Kürdistan Türkiye'dir

0

Önünüze bir Türkiye haritası serin ve Kürtlerin uzun süredir yaşadığı yerlerin üzerini işaretleyin. İşaretlemek zorunda olmadığınız yerlerin son derece az olduğunu göreceksiniz. Türkiye'nin bütün şehirlerine yayılan bir Kürt nüfusu sözkonusu. Marmara bölgesinde varlar, Akdeniz ve Karadeniz bölgelerinde varlar, İç Anadolu'nun heryerinde varlar. Konya'nın aynı zamanda bir Kürt şehri olduğunu biliyor musunuz? Üstelik sadece şehir merkezlerinde değiller, ilçelerde, köylerde varlar. Kürt halkı Hakkari'den Edirne'ye, İzmir'den Ardahan'a kadar bir coğrafyayı vatan kabul etmiş, fakat ne Kürt etnikçileri ne de Türk etnikçileri olayın bu boyutuyla ilgililer. Marjinaller, mensubu oldukları ideolojilerinin çepeçevre sardığı duvarların ötesiyle ilgili değiller.

HDP savaş isteyenlerin iz düşümü olmaktan sıyrılıp sivil, siyasi bir parti olmayı başarabilse Türkiye'nin her şehrinde, ilçesinde yapılacak belediye seçimlerinde iddialı olacaktır. Fakat HDP olayı bir de bu yönüyle ele alabilecek bir tek entelektüel barındırmıyor bünyesinde maalesef.

Sorun sadece HDP yada Kürt etnikçilerinde değil. Türkiye'de siyaset yapan her siyasi parti yada sivil toplum örgütleri mevcut toplumsal gerçeği etüd edip sağlıklı çıkarımlarda bulunabilecek yetiye sahip değiller.

Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk kez Ak Parti hükümeti bu meseleye özgün bir bakış açısıyla, yarım yamalakta olsa, acemice de olsa yaklaştı fakat anasından emdiği sütü burnundan getirmekte tereddüt etmeyen kesimlerin kararlı tutumuyla karşılaştı. Ak Parti bu sert karşılığı göğüsleyebilirdi eğer İslamcı ve liberal entelijansiya yeterli bir birikime sahip olsaydı. Lİberaller ve Sosyalistler Kemalizmin, İslamcılar ise etnikçiliğin (çoğunluk yanlışlıkla milliyetçilik kelimesini kullanıyor) ağır tahribatı altında ve bu tahribatı içsellestirmiş durumdalar.

İslamcıların son 40 yılı Fethullah Gülen'in sentezci fikirleriyle zehirlendi. Öyle bir 40 yıl ki Türkiye'nin feryat eden hiç bir sorununa çözüm arayışında olmadılar. Kendisinin Mehdi olduğunu iddia bir adam sorunları hep öteleyerek, devleti tamamen ele geçirecekleri günü işaret ederek dindar tabanını motive etti ve sonuçta ortaya çıkan tablo da aslında bu sorunları oluşturanların emrinde olduğu anlaşıldı.

Kürt meselesinin hamasetten öte bir çözüme kavuşturulması şansı hala kaybolmuş değil. Sorunun çözümünde HDP PKK çizgisinin taraf olmayacağı edindiğimiz tecrübe gereği ortada. Bu seçeneği zorlamanın bir anlamı yok. AK Partinin elde ettiği acı tecrübe ile yola çıkarak Kürt sorunun kalıcı çözümü için bir atılım daha gerçekleştirmesi gerekmekte. Bu anlamda özgürlükçü, barıştan yana, silahlara prim vermeyen bir Kürt partisinin kurulmasına ve büyümesine izin verilmeli.

Hükümet şunu asla unutmamalı ki Kürt meselesinin çözümü için adım atmayan hiç bir hükümet uzun ömürlü olmayacaktır. Bu sorunu çözmekte başarısız olabilirsiniz fakat seçmenin isteği en azından çözüm azminin ortaya konması. Mevcut sivil hükümetin bitmek tükenmek bilmeyen halk desteği çözüm yolunda çaba sarfetmesinden kaynaklanıyor. İnanmıyorsanız, Türkiye haritasına birde benim baktığım gibi bakın.

