Satranç oyunundaki taşların en kıymetlisi şah'tır… Şah devrildiği zaman ayakta kalan hiçbir taşın hükmü yoktur… Yerlerinden bile kımıldayamazlar… Onların yeri ikinci bir oyuna kadar tahta kutudur… Şah ayakta kaldığı sürece oyun devam eder…
İnsandaki bir et parçasının da hükmü neredeyse satrançtaki şah gibidir… Kalp çalışıyorsa –ve şuur yerindeyse- hayat devam ediyor demektir…
Bu kalbin hayatı pompalaması dışında da çok önemli görevleri vardır… Niyetin yerinin kalp olması hasebiyle yapılacak bir ibadet ya da eyleme yön verir… Kalp, aynı zamanda sevgi ve nefret tohumlarının atıldığı geniş bir arazi gibidir… Gül de yetişir, dikende…
Kalbin bir başka özelliği de her kim olursa olsun gerçekten o kişiyi sevmişse o kalp yerinde duramaz ve vücudun tüm yerini titretir… Hele de bu sevilen Allah'u Teala olursa…!
Evet…
Bakalım sevginin ekildiği verimli tarla olan kalp hakkında Allah'u Teala ne buyuruyor;
"Müminler ancak, Allah anıldığı zaman yürekleri titreyen, kendilerine Allah'ın ayetleri okunduğunda imanlarını artıran ve yalnız Rablerine dayanıp güvenen kimselerdir."[1]
Kalbin kulakları çok keskindir…! Allah anıldığı zaman kulaktan önce işitir… Hele de o kalpte Allah'ın özel bir yeri varsa! İşte o zaman o kalp anında sevinç çığlıkları atarak imanı dürtükler ve o iman da yerinde duramaz artık… Çünkü Allah'tan mesaj gelmiştir…
Allah ile tanışmış bir kalbin tüm hücreleri verimli bir arazi gibidir… Tabi bir de bunun çorak arazi hükmünde olan adaşları vardır… Ölü kalp ya da baygın kalp ya da gafil kalp dediğimiz kalpler de vardır…
Bir kalp vardır Allah anıldığı zaman öfkesi kabarır… Sanki Allah'u Teala kendisine kötülük yapmış gibi!
Yine bir kalp daha vardır Allah adını duymuş ama hakkında kısa birkaç bilgi işitmiş o kadar… O kalp Allah lafzını işittiğinde başkasının mektubunu okumuş gibi bir hal alır… Sanki Allah'u Teala'nın kendisiyle alakalı hiçbir hakkı ya da hükmü yokmuş gibi…
Subhanallah…!
Her kim kalbindeki Allah'ın yerini öğrenmek istiyorsa çok rahat bir şekilde öğrenebilir… Bunun için yapılması gereken tek şey; 'Allah anıldığı zaman kalbinin sesine kulak vermek!' formül bu kadar kolay ve kısa…
Yeryüzü Müslümanların kalbi Allah anıldığı zaman titreseydi bu titreme imanı, iman da ameli harekete geçirecek ve mazlumların gözyaşları silinmiş, karınları doymuş ve esaretten kurtulmuş olacaklardı…
Evet…
Kalbimiz taş gibi olmuş… Acilen yumuşaması ve Allah ile barışık hale gelmesi gerekir… Unutmayalım ki Allah'ı sevmemiz çok da önemli değil, önemli olan Allah'ın bizi sevmesidir… Zaten Allah bir insanı sevdiği zaman o kalp bu mutluluğu bize haber verecektir…