Hali hazırdaki sistemden mağdur olanların başında Kürtler geliyor. Bu sistemde Kürtlere kendi kimlikleri ile yaşam hakkı tanınmadı. Kürt diye bir halk, Kürtçe diye bir dil yoktu. Aksini iddia edenler her türlü işkenceye, belaya maruz kaldı. Bin sene birlikte yaşayan iki halktan biri, Gladyo projesi İttihatçıların eliyle bitirilmeye çalışıldı.
İttihatçılar çok bilinçli insanlardır.
Attıkları her adım hesaplı kitaplıdır. Yol göstericileri zaten hesap kitaplarıyla bilinir. Bu hesap kitaplarını Türkçülük kılıfıyla örterek Türk halkının kültürel kodlarıyla epey oynadılar.
Bir de İttihatçı Kürtler var.
Etnik kökenleri farklı fakat taktik aynı. Kürtçülük kılıfıyla kültürel değişimi dayatmak…
"Etnik köken üzerinden kültürel kodlarla oynamak" üzerinde epey durulması gereken bir durum. Akademik titizlikle incelenmeli…
Başkanlık sistemi için referandum kararının alınmasıyla İttihatçı yapılaşmanın dağıtılması için bir şans daha doğdu. Görünen o ki yüzde 60'larda gerçekleşecek bir "evet" durumu söz konusu. Halk değişim istediğini zaten her fırsatta dile getirmişti. Bunu görmemek için ideolojik kör olmak gerekiyordu.
Kürt halkının referandumda tavrı ne olur?
Kürtler sistem değişimine "yetmez ama evet" diyecektir.
Ben öyle diyorum mesela.
Başka ne diyecektim?
1925'te Şark Islahat Planı ile Kürt kimliğimi ve dilimi yasaklayan, 1936 Dersime girip, mağaralara sığınan Alevi kadınlarını, çocuklarını fare zehriyle öldüren, şapka giymedi diye insanları darağacında sallandıran CHP ile kolkola girip darbe Anayasasının ve sistemin bir miktar da olsa değişmesine "hayır" mı diyecektim?
Kürdistan "erê" diyecektir.
"Evet" oylarının Kürdistanda yüzde 70'lere dayanacağını düşünüyorum.
Bu ülkede 15 senedir özgürlüklerin önünün açılması için kelle koltukta mücadele veren insanlara "evet" denmiyecekte ne denecek?
Kürt kimliğinin önündeki engelleri kaldıran, okullarıyla, özel kurslarıyla, gazeteleriyle, televziyonlarıyla, radyolarıyla Kürtçeyi tekrar itibarlı bir dil haline getiren, Kürdistan'ın her şehrine uluslararası kalitede Üniversiteler kuran, binlerce kilometre yol yapan, hastahaneler, okullar, havalanları, stadlar açan bir siyasi yapının yeni icraatına "evet" denmeyecekte ne denecek?
Bir fincan acı kahvenin kırk yıl hatırı olduğu bir medeniyette biz Kürtler nankör olmayı seçecek değiliz herhalde...
Valla sizin Kemalizmden aparttığınız, Kürtçülükle kamufile ettiğiniz ideolojinizde benim umrum değil...
Sadece Kürtler değil, değişimden yana tüm Türkler, Ermeniler, Süryaniler, Araplar, Aleviler, Ezidiler, Lazlar, Gürcüler, Çerkezler de "evet" diyecektir.
**
Lig şimdi lige benzedi.
Adı şikelerle anılan bir ligde tribünlerin dolmasını kimse beklemesin. Aziz Yıldırım gibi yöneticiler Türkiye ligini bitirmek için ellerinden geleni ardına koymadı bugüne kadar. Altyapıyı bitirdileri gibi kalitesiz yabancı transferlere milyon dolarlar aktararak Türkiye halkını soymaktalar.
Geldiğimiz nokta 3 istanbul takımı arasında dönüp dolaşan ve boş tribünlere oynayan bir lig.
