Ortadoğu'da Türkler özgür olmadıkça Kürtler de özgür olamayacaklar.
Bahsettiğim sözde özgürlükler değil. Endüstri devrimiyle birlikte oyun kurucuların değiştiği dünyamızda Türkler, Kürtler, Araplar, Farslılar paraya hükmeden Gladyo tarafından yönetiliyor. Bağımsız göründüklerine, kahraman Irk nutukları attıklarına bakmayın, bir üst akıl tarafından evrilip çevriliyorlar. Kuruldukları ilk günden itibaren siyaset, ordu, iş, sanat ve spor dünyasının aktörleri bizzat bu üst akıl tarafından dizayn edilmiş durumda. Ulusçuluk, Irkçılık sosuyla özenle bezenerek ülkenin enerjisi emiliyor (milliyetçilik, kesinlikle piyasadaki anlamını taşımıyor. Açın bi sözlük anlamına bakın bari, ayıp koskoca adamlarsınız..). Kürdistan ve Kürtler bugün bu haldeyse, tek faili Gladyo'dur. Ortadoğu'nun bağrına bir bıçak gibi sapladıkları Kürt sorunu sayesinde Türkler, Kürtler, Araplar ve Farslar içinde arıza çıkaranları bertaraf ediyorlar. Kürtler bu tezgah için gerektiğinde kullanabilecekleri mükemmel bir kart. Washington'da Kürtlere yemek yedirip, "aman silahları bırakmayın" diyenler ile, istediklerini aldıkları anda "bir devletin meşru müdafaa hakkı vardır" diyenler aynı adrese çıkar, Gladyo... Tek bir şirket bütçesinin 10 devleti almaya yettiği Gladyo. Bu anlamda, ABD tarihini okumayanlar, Amerikan halkının Gladyo ile mücadelesini okumayanlar, okumak gibi bir derdi olmayanlar Ortadoğu'da neler olup bittiğini anlamakta çok zorlanabilirler. Türkiye'yi Türkler değil üst akıl kurdu. Kurtuluş savaşı, Çanakkale harbi falan deyip kimse kendi kendini kandırmasın. Bu devletin sahipleri belli. Çatışma, kendini ülkenin sahibi olarak görenlerle bu toprakları kendine yurt edinmiş insanların arasında oluyor. Türkü, Kürdü, Ermenisi, Rumu, Arabı, Lazı, Çerkezi, Alevisi, Sünnisi, Müslümanı, Hiristiyanı, Yahudisi, Ezidisi, Süryanisi ile bu toprakları kendine yurt edinmiş insanların birlikte hareket etmesinden başka bir yol yok.
Bir ülkede bir tane başkan olur, bir tane hükümet olur. İlla kendinizden birileri tarafından yönetilmek çokta mükemmel bir durum olmayabilir. Farklı kesimlerin kimliklerini, dillerini, geleneklerini, inançlarını özgürce ifade edebildiği ve temsiliyetin az çok sağlanabildiği federasyonların olduğu bir sistem yeter de artar bile. Kanada'da kraliçenin kanatları altında mutlu mesut yaşamaya binlerce kez razı olan kişi Türkiye'de neden hayaller peşinde koşar anlaşılır gibi değil. Bizim Kraliçemizin adı illa Elizabeth olmak zorunda değilki.
What is the difference between Queen Elizabeth and President Erdogan?
Nüfus belgesindeki İslam ibaresi
"Ben müslüman değil ateistim, neden nüfus belgemin din hanesinde İslam yazsın?"
