelidir. Et, deri ve sakatat kesim ücreti olarak kullanılamaz. Dinî yükümlülük şartlarını taşıyan, akıl sağlığı yerinde ve maddî imkânı bulunan her Müslüman kadın kurban kesimini gerçekleştirebilir.