Yeni milli takım

Fransa'da yapılan 2016 Avrupa şampiyonasında yaşanan hezimetten sonra milli takımda ciddi bir değişimin yaşanması kaçınılmazdı. Futbol takımlarının en büyük sorunu oyuncular arasında yaşanan kamplaşmadır. Fatih Terim gibi uluslararası arenada kendini kanıtlamış bir teknik direktör bile bu kamplaşmayı önleyememiş ise sorunun kökeni çok daha derinliklerde demektir.

Fransa'da yaşanan, kamplaşmanında ilerisine geçip milli takımı çökertmeye kadar gitti. Arda'nın bile bile oyunda koşmaması, buna rağmen bütün topları kendinde toplaması ve aldığı her topu ezmesi, Selçuk'un, Burak'ın sahada gezinmeleri, Caner'in oyunu topla değil hakemle oynaması milli takımda kendi sonlarını getirdi.

Ne kadar yetenekli olursanız olun futbolun kendine özgü kuralları var ve bu kuralların en tepesinde olan şey "futbol bir takım oyunudur ve takım ruhunun yaralanmaması şarttır". Fatih Terim yapması gerekeni yaparak en azından milli takımın geleceğini kurtardı. Rusya ile oynanan dostluk maçında gördük ki eskilerin yerine milli takıma çağrılanlar en az eskiler kadar iyiler. Tek eksiklikleri birarada yeterince oynamamaları. 2018 Dünya kupası elemelerinde son derece zorlu rakiplerle karşılaşacağız fakat Milli takım bu gruptan çıkacak güçte.

Devleti ele geçirmenin dayanılmaz çekiciliği

An itibariyle bilenen en eski devlet Akkad'ların milattan önce 4000 yılında kurmuş olduğu devlet. Devlet aygıtını elegeçirme arzusu ilk devletin kurulması kadar eskidir. Çünkü devletin meydana gelmesi doğal olarak insanların günlük yaşantıları üzerindeki etkiyi artırmasını birlikte getiriyor. Etkinin artması tepkinin de açığa çıkmasında en önemli etken. Bu muhteşem güce sahip olmak isteyenler için bu tepki deryasında taraftar bulmak çokta zor olmayacaktır. Gülenist darbe girişiminden çıkan en önemli sonuç; aramızda devlete sahip olmak için yanıp tutuşanların sayısı bildiğimizden daha fazla.

Fethullah Gülen ve örgütü bu arzuyu taşıyanların ilki değil bunu çok iyi biliyoruz. Türkiye Cumhuriyeti devleti bir elegeçirme duygusuyla yeniden kurgulanmadı mı? Bunu yaparken çok da vahşi yöntemlere başvurmadılar mı? Kürtler, Aleviler, Dindarlar ve Kemalizme bulaşmamış Sosyalistler ağır ezilmediler mi? Kendileri dışında herkesi yok sayarak bir devleti yönetebileceklerini sandılar. Darbeler, bitmek bilmeyen çatışmalar içinde 90 sene dayanabildiler. Ortaya koydukları eser bir üçüncü dünya ülkesi oldu. İster Sabetayister deyin ister Kemalistler, bunun karşılığı hayal kırıklığıdır.

Halka sunacakları hiç bir şey yok.

Çuvalladız beyler!

Bunun üstüne birde "the cemaat neden ve nasıl devleti ele geçirdi?" ağlaşmaları yapmanız 90 sene bu halka kök söktürmenizi, ele geçirme duygusu ile hareket ettiğinizi unutturacak değil.

Bu ülke Gülenisterden kurtarılıp tekrar Sabetayistlere, İttihatçılara, Kemalistlere verilecek değildir.

Esen rüzgar şimdi çok başka.

Söylenmese eksik kalırdı

"Birhana bale ya herî mezin ewe ku, her gavî heman tiştî bike u li benda dawî yê cûda bê."

"Aptallığın en büyük kanıtı, aynı şeyi tekrar tekrar yapıp farklı sonuçlar beklemektir."

-Einstein-