YAZARLAR

Tüm Yazıları Mehmet Nuri Yardım

Savaş ve Gönül

12.09.2018 00:05

Geçenlerde Vezneciler’deki kitap çarşısına uğradım. Şefkat Yayıncılık’ın kitabevinde yeni ve eski kitaplar var. Malum ben biraz eskiciyim. Kitapları karıştırırken, ilginç bir kapağa ve aşina bir isme rastladım. Türkiye gazetesinde halefim olan, kültür sanat servisini yıllarca idare eden merhum Sefa Koyuncu’nun kitabıydı rastladığım: Irak’ta Kanlı Şafak. Eski kitapların bir kısmı zayiata uğrayabiliyor, tıpkı insanoğlu gibi. İnsanlar da yaşlandıkça hastalıklara düçar olmuyor mu, bazı azalarından yana şikâyette bulunmuyor mu? Ama olsun. Yıpranmış kitapta ölmeyen bir konu var. Savaş! Irak’ta yine işgalci, katil devletlerin kıyıcılığı, katliamı anlatılıyor. Kapakta da bir fotoğraf! Atılan bombanın dehşetiyle evlerinden, işyerlerinden dışarıya kaçışan yaşlı genç, kadın erkek, çoluk çocuk insanlar. Bugün sakız gibi tekrarlanıyor ya, ‘masum siviller!’

          Sivil masum ama zalim güçlerin umurunda değil ki. Herif, hastaneyi de vuruyor, okulu da! İki süper güç, birbirlerini İdlib’e ‘varil’ veya ‘fosfor’ bombası atmakla  itham ediyor. Atılan bombanın tesir gücü önemli. Bu menhus patlayıcı, etrafa da saçılıyorsa, çevrede bir kaç kişiyi daha ölüme sürüklüyorsa daha makbul! Dünyanın gözü önünde, hepimizin tanıklığında İdlib’de insanlar katlediliyor. Terör örgütlerini yok etme bahanesiyle masum halkın üzerine kurşunlar yağdırılıyor, bombalar atılıyor. Peki bölgede teröristlerin başka şekilde ele geçirilme imkânı yok mu? 4 milyonluk şehre ölüm korkusu yaşatmadan, insanları göçe zorlamadan, gelişmiş teknolojinizle yakalayamıyor musunuz şakileri? Öyleyse kahrolsun teknolojiniz! Bari Türkiye’den ders alsaydınız. Sur’da halkı esir alıp çukur kazan PKK’lı hainleri devletimiz nasıl tesirsiz hâle getirebildi? Halkın kılına zarar vermeden o büyük operasyonu nasıl başarabildi?

           Evde haberleri seyrediyorum. Dünya nefesini tutmuş, âdeta yaşanacak facianın vahşice beklentisi içinde. Neredeyse herkes, yapılacak saldırıya dünden razı. İslam dünyasında tık yok! Batı’dan sadece  cılız bir kaç uyarı... Bir tek Türkiye sesini yükseltiyor, itiraz ediyor; Rusya ve İran’ı uyarıyor. Kitabın ilk sayfasındaki şu mısralar ne kadar tanıdık: “Şu Irak’ta olanlar, / kanına dokundu mu? / Senin de için yanar, / kanın donar oldu mu? / Kaldın mı aylar boyu / katliam etkisinde? / Terk ettin mi uykuyu, / duyduğun âh sesinde?”

          Şiirler zalimlere bomba gibi, mısralar işgalcilere birer kurşun. Kitaba adını veren şiiri okuyorum: “Irak’ta bir kanlı şafak, / ilk bombanın düştüğü ân. / Gök simsiyah, kızıl toprak, / durdu kalbim, durdu zamân! // Tekbir, ezân, siren sesi, / bir uğultu ufuklardan... / Bir bebeğin son nefesi / ve ardından bombardıman! // Bir güvercin dönüyordu, / seher vakti yuvasına. / Ne ocaklar sönüyordu, / yine petrol dâvâsına! // Yavruları bir anneye, / sarılmış da koklaşıyor. / Katil füze o hâneye, / kilitlenmiş yaklaşıyor! // Âh anneler! Anneler âh! / Çırpınıyor, dövünüyor... / Evlâdının kanlı sabah, / kefenine bürünüyor! / Ya çocuklar? Korku dolu, / gözler ile bakınıyor. / Ayak yitik, kopuk kolu, / inleyerek yakınıyor! // Hâne virân, baba şaşkın, / enkazda can aranıyor. / Genç-ihtiyar, erkek-kadın, / Tomahawk’la taranıyor! // Irak yakın, ırak değil, / yağmalanan gönlüm, gözüm. / Irak ki son durak değil, / bombalanan aslım, özüm! // Tekmelendim, yağmalandım, / dondu karnım, kesmez bıçak! / Can evimden bombalandım, / Irak’ta bir kanlı şafak!” Eser, baştan sona Müslümanlara karşı işlenen cinayetleri anlatan şiirlerle dolu. “Bağdat Güvercinleri”ni okuyayım dedim; doğrusu o da pek hüzünlüydü: “Gelseler elde silah, / terk etmiyor bu yeri. / Cıvıl cıvıl her sabah, / Bağdat güvercinleri // Bir yaralı güvercin, / alevler arasında. / Hedefinde füzenin, / mektup var gagasında.”

          Şairler bağırmalı, haykırmalı, gafilleri korkutmalı. Mümin adam Sefa Koyuncu da gaflet uygusuna yatmış olan İslam ülkelerini ikaz ediyor. Tokat atar gibi “Sıra Sana Gelecek” diyor. Aynı uyarı bugün de geçerli değil mi bütün Müslümanlara: “Sanma kara günleri, / yalnız Irak görecek. / Şaşırırsan yönleri, / sıra sana gelecek! // Afganistan’dan sonra, / geldi Irak’a sıra. / Suriye, İran bir ara, / sıra sana gelecek1 // Suudi Arabistan, / Libya, Yemen ve Sudan. / Geçecekler sıradan; / sıra sana gelecek! // Daha var Pakistan, / Kazakistan, Hindistan. / Ardından Türkmenistan; / sıra sana gelecek! // Yerinden doğrulmazsan, / çıkış yolu bulmazsan. / Süper bir güç olmazsan, / sıra sana gelecek!”

 

Çok Okunanlar

  • 1

    Erdoğan, Suudi Arabistan'a meydan okudu

  • 2

    Abdullah Gül Üniversitesi Spor Kulübü ismi değişti

  • 3

    Şeyhin 'putperestlik' suçlaması o işletmeyi kapattı!

  • 4

    'Güler yüz, tatlı kelam, aldandığımı itiraf ediyorum'

  • 5

    İtalya'nın ‘Kangal' isteğine Türkiye'den yanıt!

Son Haberler