Müzdelife: Nefsle Büyük Savaş ve Cephanelik Makamı
Hac, nefsle girilen en büyük savaşın ve ilahi teslimiyetin adıdır. Müzdelife’nin seher vaktinden Mina’nın taşlama makamına uzanan bu mukaddes yolculukta, kendi "İsmail'ini" kurban edebilenler için şimdi ihramdan çıkıp gerçek bayramı kuşanma zamanı.
(Dünden devam)
Büyük savaşlar ortasındasındır ama sen şimdi nefsinle en büyük savaşı yaşarsın. Bu nefsinle yaptığın savaş, senden bedel ister. Cihada duracaksın, bedel ödeyeceksin. Sen Resul’ün kutlu yolunun yolcusu olarak revan olduğun yollarda Meş’ar – i Haram’a, onun mübarek ayak izlerinin yoluna doğru yöneleceksin.
“Ve dalga dalga ilerleyen öteki kalabalıklarla birlikte siz de ilerleyin ve Allah’tan günahlarınıza marifet dileyin: Doğrusu Allah, çok affedicidir, rahmet kaynağıdır.” (Bakara 199. Ayet)
Müzdelife, cephanelik makamıdır. Arafat’ın kutlu eteklerinde duaya durdun, vakfeye durdun, arındın, yeniden bir diriliş ırmağı akıttın hayat damarlarına.
MEŞ’AR-İ HARAM’DA KENDİNİ BULMAK VE KUTLU YÜRÜYÜŞ
Meş’ar – i Haram’da uzun, gözyaşlarıyla ıslanmış secdelerle kendine yürüdün, kendini bilmeye ve bulmaya çalıştın. Karargâhlar gibi durakladığın mübarek mekanlarda şimdi sen şeytan için sembolik cephaneni toplayacaksın. Yüreğine abanmış şeytanın iğvasından sıyrılarak, manevi yüklerini yüklenerek arınma zamanlarındasın. Karargahlarda eğittiğin yüreğin şimdi kavi ve sağlam bir halde hazırlıklar yapıyor. Yıkılmadan, yılmadan, yorulmadan, bıkmadan düşman üstüne, şeytan üstüne yürüme zamanlarındasın. Yürüyeceksin durmaksızın, değil mi Hac uzun ve kutlu bir yürüyüştür. Yorgun bedenine inanılmaz bir diriliş, dizine derman, gözüne fer gelecek. Nice mucizevi olaylara şahitlik edeceksin. Yaşı ilerlemiş, beli bükülmüş, seksenlik, doksanlık dedelerin, ninelerin bellerine kadar tere batmış iki büklüm halde arınmaya, teslimiyete şevkle ve heyecanla nasıl yürüdüklerine şahitlik edeceksin.
Sen memleketinin bir elçisi olarak bu kutlu topraklarda emanetler yüklenmeye geldin. Sevdiklerin, ailen, vatanın için cephaneni toplayacaksın. Tam güneş doğmadan, seher vaktinde, şahitli zamanlarda çıkacaksın yola. Mina’ya doğru seferini başlatacaksın. İsmail gibi teslim ve kurban olacaksın, İbrahim gibi kurban edecek, vazgeçecek, en sevdiğini makama sunacaksın. Şimdi kurbanını makama sunarken neyi, nasıl kurban ettiğinin şuuruyla sunacaksın. Yanmış, kavrulmuş çöllerde, yüreğine derinden bir abıhayat gibi akacak sunduğun kurbanlık.
ŞEYTAN TAŞLAMAK İÇİN MİNA’DASIN
Uzun yürüyüşler, uykusuz geceler, yorgun saatler sonu dizlerinde derman, gözlerinde fer kalmasa da yüreğin coşkun akan bir ırmak gibi geldin ve durdun düşmanın karşısında. Şimdi Şeytanın makamındasın.
Şeytana temsili mermilerini büyük bir heyecan ve hınçla atarsın…
MAZLUM COĞRAFYALARIN SESİ VE TÜM ŞEYTANLARA KARŞI KIYAM
Savaşlar sonu zulme uğrayan insanlık gelir aklına. Gazze gelir, Doğu Türkistan, Kudüs, Bağdat, Şam, Tebriz, Isfahan gelir aklına ve haykırırsın gür bir nida ile: Kahrolsun Büyük Şeytan! Kahrolsun Siyonist İsrail diye…
Tüm şeytanlara doğrultursun mermilerini, tüm gücünle taşlarsın şeytanı…
Gizli ve karanlık tüm odaklara, gençliği zehirleyenlere, çocuk katillerine, hainlere, ırz düşmanlarına, sömürenlere…
Âdem babamızla, Havva anamızı kandıran ezeli ve ebedi düşmanımız Şeytan’a, coşkulu tekbirlerle tün hıncını, kinini, boşaltırsın…
“Bismillahi Allahü Ekber!