2016-17 sezonu ile birlikte belli bir iyileşmeye görülmekte. Başakşehir'in ilk yarıyı lider tamamlaması, Osmanlıspor ve Konyaspor'un ilk beşe girme mücadelesi Türkiye liginin de değişim içerisinde olduğunu gösteriyor.
Trabzonspor'un yeni sahasının açılması ile beraber gerçekleştirdiği atılım dikkat çekici. Güçlü sponsorluk anlaşmaları imzalayan Trabzonspor ara transfer döneminde kadrosunu kaliteli oyuncularla takviye ederek 3 te 3 yapmayı başardı. Trabzon tekrar eski günlerine dönecek gibi. Anlaşılan o ki sezonun ikinci yarısında daha kaliteli bir lig izleyeceğiz.
**
Yeni taktik
İttihatçılarda taktik bitmez.
Zaten en büyük problemleri de hayatlarını taktikler üzerine bina etmeleridir. Bu tarzın nedeni halkı kafası birşeye basmaz topluluk olarak gördükleri için. 90 senelik faşizan eğitim modelenin üzerinde epey etkili olduğu vatandaşlarımız bunlar. İlkokul öğretmenleri bunlara ne öğretmişse onda tutuklu kalan tipler.
Sek rakı içip, kıravat bağladıkları için kendilerini üstün görme halleri epey baskındır.
Abarttığımı sanmayın. En yakınınızdaki bir İttihatçıyı alıp derinlemesine konuşturun, retorik faslını geçip asıl düşüncelerini konuşturmayı başarabilirseniz ne demek istediğimi anlayacaksınız.
Kimisi sadece CHP'li olduğu için bile kendini elit kabul etmekte. Bunlar durumu en vahim olanlar…
İttihatçılarımızın çok bilinçlileri hariç diğerleri kendini solcu sanır.
Bana kalırsa sıfatlarının karşılığı faşist olmalı. Çünkü kitabi karşılığı bu.
Bu İttihatçıların geçen seçimdeki taktiklerinden biri Saadet Partisini pompalamaktı. Sebeb; "yüzde iki bile oyu olmayan Saadet partisini yüzde 7 gibi gösterirsek Ak partinin oylarından bir kısmı doğal olarak oraya kanalize olur…"
Seçmen inek ya! arkadaş böyle dediği için Ak Parti tabanı hoop gidip oyunu Saadet Partisine verecek ve Ak Parti oy kaybederek tek başına hükümet olamayacak.
En güncel taktikleri ise Ak parti içinde referandumda hayır diyecek rahatsız bir grup var olduğu algısı oluşturmak.
Yatıp kalkıp Ak parti içinde referandumdan rahatsız olduğu varsayılan kesime oynuyorlar. Bunun için kullandıkları kişilerden biri de, önce Star grubunun başına ardından Cine 5'in başına getirilen fakat ne özelliğinden dolayı bu görevlere getirildiği bir türlü anlaşılamayan ve bugünlerde postalcı ve faşist tv kanalarında dolaşıp görüş bildiren Levent Gültekin.
Toplumun içinde olan, az çok birbirinden çok farklı gruplarla mesaisi olan ve hiç kimseye karşı nefret söylemleri olmayan, farklılıkları tanıyan biri olarak sevgili İttihatçılara şunu söyleyim; "size bu akılları verende zerre kadar akıl yok."
Başkanlık sistemi istemi bir gelenektir. Tayyip ile başlamamıştır onunla da bitmeyecektir.
Mevcut sistem çuvallamıştır. Ülkeyi üçüncü dünya ülkesi olmaya mahkum etmiştir. Halka söyleyecek hiç bir şeyi yoktur ve değişecektir. Bugün olmazsa yarın değişecektir.
Referandumda yine kaybedeceksiniz.
Kaybedeceksiniz çünkü seçim kazanmak gibi bir kaygınız hiç olmadı. Darbelere olan epidemik bağımlılığınız bu kaygısızlığın ilk sebebi.
**
Söylenmese eksik kalırdı
"Aqilê pîve kêm ji sed kîlo hêza tund hê çêtir e"
"Az ölçüdeki akıl, yüz kilo kaba güçten daha iyidir"
-Boşnak atasözü-