Şükür ki Mehmet Akif'i sadece ölüm yıldönümünde, doğum yıldönümünde ya da İstiklal Marşı'nın kabul programlarında ananlardan olmadık. Dilimizden, gönlümüzden Mehmet Âkif'i hiç eksik etmedik, etmiyoruz.
Özü, sözü bir dava adamı. Kimsenin gönlünü incitmemiş bir iyilik abidesi. Ailesinden önce vatanım demiş, kalbine Kuran'dan başka bir rehber almamış bir Kuran şairi.
Bugün yaşadığımız olaylara bakınca Mehmet Âkif'in bizlere yıllar öncesinden armağan ettiği her dizenin ne kadar derin anlamlar içerdiğine bir kez daha şahit oluyoruz.
Şairliğin sadece bir araç olduğunu biz Mehmet Âkif'in yaşantısına baktığımızda görüyoruz.
Söz vermek ve verdiği sözü tutmak mert adamın işidir diyoruz Mehmet Âkif'i daha iyi tanıyınca.
İçimizdeki umutların tükendiği, herkesin kendi kabuğuna çekilip kendi dünyasında hayatını sürdürdüğü bir zamanda Mehmet Âkif'ten okuduğumuz;
"Âsım'ın nesli diyordum ya nesilmiş gerçek;
İşte çiğnetmedi namusunu, çiğnetmeyecek"
dizelerinin sadece tarihin şanlı sayfalarında kaldığını sandığımız bir zamanda 15 Temmuz gecesi namusunu çiğnetmeyen Âsım'ın neslinin meydanlarda şahlandığına şahit oluyoruz.
Sadece Türkiye'deki muhaliflerin değil tüm dünyanın Türkiye üzerine gizli planlar yaptığı ve Türkiye'nin ayağa kalkmaması için her gün yeni hainlik girişimleri ile sınandığımız bu zamanlarda Mehmet Âkif'e kulak veriyoruz;
"Eski dünya, yeni dünya bütün akvam-ı beşer
Kaynıyor kum gibi, tûfan gibi, mahşer mahşer"
Mehmet Âkif, milli mücadeleyi her aşamasında yaşamış bir memleket sevdalısıdır. Kendisine hangi görev verildiyse tereddütsüz görevini yerine getirmiş, cami kürsüsünde, cephede, cephe gerisinde varlığını hissettirmiştir. İstiklal Marşı'nda çığlık çığlık yükselen nidaları önce kendi hayatında gerçekleştirmiş; cennet vatanı için gerektiğinde canını feda edeceğini göstermiştir.
Kuran'ın, "yapmadıkları şeyleri söylerler" diyerek uyardığı şairlerden değildir Mehmet Âkif. Yazdıkları yaşadıklarının bir belgesidir adeta.
Mehmet Âkif'e Kuran şair denmesinin en önemli sebebi ilhamını Kuran'dan almasından dolayıdır. Hayatının rehberi olarak gördüğü Kuran'ın doğru anlaşılması için de büyük mücadeleler vermiştir. Anlamak, yaşamak ve anlatmaktır Mehmet Âkif'in Kuran davasının özeti.
"Doğrudan doğruya Kuran'dan alıp ilhamı
Asrın idrakine söyletmeliyiz İslam'ı"
Bir de Kuran'ın aslından uzaklaştırılmasından da çok rahatsızdır Milli şairimiz. Farklı amaçlar, gizli hesaplar Kuran'ın ruhunu da incitmektedir.
"İnmemiştir hele Kuran, şunu hakkıyla bilin
Ne mezarlıkta okunmak ne de fal bakmak için"
Her dem yenilenen bir ruhla Mehmet Âkif'i yeni nesillere anlatmak şart. O her ne kadar mahzun bir serzenişle; "Rahmetle anılmak, ebediyet budur amma / Sessiz yaşadım, kim beni nerden bilecektir" dese de her an ve fırsatta gençleri Mehmet Âkif'in sözleriyle, yaşantısıyla buluşturmak milli şairimize karşı yapacağımız en önemli vefa borcumuz olacaktır.
Aramızdan ayrılışının 80. yılında milli şairimiz merhum Mehmet Âkif Ersoy'u rahmetle ve dua ile anarken; onun her sözünün dikkatle okunursa bizleri ayağa kaldıracak derin mesajlar içerdiğini bir kez daha söylemek istiyorum.