YAZARLAR

Tüm Yazıları Mehmet Beyhan

İsrail ve Yunanistan taşerondur

12.06.2019 00:02

Doğu Akdeniz’deki zengin enerji kaynakları üzerinde paylaşım kavgası devam etmektedir. 2000’li yılların başında Doğu Akdeniz’de zengin enerji kaynakları keşfedilince, ABD ve İngilizlerin bölgedeki politikaları değişmeye başladı ama küresel politikaları pek değişmedi. Bu ikilinin bölgede izlediği politikaları dikkatle izlediğimizde şu üç hususu eş zamanlı olarak yürüttüklerini görüyoruz.

Birincisi, ‘’Arap Baharı’’ adı altında bölgedeki devletlerin siyasi niteliğini değiştirerek ülkeleri istikrarsızlaştırıp, siyasi ve ekonomik olarak zayıflattılar. İkincisi, Bölge devletlerinin birbiriyle olan bağlarını sabote ederek muhtemel bir dayanışmanın önünü kestiler. Üçüncüsü, Müslüman halkları çatıştırıp birbirinin kanını döktürürken, kendileri de Doğu Akdeniz’deki kaynakları ele geçirmek için taşeronlarının aracılığıyla görüşmeler ve anlaşmalar yaptılar.

ABD ve İngilizlerin Doğu Akdeniz’deki enerji kaynaklarının kullanımında Türkiye’yi denklem dışı bırakma çabalarını yaklaşık on yıldır takip ediyorum. ABD’nin S-400 hava savunma sistemine karşı çıkmasının temelinde Doğu Akdeniz’de muhtemel bir zorbalığa karşı Türkiye’yi savunmasız bırakmak istedikleri aşikârdır.

ABD-İngiliz ikilisinin Türkiye’yle ilgili olarak birçok plan üzerinde çalıştıklarını okuduklarımdan anlıyorum ama son üç yıldır yapılanlara baktığımda iki strateji izlediklerini görüyorum. Birincisi, dışarda Türkiye’nin yakın çevresi olan Doğu Akdeniz’de, Ege’de, Suriye’de kuşatmak, ikincisi içerde milleti birbirine karşı kışkırtarak yıkıcı hedeflerine zemin oluşturup içten çürütmek.

ABD’li George Friedman’ın GF’de 02-05-2016 tarihli ‘’Potansiyel Tehdit’’ başlıklı makalesinde: ‘’Bir ülkenin tehdit oluşturacak potansiyelin başında, savaşabilme kapasitesi ve enerji gelir.’’ Demişti. Türkiye’nin savaşabilme kapasitesini biliyorlar. Eksik olan enerjiyi de Doğu Akdeniz’de elde etmesini tehdit olarak algılıyorlar.

Ancak ABD ve İngilizlerin Ortadoğu coğrafyasına yaklaşımı sahip olduğu zengin enerji kaynaklarıyla sınırlı olmadığını da belirtmek isterim. Bu ikili süper güç olma adayları olan Çin, Rusya ve Hindistan’ı çevreleyip sınırlandırarak kendi konumlarını muhafaza etmek istiyorlar. Küresel çapta siyasetin coğrafyadan bağımsız yapılamadığını bir kez daha burada görüyoruz.

Doğu Akdeniz’de zengin enerji kaynakların bulunması önemini artırmaktadır ama küresel güçler için esas önemi jeopolitik konumundan kaynaklanmaktadır. Bir gün Ortadoğu’da zengin enerji kaynakları bitse bile, küresel güçlerin bu coğrafya üzerindeki egemenlik mücadelesi bitmeyecektir.

Bugün Doğu Akdeniz’de bu mücadelenin taşeronluğunu İsrail ve Yunanistan’a vermişler yarın taşeron değişebilir ama mücadelenin mahiyeti, hedef noktaları ve taşeronları değişse de sıcaklığı hiç değişmeyecektir. Onun için hep diyorum ki, mesele ciddi ve derindir.

Son Haberler

  • 1

    Dağa kaçırılan oğlu için HDP önünde eylem başlattı

  • 2

    AK Parti'den 18. yıla özel marş

  • 3

    KKTC Başbakanı: Türkiye bize güç veriyor

  • 4

    Şırnak'ta 4 terörist teslim oldu

  • 5

    Yunanistan göçmenleri zorla Türkiye'ye gönderiyor

Günün Manşetleri

Allah'ın Evi'ne SAYGI gösterin
“Psikoloji”yi düzeltmek şart!..
Trabzonspor ilk kez karşılaştığı Yunan ekibini deplasmanda ezdi
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Doğu Akdeniz'deki çalışmalar aynı kararlılıkla devam edecek
Ankara'dan dünyaya mesaj: Kritik zirve
Görevden alınan başkana soğuk duş!
4 ülkeden Erdoğan'a güven mektubu!
Kamu işçisinin zam oranı belli oldu
İnceğiz Kanyonu para basar!
İzmir'den sonra şimdi de Balıkesir yanıyor
Şehitlerimizi toprağa verdik
Esed rejimi kritik bölgeyi ele geçirdi!
İstanbul İzmir Otoyolu sürücülerin tercihi oldu
Esed rejimi Türk askerini hedef aldı!
Terörle mücadele müthiş rakam