Bismillahi Allahuekber, rağmen lişşeytani ve hızbihi. Şeytan ve taraftarları karşısında en büyük olan Allah’ın adıyla.”
İBRAHİM MAKAMI: "SENİN İSMAİL'İN NEREDE?"
“Onların ne etleri Allah’a ulaşır ne de kanları; lakin O’na ulaşan, yalnızca sizin O’na karşı gösterdiğiniz bilinç ve duyarlılıktır.” (Hac Suresi 37. Ayet)
Ödediğin nice bedeller sonrası, nefsinle girdiğin tüm savaşların semeresi olarak, artık kurbanını kesebilirsin. Sen şimdi İbrahim olarak bir İsmail kurban edeceksin. Kesilen hayvanlar semboldür, senin kurbanın nedir hiç düşündün mü? İsmail’in nerede? En sevdiğin, dünyada en çok değer verdiğin, dünyalara değişmediğin nedir şimdi onu kurban etme zamanlarındasın.
Makama sunduğun yürekten teslimiyetin, bilincin, derinden yaşadığın takva duyarlılığıyla vazgeçtiklerin, kulluk bilinciyle adanmışlığındır. Şimdi yürekli, cesur, mert bir şekilde kendi İsmail’ini has kurbanını bulma telaşına düş ve onu makama sun, onu kurban et.
ALİ İBRAHİM AİLESİNİN MUAZZAM TESLİMİYETİ
Ülü’l Azm Peygamber, tek başına bir ümmet olan aziz peygamber, can parçasını, rüyalarla gelen vahiyle kurban etmeye çağrılıyor Rabbi tarafından. İbrahim Peygamber şeytanlardan geçerek, babalığından, nefsinden, atalığından, tüm duyarlılıklarından sıyrılarak, araya araya dualarla bulduğu İsmail’inin körpe yavrunun boynunu vuracak. Onu Yaratanına kurban edecek. Emanet sahibi, emanetini istiyor.
“Ey yavrucuğum! Rüyamda seni kurban ettiğimi gördüm: bir düşün ne dersin” diye yavrusuna çekinerek seslendiğinde:
“Ey babacığım, sana emredilen neyse onu yap. İnşallah beni sıkıntıya göğüs gerenler arasında bulacaksınız!” demişti kutlu evlat.
İnanan, gönülden bağlı teslim olan baba, teslim olan yüreği yaralı anne ve teslim olan evlat. Nasıl güzel bir aile… Nasıl bir teslimiyet. İnsanlığın atası Ali İbrahim ailesi…
GÜVENLİ LİMAN KÂBE VE RUHUN FELAHI
Sen şimdi taşlar üzerine kendi İsmaillerini devir. Sıra sende, kaçış yok. Neyi kurban edebilirsin, en çok bağlandığın, sevdiğin, sevgisini derinden derine yüreğine içirdiğin nedir?
Şimdi senin gönülden yaptığın yakarışlarla, gösterdiğin derin bağlılık ve kavi imanınla, yürüdüğün kutlu hac yolculuğunda ulaştığın yegâne kurban, İsmail’in fidyesidir aslında.
Şimdi fidyeni ödedin. Yüreğin mutmain, sürur duraklarındasın. Rabbine iltica makamında, Kabe’desin. Orası senin yetim, öksüz, çaresiz, yıpranmış yüreğine sığınak, güvenli bir limandır. Uzun, gözyaşıyla ıslanmış secdeler sonu ulaştığın Kabe’de makamdasın.
ŞAHİTLERİN HUZURUNDA BÜYÜK BAYRAM
Güneş tüm görkemiyle Mekke semalarında görünür şahittir şeytanı taşladığına. Şahittir uzun yürüyüşlerine, yorgun bedeninin sızılarına, gönlünün felaha kavuşmasına.
Artık gün ağarırken, güneşi, ayı, yıldızları, Mekke’nin kutlu dağlarını, Uhud’u, Sevr’i şahit kılarak taşladığın şeytandan, kurban ettiğin İsmail’inden sonra bayram gelmiştir.
Şimdi ihramını çıkarıp bayramlığını giyebilirsin.
Bayramın mübarek olsun, haccın mebrûr olsun ey Hacı...