Maneviyatın banalleşmesi

Maneviyat, günümüzde çok kullanılan bir kavramdır. Çok kullanılan maneviyat kavramının ve tecrübesinin ne olup olmadığının ortaya konması önem taşımaktadır. Maneviyat, dini ibadetleri, duaları ve ritüelleri alışkanlık olarak yapmak değildir. Maneviyat, insanın varoluşunun derinliklerine yoğunlaşarak sürekli olarak kendine, doğaya ve insanlığa doğru yolculuk yapmasıdır. Maneviyat, derin anlamını ve tecrübesini yitirmiştir. Yüzeysel söylemler, popülist güçler ve kimlik performanslarının bir imajolojiye indirgediği maneviyatın, sahici derinliği ve muhtevası ortadan kalkmış durumdadır. Maneviyat, günümüz dünyasında bir duygusal konfor aracı veya sosyal-siyasal-ekonomik-dinsel statü aracına indirgenen bir imaja dönüşmüştür. Sosyal ve duygusal bir imaj olarak maneviyat, hakikat, hürriyet ve hayat arayışına katkı sunan sonuçlar doğurmamaktadır.

İnsanlar, bir ritüeli şartlarına uygun yaptıkları veya belirli sözleri defalarca mekanik olarak tekrar ettikleri takdirde maneviyatı tecrübe edecekleri vehmi içindedirler. Maneviyat, tekrar, taklit ve tabi olmak değildir. Maneviyat, şekil ve şekilcilik değildir. Maneviyat, insanın iç dünyasına, bedenine, ilişkilerine ve doğaya yoğunlaşması ve onları içten içe geliştirme ve yenileme tecrübesidir.İnsanın iç dünyasını içten içe sürekli olarak yenilemesi, dışarıdan empoze edilen rükünlere, ritüellere ve tekrarlara uymaktan çok daha zor emeği ve yorulmayı gerektirmektedir. Yorgun, yılgın ve yitik insanlar, sahici bir şekilde iç dünyalarını içten içe yenileme cesaretine ve tutkusuna sahip değillerdir.

İnsanlar, artık kendilerine doğru içsel bir yolculuğa, keşfe ve yenilenmeye çıkmak istemiyorlar. İnsanlar, kendilerini iyi hissettiren her şeye maneviyat ve moral bulma adı altında sarılmaktadır. Yüzeysel duygusallığın maneviyat ve moral olarak görüldüğünü sanal alemdeki paylaşımlarda, popülist söylemlerde ve günlük konuşmalarda görmek mümkündür. İmaja dönüştürülen maneviyat, banalleşmiştir ve sıradanlaşmıştır. Maneviyatın yüzeyselleşmesi, maneviyatın sıradanlaşması sonucunu doğurmaktadır.Banalleşen maneviyatın, içsel derinliği ve yoğunluğu yoktur. Sıradanlaşan maneviyat, sadece duygusal bir konfor aracıdır.

Sıradanlaşan, sığlaşan ve sığırlaşan maneviyat, bir toplumsal kimlik ve statü üretim aracı olarak kullanılmaktadır.Kendilerinin maneviyat ve moral sahibi olarak üste yerleştiren kişiler ve kesimler, kendi dışındakileri sığ ve sapmış olarak sınıflamaktadır.Kimlik ve toplumsal aidiyet göstergesine, imajına ve sembolüne dönüştürülen maneviyat, dışarıya karşı kullanılan bir silah ve sosyal hiyerarşinin kurgulanmasını meşrulaştıran işlevsel bir araç olarak kullanılmaktadır.Toplumsal kimlik ve statü aracı olarak kullanılan maneviyatta içsel derinleşme, yoğunlaşma, hakikat, hürriyet ve aşk bulunmamaktadır.

Varoluşsal maneviyatın merkezinde kimlik, kültür, ideoloji, statü yoktur. Varoluşsal maneviyat, varlığın ruhsal, insani ve bedensel derinliklerine insanca dokunma, ulaşma ve diyalog kurma tecrübesidir. Maneviyat, insanın kendisiyle ve doğayla güçlü ve zayıf taraflarıyla bir bütün olarak konuşması ve onların farkına varmasıdır.Satü, ideoloji, doğma ve hiyerarşi olarak gösteriye dönüştürülen maneviyat şovları, yalan, yanılgı ve yanılsama üretmektedir.

Sosyal, siyasal, kültürel, entelektüel ve ekonomik hayata dair hiçbir şey, aşkın değildir. İnsana dair her şey, eleştiriye tabidir. Sosyal, siyasal, kültürel ve eknomik güçler, kendilerini meşrulaştırmak, dokunulmaz ve eleştirilmez kılmak için maneviyat maskesinin arkasına gizlenebilmekte ve maneviyatı kendileri için bir meşrulaştırma olarak kullanabilmektedirler. Maneviyatın banalleşmesi, doğmatizm ve despotizm üretmektedir.Maneviyat, bir meşruiyet ve rıza üretim aracı değildir. Maneviyat, insanın sessizce ve sakince kendi iç ve dış varlığına yoğunlaşmasıdır.İnsanın kendine yoğunlaşması için, insana dair her şeye özgürce ve eleştirel olarak dokunması ve eleştirmesi gerekmektedir. Maneviyat, banallik değil, eleştirel olmaktır.

Popüler olmanın, kendini iyi hissetmenin, toplumsal onay ve takdir almanın aracına dönüştürülen banalleşmiş maneviyat, bilinç, duygu ve düşünme derinliği ve ufku oluşturmamaktadır. Banalleşmiş maneviyat, insanın varoluşsal derinliğinin boşaltılmasıdır. Yüzeysel ritüellerin tekrar ve taklit edilmesi, maneviyat değildir. Maneviyat banalleştiğinden dolayı, bilimin, felsefenin, sanatın, edebiyatın ve ahlakın gelişimine hiçbir katkısı bulunmamaktadır.Derin bir bilinci olan bireyler, felsefenin, bilimin, ahlakın, sanatın gelişimine katkı sunabilirler. Bilinçleri sığlaşmış kişilerin maneviyatı olmadığı gibi, ahlakları, bilimleri, felsefeleri ve sanatları da yoktur.Kendi varoluşunu yeniden kavrama çabası olarak maneviyatı tecrübe etmek için emek sarfedenler, maneviyatı banalleşme bataklığından çıkararak maneviyatın yeniden insana iadesini sağlayabilirler.