Bir önceki yazımızı söyle bitirmiştik:
"Eğer AK Parti, bölgede "doğru bir söylem ve etkili bir yöntem" ile kampanya sürecini yürütürse, referandumda Doğu ve Güneydoğu'nun "evet" oyu oranı yüzde50'yi geçer. Kesin ve tartışmasız" EVET" yüzde50'yi geçer…"
İki tezi var bu cümlenin.
1-AK Parti'nin referandumda Doğu ve Güneydoğu evet oylarını yüzde50'nin üzerine "kesin" çıkartabileceği tezi.
2-AK Parti'nin eğer doğru bir söylem ve etkili bir yöntem belirlemezse evet oylarını yüzde50'nin üzerine çıkartamayacağı tezi.
Bölgenin kırılan fay hattını, çukur ve yıkım siyaseti nedeniyle PKK ve HDP'ye karşı gelişen kolektif tepkiyi ve bu tepkinin sebep ve sonuçlarını bir önceki yazıda yazmıştık.
( http://www.milatgazetesi.com/kurtler-referandumda-evet-der-mi-makale-103802 )
Buradan hareketle, Kürtlerin ciddi bir "temsiliyet sorununun" olduğunu ve HDP'ye tepkiden dolayı ortada büyük bir "siyasi boşluğun" olduğunu söylemiştik.
AK Parti, eğer bu boşluğu görür, gönüllere dokunan bir söylem geliştirir ve Kürtleri ikna edecek bir retoriği pratize ederse, bu siyasi boşluğu tek başına doldurabilir.
Burada kilit husus, AK Parti'nin bölgede ciddi bir oy almasına rağmen seçmenlerinin "temsil" sorununu sıklıkla dile getirmesi hususudur. AK Partili seçmenlerde "temsil edilmiyorum" hissiyatının oluşması, daha çok AK Parti'nin bölge teşkilatlarının "kapalı devre" çalışması, sahada olmaması, etliye sütlüye karışmaması, Kürtleri ikna edecek bir dili bugüne kadar hiç geliştirememesi ile ilgilidir.
Bölgedeki sivil toplum kuruluşları, medya, kanaat önderleri, aydınlar, meslek odaları, ticaret odaları ve sendika şubeleri; AK Parti teşkilatlarının kendilerine gelip-gitmediğini, hal-hatır sormadığını, öneri ve şikayetlerini dinlemediğini söylüyor. Dahası, bu şikayetlerin bir benzerini AK Parti'ye oy veren seçmenler de dile getiriyor. Bölgedeki il ve ilçe teşkilatlarının ortalıkta görünmediğini, arazide genellikle HDP'lilerin olduğunu, AK Parti teşkilatlarının çarşıda, pazarda, düğünde, cenazede varlık göstermediğini, halkla iç içe olmadığını, sokaklardan daha çok otel salonlarında veya halkın olmadığı ortamlarda boy gösterdiğini söylüyor.
Referandum sürecinde AK Parti'nin bölge teşkilatlarına büyük bir görev düşüyor.
Tarihi bir referandumda "evet" oylarını yukarıya çekmek istiyorlarsa, sıkı bir çalışma içerisine girmeleri gerekiyor. Halkın arasına karışmaları, mahalle mahalle, sokak sokak çalışma yapmaları gerekiyor.
Peki, bu Pazar seçim olsa Doğu ve Güneydoğu'dan nasıl bir sonuç çıkıyor?
Kamuoyu araştırma sonuçlarının ortalamasına göre Doğu ve Güneydoğu'da çıkan sonuç:
EVET yüzde33
HAYIR yüzde32
KARARSIZ yüzde35
Üzerinde çok düşünülmesi gereken, doğru strateji, etkili bir yöntem ve ikna edici bir söylem geliştirmeye oldukça muhtaç bir sonuç bu.
"Evet" ve "Hayır" oyları birbirine neredeyse eşit. Arada 1 puan var.
Fakat bu anket sonuçlarında dikkat çekici bir nokta var.
"Kararsızlar"
"Kararsızların" oranı "Evet" ve "Hayır" diyenlerden daha fazla.
Yani Doğu ve Güneydoğu'da her üç kişiden birisi "evet", her üç kişiden birisi "hayır", her üç kişiden birisi de "kararsızım" diyor.
Bu sonuç, bize bir şey söylüyor.
Kararsızların ikna edilmesi gerektiğini söylüyor.
Doğu ve Güneydoğu'da referandumda "evet" ya da "hayır" oyunun ne oranda çıkacağı, siyasi partilerin ortaya koyacağı argümanlarla, halkı ne yönde ikna edip etmeyeceği ile doğrudan ilintili.
Dolaysıyla şu tespiti yapmak mümkün:
Bölgede seçimin kaderini "kararsızların vereceği karar" belirleyecek.
AK Parti Genel Merkezi'nin bu verileri dikkate alarak bölgenin değişen sosyolojisi ışığında bir referandum kampanya süreci yürütmesi oldukça önemli.
O halde AK Parti'nin şunları mutlaka yapması lazım:
1-Doğu ve Güneydoğu'ya özel bir söylem, dil ve yöntem belirlemeli.
2-Bölgenin dinamiklerini iyi bilen gazeteci, yazar, aydın, kanaat önderi ve siyasetçilerden oluşan birkaç kampanya ekibi kurmalı.
3-Bu ekipler 25 şehri karış karış dolaşıp anayasa değişikliğini anlatmalı.
4-Bu anlatımlarda Kürtlerin gönüllerine dokunacak simge, sembol ve ritüeller kullanılmalı.
5-Kürtlerin hassasiyetleri, beklenti ve taleplerinin dikkate alındığı bir retorik oluşturulmalı.
Şimdi yazının başındaki iddiamızı tekrar söyleyelim:
Eğer tüm bunlar yapılırsa Doğu ve Güneydoğu'nun "evet" oyu oranı yüzde50'yi geçer.
Kesin ve tartışmasız" Evet" yüzde50'yi geçer"
"Referandum ve Kürtler" yazı dizimiz devam edecek…