Bunu söyleyen, Türkiye Cumhuriyetinin vergi veren bir vatandaşı. Ateist değil, Hiristiyan, Yahudi, Ezidi yada Süryani de olabilirdi. Haksızmı? Ne kadar haklı olduğu konusunda kelimeler kifayetsiz kalır. Osmanlı'yı yıkıp Türkiye'yi kuran Gladyo, projesinin gereği olarak farklı olanı ezip görünmez kılmak için epey uğraş verdi. İttihat ve Terakki'nin yeni devlet için seçtiği ırk Türklük, din ise Paganizmdi. Böyle bir toprak parçasında akıl dışı olan bu iki kavram için elinden geleni ardına koymadı. Bu projenin gerçek Türklerle gerçekleştirilmesi mümkün değildi. Kriptolara ihtiyaç vardı. Osmanlı'da zenginlik kabul edilen farklı kesimler feci şekilde bastırıldı. Direnenler ya öldürüldü yada sürgün edildiler. Geri kalanlar yeraltına indi. Yani kripto oldular. Dışardan bakıldığında farklı, içerde farklı olan bir sınıf oluştu. Gladyo'nun ısrarla beklediği bunlardı. Kriptoların beyin yıkanması Kemalizmin eliyle oldu. Katlettikleri kişilerin çocuklarını toplayıp hiç bir suçu olmayanları hedef gösterdiler. Ermenileri katleden, sürgün eden buz gibi Gladyo'dur, İttihat Terakki'dir, CHP'dir. Fakat arta kalan Ermenileri "sizi müslümanlar yok etti" yalanıyla yetiştirdiler. Şimdi aramızda aslında Ermeni yada Rum olup kendisine Türk'üm diyen ve müslümanlardan nefret eden, devlette önemli makamlara gelip nefretini kusan insanlar var. Tıpkı, Gladyo'nun, İttihat ve Terakki'nin, CHP'nin katliama uğrattığı Aleviler gibi. Dedesini, ninesini mağaralarda fare zehriyle öldüren bir partinin amblemi altında kripto nefretler üretiyorlar hiç bir suçu olmayanlara karşı. Bir ülke kriptolarla ayakta kalamaz. Çatısmaların sonu gelmez. Özgürlüklerin önünün sonunana kadar açılması lazım. Türk olmayan kişiye Türk, Kürt olmayan kişiye Kürt, Müslüman olmayana müslüman dedirten Gladyo'dur. Hedef belli; Kripto nefreti üzerinden yönetmek….
Ağrı'ya Tıp fakültesi, inadına…
Sivil hükümet döneminde 117 yeni üniversite açılmış. Bu bir rekor mudur? Rekorun daniskasıdır. 80 yılda açılan üniversite sayısı 76. Diktatörün! 13 yıllık döneminde açılan üniversite sayısı 117. "Çok cami yapılıyor ne gereği var" diye şarlayanlar yeni açılan üniversiteleri nedense hiç gündemlerine almazlar. Pardon bazen bahsettikleri oluyor. Olumsuz anlamda elbette. Bu kadar üniversite açılmamalıymış. Bunlar, ögretim görevlisi, labaratuvarı, binası olmayan tabela üniversiteleriymiş. "Hakkari'ye üniversite mi olurmuş canım!" diyen softalar dahi var (Bunlar bugünlerde "Tayyib'e güvenmeyin silahları bırakmayın" diye Kürtlerin kuyruğunda gezen tayfa). Üniversite dediğin İstanbul, Ankara ve İzmir'de olmalı ve bu üniversitelerde sadece belli ailelerin çocukları eğitim görmeli. Aksi halde -tanrı yazdıysa bozsun- Karadenizli bir kaptanın, Kayserili bir tornacının, Ağrılı bir çiftçinin oğlu da eğitim alır sonra "ben de bu ülkeyi yönetmek istiyorum" falan der.
Biraz daha açık konuşmaya cesaretleri olsa "üniversite dediğin sadece ABD ve İngiltere'de olur" diyecekler. 12 meşhur ailenin çocukları dışında kimse eğitim almamalı. Dünya imparatorluğu bu şekilde kurulur. Bu üniversiteler içinde Tıp fakülteleri ve Hukuk fakülteleri malum çevrelerin üzerinde özellikle durduğu bölümler. Her yeni kurulan Tıp fakültesi için ortalığı ayağa kaldıran bu ruhsal bozukluk emareleri taşıyanlar son olarak Ağrı'ya Tıp fakültesi kurulmasın propagandası yapıyorlar. Bu öğrenciler, alet edevatsız, labaratuvarsız, profesörsüz nasıl eğitilecekmiş? (Piyasada dolaşan binlerce sahte doktorla pek ilgili değiller nedense….)
Tayyib'in bunları kale aldığı, umursadığı falan yok çok şükür. Ağrı'ya da kurar Tıp fakültesini, Şırnak'a da. Hiç tınlamaz. Evet, bu üniversiteler sevgili faşistlerin dediği gibi bugün belki tabela üniversitesi olarak kurulabilir, 5 sene sonra orta dereceli üniversiteler olur, 20 yıl sonra bütün dünyanın gıpta ile baktığı öğrencilerin yetiştiği üniversiteler olur.
Türkiye'deki üniversiteler deyip geçmeyin. Hem Türkiye hem Amerika kıtasında üniversite egitimi alan biri olarak söylüyorum yurt dışında üniversite bitirmiş biri Türkiye'de lise bitirmiş bir ögrenci düzeyinde. Malesef böyle.
Söylenmese eksik kalırdı
"ên xweyçand ew merive ku ji bo fêmkirina rewşa dinyayê, pêwistîya zanînê û riyên wê bi dest xistibe..."
"Kültürlü insan, dünyadaki durumunu anlamasına yarayan bilgiyi ve yolları edinmiş olan insandır ..."
-J. P. Sartre-