Avrupa ve Amerika'nın dünyaya armağan ettikleri birçok icat var. İnsan davranış ve duygularını etiketleme becerisi de onların işi. En son yayınlanan tanı kitabında 400'e yakın davranışı normaldışı ilan ettiller. Kitabı elinize alıp okuduğunuzda, kendinizi bir uzmanın kapısında bulabilirsiniz. Zira yüzlerce sendromdan birkaçı sizde de olabilir.
Tanı kitabında yer alan bir sendrom var ki güncel bir sorunu tanımlıyor. 'La belle indiferans' sendromu. Karşılığı şu; hastanın mevcut durumuna uymayacak derecede ilgisiz ve uygunsuz olması. Başka bir ifadeyle içinde bulunduğu perişanlığa aldırmama hali. Soruna rağmen bir şey yokmuş gibi keyifli davranması.
Ülkelerin kaderi insanların kaderi gibidir. Devletlerin de hasta olabileceği lafı Avrupa'ya ait. Osmanlı'yı hasta adam olarak yaftalarken şimdi hasta adamlık sırası onlarda. Daha kötüsü kendine çeki düzen vermek yerine hala üstünlük algısı ile güçlü durma çabasında. Avrupa Birliği en büyük üyesi İngiltere'nin ayrılma kararıyla itibar kaybetti. Bu birliği güçlü kılacak dinamiklerini bir bir kaybetmekte. Kral çıplak, fakat 'la bella indiferans' sendromu nedeniyle, neşe içinde dünyanın en iyi kralı olduğunu söylüyor. Avrupa, artık dünyanın yükünü taşımak istemediği hasta bir uzva dönüştü.
Avrupa, eski Roma'da dillendirilen iki kavramı miras edindi. 'Homo humanum' kavramını ilke edinerek, kendine benzeyenlere hümanizmle yaklaştılar, birlikler kurdular. Öteki kavram ise 'homo barbarum' idi. Kendilerine benzemeyenlere karşı barbarlık göstermek onların şiarı oldu. Buna rağmen hasta adam sözünde olduğu gibi Osmanlı'yı barbarlıkla suçladılar. Halbuki barbarlık yaftasını yakıştırırırken Hollanda'nın da öncülük ettiği sömürgecilik, Kara Kıta'ya çoktan girmişti. 'Hümanizm' adına Afrikalıların dinlerini ve dillerini değiştirip, yeraltı kaynaklarını Avrupa'ya taşımışlardı. Hem de köleliği yeniden hortlatarak.
Bir Afrika ülkesi düşünün resmi dili Felemenkçe, İtalyanca, Fransızca ya da İngilizce. Neden? Bir Afrikalıya Avrupa hümanizmi mi Afrika yerliliğini mi tercih edersin diye sorsanız ne cevabı ne olur? Şu cevaptan bunu anlayabiliriz. Bir Afrika yerli kabile şefi, sözümona dinin şefkatini getiren Mesihiler için şöyle diyecekti. "Bize gözlerinizi kapatıp dua edin denildi. Bunu yaptık. Gözlerimizi açtığımızda elimizde İncil vardı, onlarda ise topraklarımız." Sömürüsever Avrupa'da dillendirilmeyen kural; hümanistlik kendine barbarlık ötekine.
Avrupa, dünyanın en iyisi olma yolunda küresel algıyı yönetiyor. Özgürlük, demokrasi ve sosyal refah sloganı düne kadar algı yönetimi için geçerli dinamiklerdi. Fakat bugün dünyada yükselen vicdan hareketini aşacak güçte değil. İletişim teknolojisi, yapılan haksızlıkları küresel çapta gündemde tutuyor. Geçmişte olduğu süper power olmanız kendinizi haklı göstermenize yetmiyor. Dünya Suriyelilerin mazlumluk kriterleri ile değerlendirme yapıyor, Avrupanın katalog kriterleri bu ağa takılmış durumda.
Avrupa 'en iyi' olmak için çabalamıyor, en iyi kalmak ve görünmek amacında. Bu algı şimdilik onu yukarıda tutmaya yetiyor. Artık bir şey üretemiyor. Aydınlanma akılcılığının kötü taklidi içindeler. Bugün insana sundukları şey; hedonizm. Bir sakinleştirici ya da uyuşturucu gibi dünyaya sundukları yaşam tarzı ile şimdilik gün kurtarmaları mümkün.
Bakanlara ve Türkiye vatandaşlarına gösterilen barbarlık bir gerçeği vurguladı. Benlik algısının ne denli kalıplaşmış olduğu ortaya çıktı. Bugüne değin Avrupalıları küçük düşüren ve eleştiren yaklaşımların yok denecek kadar az olması nedeniyle bu krizi yönetmekte zorlandılar. Avrupa şaşkınlık içinde parfüm kokan, ne dediği anlaşılmadan çığlık atıp duran yaşlı bir matmazel gibi.