YAZARLAR

Tüm Yazıları Lokman Yıldırım

Zor zamanlarda sınanmak (2)

15.03.2019 00:01

Bir önceki yazımıza atıfta bulunarak devam edelim…

Okul kapılarından kovulduğumuz o eski günleri hatırlayın. Tıka basa kodeslere doldurulduğumuz, bir sağdan bir soldan ipe çekildiğimiz günler ne çabuk unutuldu. Bugün gelip aramızdaki eften püften şeylerde düğümlenmek, olmadı basit ve eski meseleleri yeniden başa sarmak hangi aklın kârıdır. Bu zor zamanlarda başımıza çorap örecek yeni sorunlar üretmek akılla mantıkla izah edilebilir mi sizce?

Birlikte memleketimiz ve insanlık için ne yapmamız gerektiğine, nereye varmamız gerektiğini düşünmeden, yaşananlardan birbirimizi tüketmekle nelerin amaçlandığı yeterince açık değil midir? İnsafsızca asıp kesen, adaletten yoksun suçlamalarda bulunanlar var aramızda. Keskin bıçak gibi ülkemize zarar verenlerin kabına su taşıyıp durmak nasıl izah edilebilir ki? Bu iyi niyetten mi yoksa ahmaklıktan mı kaynaklanıyor kararını siz verin. Şöyle diyelim; bir yerde kendimizin hem zalimi hem de mazlumu oluyoruz. Hem yargıcı hem de savunanı...

İç ve dış tehditler, öfke, kin, nefret, haset, ahlaki çöküş gibi korkunç bir tablo ortadayken saldırarak, suçlamalarla ülkemizin enerjisi neden boş şeylerde harcanıyor. Değerlerimizin ve ülkemizin siperlerinde sağlam durulacağına her türlü ve siyasi ganimet kapma derdine düşmenin ülkemize zarar vereceği fark edilmiyor mu?

Dünyayı ahlaki değerler üzerine inşa edeceğimizi unutarak nasıl aciz hallere düştüğümüzü fark edebiliyor muyuz? Gönüllere girebilmek, gönülleri yönetebilmek emek ister. Buna talip olmalıyız. Gönülleri hoş edecek ve ihtilafları ortadan kaldıracak çabaları neden birbirimizden esirgiyoruz? Davasını ve değerlerini kazanç kapısına çevirenlerden davasında samimiyet beklenebilir mi? Çekiştirmenin, dedikodunun “Müslüman kardeşinin etinin yenmesiyle” eşdeğer olduğu ne çabuk unutulur oldu. Bu anlamda her gün bir kaç kardeşimizi diri diri deviriyoruz.

Daha ilerisi, seçime az bir süre kalmışken burnundan soluyanları, öfke ve kin kusanları gördükçe bu ne gözü dönmüşlük diye sormaktan edemiyoruz. Tehlike görüldüğü halde “altı üstü bir belediye başkanı seçimi, beka lafları çok abartılı” diyenler en az burnundan soluyanlar kadar suçlu ve öfkelidir. Bugün tarafını seçmemenin bedelinin yarın ağır olabileceğini bilmek gerekiyor. Tam da burada Suriye, Irak ve işgale uğrayan diğer coğrafyalarımızı, Türkiye’nin terörle mücadelesini ve kendilerini tanklara siper edenleri gözlerinizin önüne getirin… Bütün bu saldırıların asıl sebebi Sayın Erdoğan’ın şahsında Türkiye ve bütün gönül coğrafyalarımızı düşürmektir.

Osmanlı'nın artığısınız dediklerinde "kahroluyorum" diyen Kerküklü ninenin, "Bizi kimlere bırakıp gidiyorsunuz?" diye haykıran Şamlı dedenin, “Türkiye için dua etmeden seccademi kaldırmam" diyen Bosnalı teyzenin, "İki patik ördüm, köyüme ilk gelen Türk askerlerine vereceğim" diyen Ahıskalı gelinin, Kurtuluş savaşında "Ordumuza katılmak için ceketini satan Pakistanlı gencin, şahadet parmağını terör devleti katil İsrail askerlerine uzatarak, "Bir gün gelecekler" diye ağlayan Kudüslü çocuğun çığlıklarını duyalım ve artık tarafımızı net belirleyelim…

İyi bilin ki, memlekete, millete ve değerlerimize saldıranların bu yerel seçimde güç kazanmaları durumunda istikrarsızlık söylemleri güç kazanacak ve ardından Başkanlığın kaybedilme ihtimali gelecektir. Bu süreçten sonra Türkiye’nin “Beka” sorunu tartışmaya açılacak olup muhtemel bir seçimde seçilecek yeni Başkanın ilk yapacağı devri sabık oluşturmaktır. Bu süreçte FETÖ’cülerin affı ve memuriyete dönüşleri sağlanacak, hakları iade edilecektir. Allah korusun, bu ihtimallerde Türkiye’nin eski kötü ve istikrarsız günlerine dönmesine hazırlıklı olun!

 

Balık karnında uyuşturucu sevkiyatı

Tarihi şehir Palu'da kar manzarası

Doğu Anadolu'da kış

New York'ta İslamofobi protestosu

Cammu Keşmir'de çatışma

Meral Akşener'in Kandil adayları

Mansur Yavaş'ın Kandil adayları belirlendi!

Bunlar da Ekrem İmamoğlu'nun PKK'lı adayları

İşte İP'nin PKK'lı adayları

Meral Akşener'in PKK'lı adayları deşifre oldu