Maske yırtıldı ama

Hâlâ bize afettir o yüz.

“Maske yırtılmasa hâlâ bize âfetti o yüz. Medeniyet denilen kahpe, hakikat, yüzsüz."

Çanakkale harbi, Hürmüz Boğazı’nda devam ediyor.

Libya, 1911…

Balkanlar,1913…

Gazze,1917…

İstanbul,1919…

1911’de Libya’nın işgaliyle başladı büyük çöküş…

Libya’da bugün münhasır bölge olarak belirlenen alan Çanakkale’nin savunma hattı olduğu için İngiliz Muhipleri karşı çıkıyorlar, İsrail ağzıyla konuşuyorlar, bundan dolayı Gazze’de soykırıma kör ve sağırlar…

Hemen arkasından Balkan Savaşları sökün etti.

1913’te Edirne işgal edildi.

1908’de hürriyet naralarıyla Meşrutiyet ilan eden İttihatçılar, Edirne’nin işgalini de bahane ederek askeri diktatörlüklerini ilan ettiler…

1914’te dünya savaşının içinde idi, koskoca bir devlet.

Ve Çanakkale Boğazı’nda ölüm kalım savaşıyla karşı karşıya kalındı.

Çanakkale, her ne kadar “geçilmez” denilse de 30 Ekim 1918’de Mondros Mütarekesiyle ordusunu teslim etmiş İT’ler 2 Kasım’da yurt dışına kaçmışlar ve 16 Mart 1919’da düşman İstanbul’a girmişti.

İşgalcileri hararetle alkışlayan “muasır medeniyetçiler” zevkten dört köşeydiler. Artık asrî idiler.

Cemiyet kurdular…

“Cemiyet”

Üstat Necip Fazıl’ın ifadesiyle ““Cemiyet, ah cemiyet, yok edilen ruhiyle; Ve cemiyet, cemiyet, yok eden güruhiyle..”

Milletin ensesinde boza pişiren cemiyet…

İngiliz Muhipleri Cemiyeti…20 Mayıs 1919…

O günün Said Mollaları bugünün, Fethullah Gülenleri, o günün Abdullah Cevdetleri bugünün Abdullah Öcalanları, Tasmalı Özgürleri, “çağdaş yaşamcıları”…

Şimdi de yalvarıyorlar, kendilerini terkedilmiş hissediyorlarmış.

Batının menfaatlerini ancak kendileri korurlarmış…

O gün İngiliz elçisine beygir olanlar, bugün de kişneşiyorlar…

Çaldıklarını da Londra’ya götürüyorlar…

Çanakkale bugün Hürmüz’dür.

İran’ı bombalayanlar, İran’da yönetim belirlemeye yeltenenler, Türkiye’de her 10 yılda darbe yaptılar. Ülkeye hizmet edenleri ya asarak ya da siyaseten “MUHTAR BİLE OLAMAYACAK” şekilde yasaklayarak saf dışı ettiler. 15 Temmuz’da aynen İran’da olduğu gibi bombaladılar. Türkiye Cumhuriyeti’nin yöneticilerini öldürmeye çalıştılar.

ABD-İsrail çetesi vekil güçlerle yapamayacağını anladığında kendisi bodoslama dalıyor.

Diplomasi artık tuzaktan başka bir şey ifade etmiyor.

Artık daha iyi anlaşılıyor. Ama maske hiç değişmiyor. Yırtık maskeleri gerçek olarak lanse eden uyuşturucu görevinde “demokrat” katiller kasım kasım kasılarak ekranlarda, meydanlarda arzı endam ediyorlar.

Ne uluslararası hukuk var ne asgari ahlak kuralları…

Sapkın teolojisiyle İsrail, insanlığı rehin almış durumda.

İslam İşbirliği Teşkilatı aslında İsrail İşbirliği Teşkilatı görevinde.

Çünkü…

“Gölgede duranın gölgesi olmaz…”

Türkiye’nin son 20 kendi göbeğini kendi kesme prensibinin hayati önemde olduğunu anlamak için bugünlere bakmak yeterlidir.

Milli Birlik ve kardeşliğini pekiştirici kararlar alması, Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge çalışmaları, Suriye’de yeni sürecin başlamasında oynadığı rol ve Mavi Vatan konsepti tarihin akışını değiştirici nitelikte icraatlardır.

Terörle mücadeleyi “sarayın savaşı” diye saptırmaya kalkışanlar için Çanakkale, Gazze, Hürmüz “medeniyetle” çatışma ifade ediyor.

Gördükleri bildikleri halde…

Maske her zaman yırtık…

İsteyene…