Küresel ağalık stratejisi: Kardeşi kardeşe kırdırmak

0

Ağalık sistemini birazcık okuyan veya bizzat yaşayan herkes bilir. Ağa gücünü korumak için köyünde palazlanan kişilere birilerini musallat eder.

Onlar kavga eder. Birbirlerini yok etme derecesine gelene kadar sesini çıkarmayan ağa nihayetinde bir barış elçisi gibi ortaya çıkar ve bu iki tarafı uzlaştırır.

Böylece hem yeni bir gücün ortaya çıkmasını engellemiş olur hem de barış elçisi olmanın prestijini toplamış olur. Üstelik kendi kamuoyunda "ağanın ve ağalık sisteminin kaçınılmaz bir ihtiyaç olduğu" kanısını da meşrulaştırmış olur.

**

Gücünü kurnaz çatıştırma stratejisinden alan küresel ağalık sistemi de benzer bir strateji ile dünyadaki güç dengelerini kendi lehinde tutmayı başarıyor. Adını da koymuş adamlar. Yumuşak Güç. Joseph NyeSoftPower dediği yumuşak güç teorisini sopa ve havuç seçeneklerine başvurmadan yani zora ve hileye başvurmadan karşı tarafa istediğini yaptırma şeklinde tanımlar.

Yumuşak Güç uygulamasında ülkeler rakip ülke veya grup için yeni cazibe alanları veya söylemleri geliştirerek istediklerini karşı tarafa kabul ettirmektir. Böylece çatışmasız, savaşsız ve gerilimsiz ve daha az enerji, para ve insan kaybı ile karşı tarafın aleyhine ekonomik, siyasal ve askeri avantajlar elde edilmiş olur. Nye'nin "SoftPowerTheMeans ToSuccesIn World Politics" isimli kitabı okununca uluslararası ağalık stratejisinin çok değişmeden devam ettiğini görebiliyorsunuz.

**

Batılı ülkeler iki yüz yıldır genelde Doğu özelde ise İslam dünyasına yumuşak güç stratejisiyle yaklaşmış ve her zaman gönüllü taraftarlarca onların bütün dünyadaki iki yüzlü politikaları sempatik gösterilebilmiştir.

Bu gün de benzer şey tekrar ediyor. Mezhep ve etnik dengeler üzerinden Müslüman ülkelerin neredeyse tamamı iç savaş veya ona yakın çatışma ve gerilim ile karşı karşıya bırakılmıştır.

İran ile Türkiye hem Irak'ta hem de Suriye'de Batılıların istediği yönde gerilimi tırmandıran bir ilişkiye doğru gitmektedirler.

Benzer şekilde Türkiye'nin içinde de etnik refleks üzerinden Türkler ile Kürtler karşı karşıya getirilmeye çalışılmaktadır.

Sonuç ağanın beklediği sonuçtan farklı değildir. Küresel ağalık insanları farklı gerekçelerle birbirine düşürmekte sonra da barış elçisi olarak ortada dolaşmaktadır.

Hiç kimse İran ile Türkiye'nin çatışmasının daha iyi bir Türkiye veya daha iyi bir İran veyahut da daha iyi bir İslam dünyasına hizmet edeceğini söyleyemez. Onun için Türkiye'de Türk-Kürt çatışması ne ise İslam dünyasında da İran-Türkiye çatışması o anlama gelir. Bunu kaşıyan yumuşak güç uygulayıcılarına karşı gelmek gerekir.

**

Sezai Karakoç'un bu konuyla ilgili söylediklerine kulak verelim:

"Bugün bilhassa Türkiye ile İran'ıçarpıştırmak istiyorlar ve ben bakıyorum ki, bunu önlemesi gereken kalemler tam tersine, en basit bir bahanelerle tahrikçi bir şekilde ortaya atılıyorlar.

Tabii bu tek taraflı değil. İran'da da mutlaka böyle oluyor. Suriye'de de öyle oluyor. Türkiye'de de.

Şunu bilelim ki bu ülkelerin arasındaki meseleleri çözemeyecek tek şey var ise o da silahtır.

Bir tek kurşunun bile atılmaması gerekiyor. Eğer bu atılırsa arkası gelir ve bu ülkeler göz göre göre mahvolur gider.

Arkası da Batı'nın korkunç istilasıdır. O zaman ne ezan ne kitap kalır.

Bu yüzden uyarıyorum tüm Anadolu'yu, çilekeş Anadolu'yu."

**

Müslüman ülkeler farklı fraksiyonlara ve etnik kamplara bölünmüş ve sırayla birbirlerini AB'ye veya ABD'ye şikayet etmektedirler. Onlar da bir onun bir ötekinin sırtını sıvazlayarak güçlerini ve hakemlik rollerini zinde tutuyorlar. Buna "yumuşak güç" diyorlar.

Bizi bu zavallı duruma sokan elbette ne AB'dir ne de ABD. Kendi aklımızdan ve vicdanımızdan başkası değildir bizi bu duruma sokan. İçimizdeki beyinsizler veya içimizdeki beyinsizlikler yüzünden Batı'nın küresel ağalık stratejisinin oyuncağı olmuş durumdayız. Adalet ve Hak terazisini ve duyarlılığını kaybettiğimiz gün "nasılsak öyle yönetiliriz" ilkesi gereği zulüm ve karanlık içinde debeleniyoruz.