Lübnan resmi ajansı NNA'nın haberine göre Selam, Beyrut'taki Ulusal Kütüphane'de düzenlenen 'Vatandaşlık, Devlet Egemenliği ve Gelecek Beklentileri' başlıklı konferansta yaptığı konuşmada, kamu görevlerine atamalarda eşitlik ve liyakatin güvence altına alınması için anayasanın eksiksiz uygulanması çağrısında bulundu.
Lübnan Anayasası'nın vatandaşlar arasında hak ve yükümlülüklerde tam eşitlik öngördüğünü dile getiren Selam, bu eşitliğin ceza ve medeni hukuk alanında büyük ölçüde sağlandığını, ancak kişisel 'statü hukuku' ile siyasi ve idari uygulamalarda zedelendiğini ifade etti.
Selam, siyasi ve idari görevlerin mezhepsel aidiyete göre dağıtılmasının anayasal eşitlik ilkesine aykırı olduğunu belirterek, üst düzey pozisyonların 'büyük mezhepler' ile sınırlandığını, 'küçük mezheplerin' ise kamu sektörüne erişimde ciddi engellerle karşılaştığını kaydetti.
Anayasa'nın 95. maddesinin uygulanmasının amacından saptığını dile getiren Selam, mezhepsel temsilin yalnızca birinci kategori kadrolarla sınırlı kalması gerekirken kamu sektörünün geniş kesimlerine yayıldığını, bunun da liyakat ve yetkinlik ölçütlerinde gerilemeye ve 'kayırmacılık ile siyasi himayenin yaygınlaşmasına' yol açtığını söyledi.
Selam, bu sistemin yalnızca vatandaşlık kavramına zarar vermediğini, aynı zamanda kamu yönetiminin etkinliğini ve vatandaşlara sunulan hizmetlerin kalitesini de olumsuz etkilediğini ifade ederek, devletin meşruiyetini ve istikrarını güçlendirmek için mezhepsel hassasiyetler ile bireysel liyakati dengeli ve yaratıcı biçimde bir araya getiren bir modele ihtiyaç olduğunu savundu.
Mezhepsel temsili sınırlandıracak bir senatonun kurulması, temsilciler meclisinin (parlamento) mezhepsel kotalardan arındırılması ve 95. maddenin tam olarak uygulanması çağrısında bulunan Selam, böylece vatandaşlık ve yetkinliğe dayalı ulusal katılımın sağlanabileceğini belirtti.
Selam, 'Lübnan'daki vatandaşlık krizi, bireyin mezhepsel aidiyetine bakılmaksızın haklarının siyasi düzeyde tam olarak tanınmamasından kaynaklanmaktadır.' diyerek, 'adil ve güçlü' bir devlet inşası için bu sorunun ele alınması gerektiğini vurguladı.
Lübnan'da 1975'te başlayan iç savaşı sona erdirmek amacıyla 1989'da Suudi Arabistan'ın Taif kentinde imzalanan Taif Anlaşması, siyasi yetkilerin yeniden dağıtılmasını ve devlet otoritesinin ülke geneline yayılmasını öngörüyordu.
Anlaşma kapsamında iktidar pozisyonları Hristiyanlar ile Müslümanlar arasında paylaştırılmış, bazı cumhurbaşkanlığı yetkileri ise kabine ve parlamentoya devredilmişti.